Üşüyoruz Maykıl Reis!

  • Konbuyu başlatan badem
  • Başlangıç tarihi
B

badem

Guest
İnsanlar ölünce neden daha önemli olurlar, anlamıyorum?! Aslında anlıyorum da sordum işte.

Şimdi Michael Jackson önemli bir adamdı şüphesiz, kasetleri 750 milyon satmış bir devdi o. Ölmesinin ardından henüz birkaç gün geçmiş olmasına rağmen hakkında binlerce komplo teorisi üretildi. Otopsisi yapıldı; ama rapor 6 hafta sonra verilecekmiş. Oysa otopsiye gerek yok! Her şey ortada. Adam aldığı ilaçlarla zaten bedenini tüketmişti, bence hiç uzatmayın gömün gitsin.

Müslüman oldu; ama beraat etmesine rağmen çoğuna göre ölmeden bir gün önce bile hala küçük kızlara asılan bir sapıktı olarak görülüyordu Michael Jackson, ölür ölmez önde gelen Müslüman bir pop şarkıcısı oldu. İnsanların özel hayatlarıyla ilgilenmek ne de çok hoşumuza gidiyor. Yaşarken şu’cudur bu’cudur ölünce ise sadece bir ölüdür. ‘Nekrofili’ derler bunun adına, ölü sevicilik. Ölüleri herkes sever, arkasından konuşmak günah kabul edilir. Yaşarken arkasından konuşmak heyecan vericidir; ama ölünce heyecan da bitmiştir. Bir ego tatmini söz konusu değildir artık. Oysa yaşarken sorulara cevap verebilir, ölünce bu mümkün değildir. Zaten işin zevkli tarafı da budur. Yaşarken cevap verir; ama sormamak cevabı daha renkli yapar, hayal gücü işte.

Anladım ki ölünceye kadar herkes değersizdir; çünkü vardır ve birileri için potansiyel bir ekmek bölücüdür. Yakın geçmişte Muhsin Yazıcıoğlu da partilerin oy kavgası yaptığı bir adamdı. Ölünce potansiyeliyle beraber öldü.

En büyük ve en zor soru şudur aslında: Sivas’taki belediye başkan adayları Muhsin Reisin ölmesine mi daha çok üzüldüler yoksa belediyeye mi? Yazıcıoğlu’nun mezarı başında yas tutup ağlayan adaylar hiç mi hesap yapmadılar? Yaptılar şüphesiz; ama buna üzülmeye ya da ‘Yahu ben ne duygusuz bir adamım!’ diyerek dövünmeye de gerek yok! İnsan böyle bir şey işte! Daha bugüne kadar ölmeden anlaşılabilen büyük bir adam olmamıştır. Michael Jackson’ın kasetleri yok satıyormuş şimdi, tıpkı Elvis Presley’in kasetleri gibi… Tıpkı Üzeyir Garih’in ya da Sabancı’nın kitapları gibi. Tıpkı Mehmet Akif’in, tıpkı Necip Fazıl’ın şiirleri gibi…

İnsan düşünür: Yahu Erdal Bey, sizce Michael Jackson’la Necip Fazıl’ı ya da Mehmet Akif’i aynı kategoride değerlendirmek doğru mu?

O Adam cevap verir: Haklısın, Necip Fazıl üç kuruş parayı bir araya getirip bir dergi çıkarmak ve fikrini gençlere anlatıp ideal bir gençlik yaşatmak için gece gündüz çalıştı, Michael Jackson’ın ise fildişi kuleleri vardı. Gel gör ki ikisi de öldüğü gün daha değerli oldu senin nazarında.

Dipnot: Hatta biri okunduğunda ayağı kalmamıza engel olamadığımız İstiklal Marşı’nı yazan adamdı. Vay bee…

İnsan hemen tekrar düşünür bahane bulacak ya: Yok ya ben sevmezdim Michael Jackson’ı. Ben duyarlı bir vatandaşım. Hem ben asla izlemem öyle magazin filan.

O Adam tekrar cevap verir: İyi o zaman Mehmet Akif’in torunu zor durumda git ve hemen yardım et!

Ya inanılmaz; ama insan bu sefer düşünmez; çünkü düşünerek çözüm üretemeyeceğini anlamıştır, direkt sorar: Sen ne yaptın Mehmet Akif’in torunu için?

O Adam buna cevap vermez; çünkü soruyu soran, önceki cevabı anlamamıştır.
İnsan Bu sefer uyuz olur; ama onun için yapacak bir şey yoktur artık.


Mehmet Akif’in Torunu Zor Durumda

Bugün İstiklal Marşının kabul edilişinin 88’inci yıldönümü Şair Mehmet Akif Ersoy’un torunu fakirlikle boğuşuyor.

Mehmet Akif Ersoy’un kızı Suat Ersoy`un çocuğu Selma Argon’un, 1990`den beri ekonomik sıkıntı yaşadığı ortaya çıktı.

Daha önce Eyüp Belediyesinden 5 bin YTL destek aldığı belirlenen Argon, 9 Eylül 2008`de acilen 15 bin YTL bulması gerektiğini söyleyerek Türkiye Yazarlar Birliği`ne bir mektup yazıp yardım istedi. Argon’un şimdiye kadar yanıt alamadığı mektubu şöyle:

‘Başımdaki dert öyle büyük ki anlatmak bile zor geliyor. Banka kredileri, kiralar... Derken bir de taşınma zorunluluğu var. Size danışmadan tekrar Sayın Başkan’ın (Eyüp Belediyesi) protokol görevlisi Şevki Bey’i aradım. Kendisi yakın davrandı, bizi çağıracaklarını söyledi. Ama uzun zaman oldu... Allah rızası için tekrar bize yardımcı olun. Bu felaket durumu kapatabilmek için 15 bin liraya ihtiyacım var. Yoksa bankalar ve daha bir sürü yerden kanunu işlem kâğıtları geliyor. Zaten bir kere haciz geldi, tekrar tekrar gelecek, iyice rezil olunacak. Ricam, son bir kere yardım ediniz. Artık bu dünyada hiç sevgi ve şefkat kalmamış. Hiç dostumuz yokmuş, her şey yalanmış. Hacizler, kapıda polisler, avukatlar. Evde zaten bir şey yok, ama çekilecek utanç anlaşılır gibi değil.

TELİF HAKKI YOK

Araştırmacı-yazar Fatih Bayhan, Mehmet Akif Ersoy`ün ünlü eseri Safahat’ın telif hakkının sona erdiğini belirterek, ‘Safahat’ın telif geliri bile bugün Akif’in çocuklarına verilse bu insanların inanın ekonomik sorunu kalmaz. Ama üzerinden 70 yıl geçtiği için telifi kalmamıştır. Neredeyse tüm yayınevleri Safahat basıp duruyor. Hatta bazı belediyeler kültür hizmeti olsun diye basıp dağıtıyor.’ dedi.

Dipnot: Yukarıdaki haber bana e-mail üzerinden gelmişti. Kaynağını bilmediğim için belirtmedim.

Mehmet Akif’in torunu olan Selma hanımefendiye haciz gittiğinde, soranlara ‘Mehmet Akif’in torunuymuş!’ diye cevap vermek zorunda kalmak ne acı bir şeydir. Yeri gelmişken Safahat’tan para kazanıp buna seyirci kalanları da şiddetle kınıyorum.

Öte yandan Michael Jackson genç kalmak için denemedik yol bırakmadı. Sonunda Allah duasını kabul etti ve genç öldü Jackson, artık hiç yaşlanmayacak. Sevenleri yas tutmak yerine mutlu olsunlar bence; çünkü idolleri hayaline ulaştı.

Kehanet: Aha şuraya yazıyorum, Bugünden sonra Michael Jackson çok daha meşhur olacak. Obama iktidara gelince kurban kesen adamlar şimdi kim bilir daha neler yaparlar.

· Çok yardım severmiş.
· Çocukları da sadece seviyormuş.
· Filistin’e yardım etmiş.
· Müslüman çocuklara verdiği burs Türkiye’nin dış borcunun iki katıymış.
· Cami yaptırmış, 44 tane.
· Domuz Gribi’nin ilacını bulmuş; ama köprüden geçerken elinden düşmüş kâğıt…


Son dipnot konuyla alakasız; ama şart oldu: Derler ki yok efendim Lokman Hekim ölüme çare bulmuşmuş da vay efendim elinden suya düşmüşmüş. Bunu söyleyip mutlu olan adam gördüm ben. Bütün dinler ‘Her canlı mutlaka ölecektir!’ demesine, hatta Darwin gibi bir kıt beyinlinin bile kabul etmesine rağmen buna inanan salaklar var. Eee, ben ‘Üşüyoruz Maykıl Reis!’ demeyeyim de ne diyeyim şimdi:)

-Erdal Demirkıran-
 

thares

New Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Üşüyoruz Maykıl Reis!

Düşmez Kalkmaz Bir Allah
Maykılın ne kadar iyilik sever biri olduğunu bilmiyorum ancak
Şundan eminimki öldükten sonra ünlüler için bir çok efsaneler anlatılıyor
İsterse hepsi doğru olsun ölmeden önce kaç kişiye ne için örnek olmuş ben onu bilirim
Renginden dolayı kendinden maykıl kadar nefret eden kimse yoktur her halde.
Toprağı Bolcana Olsun
 

ayineiask

New Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Üşüyoruz Maykıl Reis!

tamam da bu vatandaşı ihya etmek zorunda mıyız? dedesinin kim olduğu ile ekonomik durumu arasındaki bağ alakasız. yardıma muhtaçsa tamam; ama banka kredisi borcu olan birinin kuru ekmeğe muhtaç durumda olanlarla aynı kefede gibi (gibi diyorum, aynı kefede demiyorum) görülmesi ne kadar doğru?
 
Üst