Türban özgürlük mü?

B

badem

Guest
Ynt: Türban özgürlük mü?

Sıkma baş mı? Çok haklısınız..Allah akıl fikir versin...
 

ssbsd

New Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Türban özgürlük mü?

özgürlük öyle mi;
biz öğretmenler ırk, dil, din, renk ayrımı gözetmeden eğitim verirken
neden ayrım görerek eğitim alıyoruz.
aslında sorgulanması gereken o kadar çok 'neden?' var ki
ama artık bu sözde özgürlük denen başörtüsü kısıtlamasını bayanlar yaşamıyor
işte bir neden daha
yüzlerce askeri lisesi öğrencilerimize sınavları kazandığı halde anneleri kapalı oldukları için 'boşuna gelmişsiniz senin hiç şansın yok' deniliyor. şimdi bir düşünün acaba neden??
özgürlük ayeti kerimi(haşa)yok saymakmıdır
özgürlük bu mudur??
eğer buysa
BENCE de SEN KAFASINDA TÜRBAN OLANLARLA UĞRAŞACAĞINA ; KENDİ BEYNİNİN ÜZERİNDEKİ GERÇERĞİ GÖRMENİ ENGELLEYEN KARANLIK ÖRTÜYLE UĞRAŞ.
 

feyza05

New Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Türban özgürlük mü?

BENCE de SEN KAFASINDA TÜRBAN OLANLARLA UĞRAŞACAĞINA ; KENDİ BEYNİNİN ÜZERİNDEKİ GERÇEĞİ GÖRMENİ ENGELLEYEN KARANLIK ÖRTÜYLE UĞRAŞ. sonuna kadar katılıyorum sana ssbsd ,
sıkma baş da ne demek baş örtüsü demek zor mu geliyor size şunu da unutmayın ki kimse sizin inandığınız gibi yaşamanıza karışmıyorsa bize de kimse karışsın istemiyoruz açık-kapalı, kürt-türk, alevi-sünni herkes Türkiye Cumhuriyeti Devletinde Türk Bayrağı altında kardeşce yaşasın istiyoruz, lütfen bunu çok görmeyin bizlere...
 

bera

New Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Türban özgürlük mü?

İnsanları kıyafetleriyle yargılamak gericiliğin daniskasıdır
nalına da mıhına da
Elin oğlu -bana beyin lazım diyor
ondan sonra nice beyinlerimiz dışarı göçüyor

yazık ya..insanları kıyafet ve tercihlerine göre tasnif etmek bölücülktür
bunlar ilkel düşünceler
sıkma baş,başörtüsü,türban
milletin karnı aç
kimsenin bi şey uğrunda deği
sırtını devlete dayamış,en yüksek maaşları alan seçkin bir zümrenin millet ve inançlarına düşmanlıkları bu düpedüz
fil düşü kulelerde yaşayan ,mazisinden kopuk zihniyetlerin yaklaşımları bunlar
 

intibah

Site Yöneticisi
Sayfa Yöneticisi
Ynt: Türban özgürlük mü?

noyan35 denen yaratık...sen çok fazla olmaya başladın...Bu ülkenin kadınlarının en az yarısının başı kapalı. Bu hakaretlerine daha fazla müsade etmiyeceğim şeref haysiyet yoksunu... Koş Tuncay'ın sitesine burada daha fazla yerin yok...
 

feyza05

New Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Türban özgürlük mü?

"sırtını devlete dayamış,en yüksek maaşları alan seçkin bir zümrenin millet ve inançlarına düşmanlıkları bu düpedüz" bera ne güzel söyledin ağzına sağlık...
intibah hocam sakin olun, asıl kızmamız gerekenler bizi bu duruma düşürenler, açık ve kapalı yan yana gezerken bu düşmanlığı aramıza sokanlar...
 

erkan kocakan

New Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Türban özgürlük mü?

Türban meselesi sadece bir özgürlük meselesi değildir.Bu aynı zamanda siyasal bir çekişmedir.Öncelikle başörtüsü meselesi diyerek sorunu biraz daha geniş açıdan incelemekte fayda görüyorum.Bazı arkadaşlarımızın bu sıkıntıları ile karşılaştıktan sonra bir araştırma yapmıştım.Başımı açmalımıyım,yada okulu bırakmalımıyım?Bu konuda benden daha bilgili olan,din eğitimi almış kişilerle görüştüm.Aynen şunu sordum ve şimdi sizlerede soruyorum:Bu kızlarımız ne yapsın okulumu bıraksın,başını mı açsın? Benim aldığım yanıt şuydu: Tabiiki dinimiz de ilim daha öndegelir.Eğer bu kızlarımız ilim yapabilmek adına başlarını açıyorlarsa ve bunun bir vebali varsa,bu vebal açanın değil açtıranındır. Şimdi gelelim bu yasakların nedenlerine.Ülkemizin bir çok bölücü ve yıkıcı tehditler altında olduğu sanırım hepimizin malumudur.Bu tehditlerden bir tanesi de malesef dini kendine kalkan edinmiş ve abuk subuk söylemlerle gençlerimizin beynini yıkamaya çalışmaktadır.İşte size birkaç örnek:Arap alfabesi Kur'an okumayalım diye değiştirilmiş miş.Yada sınırların kaldırıldığı tüm müslüman devletlerin bir araya gelerek kuracağı Büyük İslam İmparatorluğu.Yada PKK nın yan kolu olan ve dindar doğulu vatandaşlarımızın örgüte ve bölücülüğe ılımlı bakmalarını amaçlayan 'hareketa islamiya kürdistan' yani islami kürdistan devleti söylemleri.En son ki başörtüsü düzenlemesini duyduğumda ise sadece eyvah diyebildim.Zira bu düzenleme ile baş örtüsü sorunu aşılmaya değil sanki tamamen sorunlar yumağı haline getiriliyordu.Zira sonuç ta da öyle oldu.Mahkemenin verebileceği kararı ben önceden tahmin edebiliyordum.Peki siz tahmin edemedinizmi?Az da olsa bu sorunu çözme ihtimali var iken şimdi o ihtimali de ortadan kaldırdınız.Yarın da milletin huzuruna çıkar 'Biz sorunu çözmüştük ama bunlar izin vermedi' gibi sözlerle oy avcılığı yaparsınız.Arkadaşlar mesele başörtüsü falan değil.Mesele yukarıda da söylediğim gibi dini kalakn olarak kullanıp bölücü ve yıkıcı faaliyet gösteren akımlar veya oluşumlardır.Başörtüsü sorunu da bu haraketler den dolayı sorun olmaya devam etmektedir.Temennim bu tür hareketlerin ortadan kaldırılarak herkesin dilediği kıyafet ile okuyup çalışabilmesidir.Şunu da belirtmek isterim ki inanç önce insanın için de olmalıdır.Adı bende saklı ve öğretmenlik yapan bir meslektaşımın 1995 yılında Bingöl de bana söylediği şu söz halen dün gibi kulaklarım dadır:(Bir gün gelecek İslam devleti muhakkak kurulacak.Bu süreçte sen ve senin gibi düşünen bir çoklarının canı yanacak.Nasıl ki bu dinsiz devlet kurulurken bizim canımız yandıysa.)İşte bu tip konuşma ve oluşumlar halen devletin kayıtlarında mevcuttur.İşte başörtüsü sorununun çözülemeyişinin asıl nedeni budur.Devlet kendini yok etmek için uğraşan bu zihniyet sahiplerinin hareket alanlarını kısıtlama çabasındadır.
 

intibah

Site Yöneticisi
Sayfa Yöneticisi
Ynt: Türban özgürlük mü?

Başörtüsünün serbest olduğu amerika ve Avrupa'da İslam devleti mi kurulmuş hayret... bu kadar basit mi...hiçbir mantığı yok...yasakların sürmesi tam tersine islam devleti isteyenmlerin sayısını ve zamanla gücünü artıracaktır...devlet kimin devletiyse yanlış düşünüyor :D
 

erkan kocakan

New Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Türban özgürlük mü?

Bu söylediklerim düşünce değil.90 lı yılların başında şu anda iktidar da bulunan partinin yöneticilerinin de,o dönem içinde oldukları bir siyasi partinin gençlik kollarında savundukları ve işledikleri ana konulardan biriydi.Ben de o dönem birlik vakfı çatısı altında bu tartışmalara katılmıştım.Amerika ve avrupa örneğini verirken İran da islam devriminin ne zaman ve nasıl yapıldığı konusunu da incelerseniz ne demek istediğimi daha iyi anlayacağınız kanaatindeyim.Devlet ise hepimizin devletidir.Biz eğitimcilere düşen görev ise devletin bekası,milletin huzur ve ferahı için,vatanına,devletine milletine bağlı Atatürk ilke ve inkilapları ışığında gençliğe ve topluma yol göstermektir.Son olarak ta unutmayalım ki Atatürk bu devleti Amerika veya Avrupanın değil Türk milletinin gerçeklerine göre kurmuştur.Her başımız sıkıştığında Amerika ve Avrupa modellemesine gidersek,Türk milletinin gerçeklerinden uzaklaşmış oluruz.Nasıl ki başörtüsü sorunu bu milletin bir gerçeği ise bölücü ve yıkıcı hareket ve oluşumlarda, bu milletin bir diğer gerçeğidir.
 

intibah

Site Yöneticisi
Sayfa Yöneticisi
Ynt: Türban özgürlük mü?

Asıl bölücü yıkıcı başörtüsüne karşı çıkan ergenkon terör örgütü üyeleri ve onların savunucuları ve onların avukatlığını ilan eden şahıstır.
Başörtüsü yasağı kalkmadıkça millet iyice gerilecektir. Çünkü bu durumda azınlığın istediği olmaktadır ve çoğunluk mağdur olmaktadır.
Yasaklar yüzünden hem millet hem de devlet zarar görmektedir. Bu yasakların kimseye faydası olmamıştır.
Yasakları savunan üniversite rektörleri, ergenekoncu terörsitler ve siyasetcilerin Atatürk'ü ve laikliği kullanarak devleti hortumladıkları birer birer ortaya çıkmaktadır. Ortamı gererek bundan büyük rant sağlamışlardır.
Erkan Kocabaş yazdıklarınız gerçekten çok ilginç...ortada bir ergenekon gerçeği varken başörtüsü ile bölücü yıkıcı örgütleri bir araya getirmeniz çok ilginç ve bir o kadar da mantıksız buluyorum.
İnternet üzerinden onbinlerce sayfalık ergenekon iddinamesini ve delillerini indirerek bir gözatın bakalım bu görüşleriniz nasıl çürüyecek...
Yasaklar milleti devletten soğutuyor bunun için yasakçı çağdışı kafalar siyasetten birer birer tasfiye edildiği gibi, yargıdan ve askeriyeden de tasfiye edilmek zorundadır. Ülkemizin gelişmiş çağdaş bir ülke olması için bu gereklidir. Kıyafetle çağdaşlık olmaz olsa olsa saftiriklik olur, angutluk olur.
Devletini milletini seven bir insan vatandaşları başörtülü başörtüsüz diye ayıramaz... Sen bu kıyafetle şuraya giremezsin buraya giremezsin diyenler PKK'lı teröristlerden daha tehlikelidir.

İnsan ben vatanseverim diyerek böbürlendiği zaman ben onun vatan sevgisinden şüphe ederim. İnsan yaşantısıyla, yaptıklarıyla vatan sevgisini gösterir.

Vatansever adıyla kurulan derneklerin başındanki vatanseverlerin, şehitlere ve şehit ailelerine telefon konuşmalarında ana avrat nasıl küfür ettikleri ortaya çıktı.
Demekki neymiş vatanseverlik lafla sözle görüntüyle kıyafetle olmaz.

En büyük Atatürkçü vatansever benim diyen Prof Yalçın Küçük ne diyor: Abdullah Öcalen benim kardeşim, dostum, Kürt milleti şerefli bir millet, Türk milleti şerefsiz bir millet diyor... Bu mu vatanseverlik...

Cumhuriyet gazetesinin sahibi İlhan Selçuk telefon konuşmalarında Atatürk'ü eylemlerde kullanmalıyız, gençliği birbirine düşürmeliyiz diyor.. Ekenomi bozulursa çok iyi olur diyor.. bu mu vatanseverlik....

Asker kaçağı vatansever Yarsav başkanı bir başka örnek :D

Yazılacak o kadar çok şey var ki... vatan millet sakarya diyerek laf salatası yapanların ne kadar alçaklık ve vatana ihanet içinde olduğunu görüyoruz...

Oyuna gelmeyelim. Bırakın herkes özgür olsun bu ülkede....içimizdeki asıl hainleri görelim...biz birbirimizi yerken birileri hamuduyla götürüyor...
 

erkan kocakan

New Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Türban özgürlük mü?

Elbette ki ergenekon iddianamesini inceledim.Ancak bu olay ile ilgili kişileri yargıdan önce bizim yargılamak gibi bir lüksümüz de yoktur.Unutmayın ki bu ülkede bunun gibi ne olaylar oldu.Ben bu konular da sadece görüşlerimi değil,aynı zamanda yaşadıklarımı da anlattım.Sence mantıklı olan nedir?'Yaşasın kürdistan islami hareketi' diye bağıranların ertesi gün de başka bir yerde çıkıp 'Türbana özgürlük' diye bağırması mı?Esasın da bende herkes kadar özgürlükten yanayım.Ancak özgürlük diye bağırırken kimsenin özgürlüğünü kısıtlamam.
Nasıl bir zihniyet pkk lı bebek katillerini,yasakçı zihniyetten daha az tehlikeli bulur?Bu teröristler en temel hak olan yaşama hakkını engellemiyormu?Birileri sadece kapı dan sokmuyor.Diğerleri ise Toprağa sokuyor.Birileri de kalkmış bunları daha az tehlikeli ilan ediyor.
O vatan millet Sakarya edebiyatı yapıyor diye sözünü ettiğiniz insanların içinde elbette kendi çıkarlarını milletin çıkarları üstünde tutanlar da olabilir.Ancak bu durum sana tüm vatanseverleri laf salatası yapmakla suçlama hakkı vermez.
Daha bu gün, o daha az tehlikeli bulduğunuz teröristlerce şehit edilen 4 vatan evladını toprağa verdik.Onlar orada neyin mücadelesi uğruna Şehadet şerbetini içtiler?O aslan parçaları nın şehit düştüğü bölgeyi çok iyi bilirim.O bölge de her olay dan sonra dağı taşı ararsınız ama kimseyi bulamazsınız.Hepsi evlerinde,dükkanlarında,tarlalarında...Bunlar mı daha az tehlikeli?
İçimizdeki asıl ....Sayalım bakalım..
1.Başörtüsüne özgürlük diye gündem saptırarak o sırada yabancıya banka,toprak,mülk,kit,tv.satışı yapanlar.
2.Milletin parasını Yandaşları tv.alsın diye peşkeş çekenler.
3.Benim propagandamı yapsın diye Petrol Ofisini 2 yıllık kazancı karşılığında hibe edenler.Hatta bu parayı da alamayınca ödemeyi 2 yıl geri öteleyenler.Hatta ve hatta aynı kişiye aferin dercesine,tüm bu verdikleri yetmiyormuş gibi bir medya kurumunu (star) verenler.
4.Terörist başına 'sayın',Şehidime 'kelle' diyenler.
5.Eli kanlı terör örgütünü Türbanı yasaklayanlardan daha az tehlikeli bulanlar.

Site yöneticisi...
Gördüğüm kadarı ile Türk dili ve edebiyatı branşındasınız.Bu branş sanırım okuma ve anlama konularını da içriyor.Özellikle bu branşta kişinin soyadı nı yanlış anlamak gibi bir mazeret olmaz herhalde.Bu konuda bir açıklama yapmanı bekliyorum.
 

intibah

Site Yöneticisi
Sayfa Yöneticisi
Ynt: Türban özgürlük mü?

Ergenekoncuları yargılamıyoruz merak etmeyin elimizdeki yüzbinlerce sayfalık delillerle konuşuyoruz. Onları yargılayıp cezasını verecek mahkemelerdir.
Birileri başörtüüsne özgürlük derken, başörtüsüne hayır diyenlerin ergenekoncular ve onların hazır kıtaları olduğu telefon konuşmaları ve diğer delillerle ortaya çıktı. Fakat Chp'li Ergenekon avukatları ilerine gelmediği için bu yüzbinlerce sayfa delilin işine gelmeyen taraflarını görmezden geliyorlar ve komik oluyorlar.
Başörtüsüne hayır diyen, eski cumhurbaşkanı Sezer tarafından tek oy aldığı halde rektör seçilen şimdi CHP'li belediye başkanı adayı olacak rektörlerde görev başında iken Ergenekon'un planlarını uygulamaya koymuşlardır. Bunları tarih kaydetti. İşçi partili grupları aynı günde otobüsle 3-5 farklı üniversite dolaştırarak başörtüsüne hayır diye bağırtıp başörtülülere saldırttılar. Tuncay Özkan denen adam binlerce kişiyi sağda solda toplayıp yine milleti taciz etti. Hatta bir eylemde yaşlı bir kadının başından başörtüüsnü çekip aldı. Bu senaryolar bir bir ergenkonun planıydı.
Demek ki başörtüsü yasağı en fazla CHP'ye ve ergenekoncuların işine yarıyor. İlhan Selçuk'un( CHPliler kendisinin hayranıdır) telefon konuşmasında dediği gibi: " Atatürkü ve gençleri çok iyi kullanmalıyız eylemlerde, ülkede karışıklık çıkması için ekonominin bozulması lazım." Sonuç CHP'li olmayanlar Atatürk düşmanı, bakın sokaklara başörtülü çarşaflı dolu, PKK' da azıttı, ekonomi de kötüye gidiyor darbe olsun.....tabi bu zokaları yutarsanız...

Tekrar ediyorum sevgili erkan kocakan, ben PKK tehlikesiz demiyorum, tehlikelidir hemde çok... fakat PKK'yı koruyup kollayan ergenekoncular daha tehlikelidir. Çünkü Hizbullah(Türkiyedeki), DHKPC gibi örgütleri de PKK ile birlikte cinayetlerinde kullanmış. Ayrıca ülkemizdeki bütün büyük çetelerle özellikle uyuşturucu çeteleriyle ergenekoncuların bağlantıları var...
Ergenekon PKK ilişkisini belgeleyen Eşref Bitlis paşanın nasıl suikaste kurban gittiğini gördük. Yine Dağlıca'da yaşananlar, emekli askerlerin anlattıkları bütün bu bağlantıları doğruluyor...
Sevgili erkan kocakan bu yüzden bütün terör ergütleri -en başta PKK- kökünden kazınmalıdır. İnşallah beni anlamışsınızdır.

Ayrıca 28 şubat postmodersn darbesinin de ergenekon'un planı olduğu ortaya çıktı biz burada tartışırken. Fadime Şahin bir telekızmış, Ali Kalkancı pazarda limonculuk yaparken 28 şubattaki irticaya önemli katkıları dolayısıyla ergenekoncu ağabeyleri tarafından ödüllendirilmiş şu an bir iş adamı...

İçimizdekileri sayarken de sanki Türkiye'de son 10 yılda yanlışlar yapıldı öncesinde çok iyiydi gibi bir izlenim vermişsiniz teessüfler...
Bu iktidarın tabiki yanlışları var her iktidarda olduğu gibi kabul etmek gerekir.

Fakat peşkeş konusunda geçmiş iktidarlın hızına yetişemediği kesin.
Ben kimsenin avukatı değilim ama yanlışlarınızı hermen düzelteyim. ATV ve Star'a tvlerden canlı yayınlanan ihalede en yüksek ücretleri verenler sahip olmuşlardır. (Diğer gruplar bu parayı 20 senede çıkarmaz deyip ihaleden çekilmişler.) Nasıl bir peşkeşmiş anlamak güç doğrusu...

Petrol Ofisini'de satan solcu Ecevit'ti. CHP'de o zaman gıkını çıkarmamıştır. Çünkü CHP ile Koç İşbankasında ortak. PO'yu alan Doğan ile Koç'ta Hürriyet ve bazı tvlerde ortak. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Bu yüzden PO 2 yıllık karına yandaşlara satıldı sol iktidar tarafından. Zaten iktidara gelmeleri ergenekon işi tam bir komediydi. Apoyu yakaladık denizin ortasında 5 yıldızlı cezaevinde bakacaz oylar bize :D

Yabancıya toprak satışı mevzusuna ise gülüp geçiyorum. Yav biz bu adamları engellersek Avrupa'daki mülk sahibi yurttaşlarımız ne yapacak. Onlarda engellenir. Tek taraflı aşk mı olurmuş bu zamanda...

4. ve 5. madde de halktan oy alıp iktidara gelemeyen CHP ve destekçisi ergenekon iftirası diye düşünüyorum. Sayın başbakan o hakaretleri etse halkın yarısından oy alamaz imkanı yok.

Sayın erkan kocakan ismini eski bir üyemizle benzerlik gösterdiği için cevabımda eski üyemizin adını soyadını yazmışım dalgınlıkla ikinizden de özür dilerim. Kesinlikle bir art niyetim yoktur. Branşımla nasıl bir alaka kurabildeyseniz artık...
 

Remember

New Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Türban özgürlük mü?

Başörtüsü, dini olmaktan öte, geleneksel bi giyim şeklidir (nedenlerini lütfen gidip kendiniz araştırınız).

Türban ise, bağlanma şekillerinin farklılığına göre, takan kişinin hangi TARİKATTAN olduğunu bile belli eden bir giyim eşyası, başka bir deyişle ÜNİFORMA dır. Bu anlamda da işlevselliği vardır! Türban toplumsal bir sorun değildir. Türban, tarikatların, tarikatların güç alanının, bu güç alanından çıkar sağlayan ekonomik ve siyasi güçlerin sorunudur. İmam hatipliler ve daha öncesinde onları yaratan zihniyet üniversiteye girmeli, buradan mezun olmalı ve devlet mekanizmasına girmeliydi işte SORUN bu!

Tarikatlar; teolojik değil, ideolojik yapılanmalar olup demokrasinin yanında değil karşısındadırlar. Bilimle değil, dogma ile yoğrulmuşlardır. Yurttaş değil, KUL isterler. Devlete değil, şeyhe, şıha, hacı, hocaya bağlıdırlar.

Bu tarikat mensubu inananlar, bu demokrasiye inanmıyor, demokratik yaşama inanmıyor, benim yurttaşlığıma inanmıyor, benim KUL olmayı NEDEN kabul etmediğimi anlamıyor. Bu inananlar, İslamiyet'e mi inanıyor? Yoksa hoca efendilerine mi inanıyor? İşte SORUN bu!

Demokrasi sınırsız özgürlük değildir... Demokrasi her isteyenin her istediğini yapabileceği bir sistem değildir...Kendini koruyacak mekanizmalara sahiptir (asker, polis, yasa, vb.). Bunların böyle olduğu bilinmiyor mu? Biliniyor da hala ısrar ediliyorsa, iyi niyetlilerin niyetlerinden şüphe etmek durumunda değilmiyim!

Türban isteği demokratik talep de, çarşaf veya cübbe veya sarık giyme isteği demokratik talep değil mi o zaman sizin anlayışınıza göre? Nedir sizin dur demenize neden olacak olay?

Türban ile düşlediğiniz, özlediğiniz, istediğiniz cumhuriyet nasıl ben bunu cidden merak ediyorum? Lütfen! bir zahmet anlatın.



Sürekli derin devlet iması yapılıyor!

Derin devlet, yani “Atatürk’çü Cumhuriyet” içindeki derin devlet kimler ve kimlere hizmet ediyor?

Devlet yani “Atatürk’çü Cumhuriyet” ideolojine sahip devlet; kendi ideolojisine hizmet eden Mumcu, Kışlalı gibi “Kemalist”leri niye öldürtüyor?

Ya da kendi ideolojisine hizmet etmeyen hatta baltalamak için elinden gelini yapan, cumhuriyet mahkemelerinden kaçıp ABD, Almanya gibi KENDİNE MEDENİ ülkelerde yan gelip yatan İCAZET sahiplerine neden dokunmuyor!!!

80 sonrası ihtiyaçtan daha fazla açılan imam hatip (meslek lisesi!) okulu mezunları, neden imam ya da hatip olmaktan vazgeçip, dogmatik düşünce yapılarıyla NEDEN POZİTİF BİLİM yapan üniversitelere (bkz. 7.4 yetmedi mi diye pankart taşıyan türbanlı öğrenci), LAİK devlet kurumlarına (bkz. Konya’da erkek hastayı muayene etmedi için testislerini kaybeden hastaya bakmayan türbanlı hekim), girmek istiyorlar???

Atatürk Cumhuriyeti, bakın altını çiziyorum, ile hatları çizilen demokrasinin dışında kalıyoruz diye (ki benimsediği demokrasi anlayışıyla asla örtüşmeyen ve kendini özellikle dışında-farkında olarak ya da olmayarak- tutan) feryat edenler…

Farkında olarak ya da olmayarak kimlere hizmet ediyor???

Bu paradoksların cevabını verdiğinizde kimlerin derin devlet olduğunu ve kimlere hizmet ettiğini de göreBİLEceksiniz..
 

şimal55

New Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Türban özgürlük mü?

insanların inançlarını yok sayan hayatı sadece maddiyata sokan ve de buna çağdaşlık diyen ilericilik aydınlık diyen bir zihniyet dünyada her halde sadece türkiyedeki bir takım insanlarda mevcut ...onlar demokrasiyi kendi görüşleri doğrultusunda yorumlayan sözüm ona elit, bulutlar üstü, sadece kendileri aydın...başörtülü onların gözünde öcü... kötü...ne hikmettir bu baş örtülü öcüler kurtuluş savaşı mücadelesinde cephaye mermi taşıı eşleri çocukları şehit oldu...bu öcü başörtülülerin çocukları askerde şehit oldu ve de olmakta...burada da sorun yok...ama bir devlet dairesinde görev almak istese sen gericisin öcüsün yani kötüsün uzak dur...Allah aşkına bunun neresi özgürlük bunun neresi demokrasi...dini inanca karşı çıkan bu anlayış özgürlük ve de demokrasi ise kalsın ben böyle demokrasi ve özgürlüğü istemiyorum...yasaklardan nemalanan bu tarz özgürlük ve de demokrasi ırakta amerika patentli olarak mevcut...
yıllarca biri faili meçhul bir şekilde ölse inananların üzerine bu yolla islama çattılar...bu cinayetleri kimlerin işlettiği herkes tarafından biliniyor...misal danıştay saldırısı...
Allah aşkına açın kuranın mealini bir okuyun ondan sonra ne derseniz diyin...bilmediğiniz bir şeye birilerinin karalamalarına bakarak neden yorumlar getiriyorsunuz...kaç tane ayet meali kaç tane hadis okudunuz da islamı beğenmeyip karşı çıktınız...bu nasıl çağdaşlık araştırmdan kulaktan dolma bilgiler bir çağdaşa yakışır mı...insanlar inançlarından dolayı ( ister inanın ister inanayın sizlere kalmış "nur süresi 31. ayet" kapanmayı söylüyor...) kapanmış ama birileri efendim sen şundan bundan dolayı kapandın...sizler beyin okuyucu musunuz müneccim misiniz...başörtülülere bir şeyler yükleyerek onları halkın içinden toplumdan tecrit etmeye kalkmanın neresi çağdaşlık...siyasi örtünme mi olur..bu nasıl mantık...örtünmenin emri nur süresinde peygamberimiz (sav) zamanında verilmiş...Allah aşkına hangi parti vardı o dönemde...partiler döneminde mi kapandı bu insanlar..bu nasıl mantık bu nasıl anlayış...çağdaşlık bu ise ben değilim...aydınlık inançları karartmak ise ben o sizin tasnif ettiğiiz aydın da değilim...ben vicdanı hür fikri hür ve de insanların görüşlerine saygı taraftarıyım...
 

Remember

New Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Türban özgürlük mü?

Sayın Şimal55;

"...Allah aşkına açın kuranın mealini bir okuyun ondan sonra ne derseniz diyin...bilmediğiniz bir şeye birilerinin karalamalarına bakarak neden yorumlar getiriyorsunuz...kaç tane ayet meali kaç tane hadis okudunuz da islamı beğenmeyip karşı çıktınız...bu nasıl çağdaşlık araştırmdan kulaktan dolma bilgiler bir çağdaşa yakışır mı..." demişsiniz.

Buyrun Nur 31 Mealleri;

E. Hamdi Yazır Meali

Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, ırzlarını korusunlar: görünmesi zaruri olanların dışında zinetlerini açmasınlar ve başörtülerini yakalarının üzerine vursunlar; zinetlerini, kocalarından veya babalarından yahut kayın babalarından yahut oğullarından yahut üvey oğullarından yahut kardeşlerinden yahut kardeş oğullarından yahut kız kardeş oğullarından yahut kendi kadınlarından yahut sahibi bulundukları cariyelerden veya uyuntu (şehvetten yoksun) erkek hizmetçilerden veya henüz kadınların şehvet uyarıcı taraflarından habersiz çocuklardan başkasına göstermesinler; gizledikleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey mü'minler, hepiniz Allah'a tevbe edin ki, mutluluğu bulabilesiniz. Kaynak: http://www.kurandaara.com/index.php?act=ara&keyword=a%C3%A7mas%C4%B1nlar&meal=3&sure_no=&go.x=20&go.y=11

Diyanet Meali

Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut, kocalarının babalarından yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü'minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! Kaynak: http://www.kurandaara.com/index.php?act=ara&keyword=o%C4%9Fullar%C4%B1ndan&meal=1&sure_no=&go.x=20&go.y=13

Y. Nuri Öztürk Meali

Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Süslerini/zînetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. Örtülerini/başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut erkek kardeşlerinin oğulları yahut kız kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, Allah'a topluca tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz! Kaynak: http://kuran.gen.tr/?x=s_main&y=s_middle&kid=2&sid=24
**************************************

Bir de http://www.hanifdostlar.net/forum_posts.asp?TID=2846&PN=0&TPN=1 deki forumda farklı bir meali var, açıklamalarıyla;


"...Bu mealdeki kırmızı ifadeler Kuran'ın Arapçasında yok. Allah'ın sözleri değil onlar. Mütercim tarafından uydurulup Allah'ın sözlerine eklenmiş. Bu bir.

İkincisi, altı çizik ifadeler anlamca tamamen çarpık. (Çarpık ifade)yi parantez içine alıp onun karşılığı olan Arapça ifadenin lafzî anlamını veriyorum.

(1)ebsar ihinne: bakışlarını (gözlerini)
(2)yagdudne: kıssınlar (çevirsinler)
(3)furûc ehünne: cinsel organlarını (iffetlerini)
(4)illa ma zahare minhé: görünenlerin dışındaki (görülmesi sakıncalı olmayan)
(5)ziynet ehünne: ziynetlerini (cazibe ve güzelliklerini)
(6)cuyubihinne: göğüs yırtmaçları (yakalarının)
(7)avrât: avretler (mahrem yerleri)

Eklemesiz çıkarmasız lafzî çeviri şöyle olabilir:

İnanan kadınlara söyle bakışlarını kıssınlar. Cinsel organlarını saklasınlar. Görünenlerin dışındaki ziynetlerini açmasınlar. Örtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Ve ziynetlerini şunların dışında kimseye açmasınlar:

Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, kendi erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, yasal olarak sahip oldukları, kendilerine bağlı ihtiyaçsız erkekler, kadın avretlerinden anlamıyan çocuklar.

Ve saklı olan ziynetlerini belli etmek amacıyla ayaklarını yere vurmasınlar.

İnananlar! Hepiniz Allah'a yönelin ki kurtulasınız."

Yine aynı forumdan diğer çevirilere de haklı eleştiriler getiriyor;

..."Nûr 31’in lafzî bir çevirisine ihtiyaç duydum çünkü kadının göğsü ziynet değil "avret"tir görüşü öne sürüldü ve devam edildi: saçı ise avret değil "ziynet"tir.
Dolayısıyla inanan bir kadın örneğin kendisine bağlı ihtiyaçsız erkelere memelerini açamazmış ama saçını açmasında sakınca yokmuş.

Bu iddiayı ayetin ölçüsüne vurup Kuran red mi eder, onaylar mı görmek istedim.

*

Farzedelim ki ZİYNETLER tesettürcü ulemanın öne sürdüğü gibe ziynet yerleridir. Bu durumda memelerin açılması haram ama saçın açılması caiz mi oluyor?

*

Ayetten benim anladığım, bazı ziynet yerleri açıktadır. Örneğin gözler, burun, dudaklar... Bazıları ise kapalı. Örneğin baş, göbek, sırt...

İnanan kadın, örtülü olan ziynet yerlerini açmayacak:

Görünenenlerin dışındaki ziynetlerini açmasınlar
lâ yübdiyne ziynet ehünne illa ma zahare minhé.

Ama bazı kadınların göğüsleri ayetin inişinden önce açık. Açık ki Allah saçtan inen örtünün uçlarıyla göğüs yırtmacının örtülmesini istiyor:

örtülerini göğüs yırtmaçlarının üstüne vursunlar
vel yadribne bihumur ihinne alâ cuyûb ihinne

Böylece göğüs te tıpkı saç, göbek ve sırt gibi kapalı ziynet yeri haline geliyor.

İyi ama o zaman da saç ne ise göğüs o olmuyor mu? Öyle ya ikisi de kapalı; ikisi de görünenlerin dışında. Ayette sayılan yabancı erkeklere artık ikisi de açılabilir...

Göğsün, memelerin o yabancı erkeklere açılması sakıncasızdır...

Sahi Allah ne diyor; ziynetler mi açılabilir diyor ziynet yerleri mi? Yeri memelerin üzeri olan uzun kolye mi memeler mi? ..."
******************

Yorum sizin...bilgilerim kulaktan dolma değil kolayca ulaşılabilecek yerlerde hatta sizinde ulaşabilmeniz için kaynaklarını da belirttim.

"...siyasi örtünme mi olur.." demişsiniz ....

Başörtüsü ile türban arasındaki fark için lütfen daha önce yazdıklarımı tekrar okuyun!!! Partilerden bahseden kim??? Ama inanç üzerinden siyaset yapılınca ayırt edememişsiniz ya da işinize gelmemiş...


"...başörtülülere bir şeyler yükleyerek onları halkın içinden toplumdan tecrit etmeye kalkmanın neresi çağdaşlık..." demişsiniz.

Başörtüsü takan biri kendine bir misyon edinmiş demektir. Bu misyon gereği de erkeklerle ilişkim enaz (asgari, minimum) seviyede olacak diyor (yanlışsam lütfen düzeltin). Yaşam ve inanç görüşü bu yönde olan biri mi yoksa yasa ve düzenlemeler mi onu tecrit ediyor?

Hadi bunları geçelim, diyelim türban ile eğitimini almaya başladı, sadece hemcinslerinden oluşan bir sınıfta eğitim almak onun özgürlüğü olmayacak mı? Hatta daha ileri gidip çarşaf giymek onun özgürlüğü olmayacak mı? Ya sarık, cübbe isterim diyene ne diyeceksiniz? Peki diğer dinden biri de haç takarak gelmek isterse, ya da tutup birileri herkesin gözü önünde kedi kurban etmek isterse???

Nerede durduracaksınız inançlara verdiğiniz / vereceğiniz özgürlüğü??? Sınırı ne olacak??? Bütün inançlara eşit mesafede durabilecek misiniz??? Yoksa sadece kendinize mi yontacaksınız???
 

Remember

New Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Türban özgürlük mü?

"...yıllarca biri faili meçhul bir şekilde ölse inananların üzerine bu yolla islama çattılar." demişsiniz...

İslam o kadar siyasallaştırıldı ki siyasal karşı çıkmaları bile inançlara yapılmış gibi algılamanız gayet normal. İkisi farklı şey, lütfen zahmet edip araştırınız...

Şu mahzun, mazlum durumları mevcut duruma hiç yakışmıyor.

Bu ülkede, ibadeti veya şu, bu tarikata bağlılığı nedeniyle HİÇKİMSE ben, benim gibi düşünenler tarafından öldürülmedi. Öldürülmeyecek de.

Ama, bu ülkede Asteğmen Kubilay öldürüldü, Mumcu, Kışlalı, Aksoy, Hablemitoğlu öldürüldü, 37 insan diri diri yakıldı, danıştaya saldırılıp hukuk katledildi, oruç tutmuyorsun diye onlarca (medyaya yansıyanlar sadece-dileyen araştırır bulur) insan dövüldü...
 

şimal55

New Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Türban özgürlük mü?

bana "sayın şimal55" diye hitap ederek gösterdiğiniz o ince nezaketi maalesef inancıma ve de inandığım dine göstermemişsiniz...aşağıdaki cümlelerinizde kedi kesen satanistle müslümanları aynı örneğin içine koymanız düşündürücü ve de üzücü...bu saatten sonra sizinle neleri konuşabilirm ki...cümlenizi aynen aktarıyorum...
"Hadi bunları geçelim, diyelim türban ile eğitimini almaya başladı, sadece hemcinslerinden oluşan bir sınıfta eğitim almak onun özgürlüğü olmayacak mı? Hatta daha ileri gidip çarşaf giymek onun özgürlüğü olmayacak mı? Ya sarık, cübbe isterim diyene ne diyeceksiniz? Peki diğer dinden biri de haç takarak gelmek isterse, ya da tutup birileri herkesin gözü önünde kedi kurban etmek isterse??? "

ayrıca şöyle demişsiniz:"Bu ülkede, ibadeti veya şu, bu tarikata bağlılığı nedeniyle HİÇKİMSE ben, benim gibi düşünenler tarafından öldürülmedi. Öldürülmeyecek de.Ama, bu ülkede Asteğmen Kubilay öldürüldü, Mumcu, Kışlalı, Aksoy, Hablemitoğlu öldürüldü, 37 insan diri diri yakıldı, danıştaya saldırılıp hukuk katledildi, oruç tutmuyorsun diye onlarca (medyaya yansıyanlar sadece-dileyen araştırır bulur) insan dövüldü..."
bu kişileri öldürenler elbette bu ve öteki dünyada cezasını çekecek...hiçbir müslüman bu tür cinayetleri onaylamaz...ama şuna emin olun ki bu cinayetler bizleri sizler-bizler diye ayırmak ve de kutuplaştırmak için yıllarca bu ülkede uğraşan artık derin devlet diyin artık çete diyin adını siz söyleyin bu karanlık güçlerin işi...maalesef başardılar...yıllarca hep ayrı tutulduk...şucu bucu...amerikada 70 çeşit millet, binlerce inanç bir arada yaşadı ama biz aynı cephede omuz omuza savaştığımız halde biririmizi yiyoruz...dedelerimiz belki aynı siperde şehit oldu...ama şimdi ne haldeyiz...bir birimizin kıyafetine bile tahammül edemiyoruz...kıyafetlere anlamlar yüklemeye çalışıyoruz...buna acaba en çok kimler sevinirdir...ben üzülüyorum...ayrıca bu cinayetlerden müslümanlar sizce kazançlı mı çıkmış...hayır...daha çok kutuplaşma olmuş ve de bu kutuplşamaya elbette bizim zayıflamamızı isteyenler sevinmiştir...bununla ilgili bir yazıyı altta gönderdim...
ben başı açık olanlara saygılıyım ve de ömrüm boyunca da olacağım ...sevme ama lütfen tahammül ve de saygı...ben sizin bu ülke adına yapacağınız her hizmette kaldırdığınız taşın altına bırakın el koymayı başımı koyarım yeterki ülkem kazansın yeterki bir olalım birlik olalım...düşmanımız çok biririmiz yememiz ancak ve de ancak düşmanlarımızı sevindirir ve de cesaretlendirir...
diyeceklerim bu kadar aşağdaki yazıları ister oku ister okuma size kalmış...ama okursan lütfen kabul etmemeye şartlanarak okuma...ama hatalar açıklar arayacaksan hiç okuma...zaten bu tartışmayı devam ettirmeyi düşünmüyorum...çünkü bu tür tartışmalardan sonuç almak zordur...gün gelir bir yerlerde karşılaşırsak o zaman neyin doğru neyin yanlış olduğu anlaşılır...ama o gün kimse kimseyi kurtaramayacak çünkü o gün mahşerde olacağız...Allah hepimizin yardımcısı olsun...
başörtüsüne inanmayabilirsiniz...ne desem boş olduğunuda biliyorum ....yine de sizin gibi bir takım forumlardan aldığım yazıları gönderiyorum...ayrıca en altta cinayetler ile iligili yazı var...aynen aktarıyorum...
***************************************************
(alıntılar)
Kadınlar kendiliğinden görünen yerler dışında, zînetlerini göstermesinler" (en-Nûr, 24/31) ayetinde kastedilen, zinetlerin takıldığı yerler olup, eller ve yüz bundan müstesnadır. Hadiste şöyle buyurulur: "Kadın örtülmesi gereken avrettir. Dışarı çıktığı zaman şeytan ona gözünü diker" (Tirmizî, Radâ, 18). Hz. Âişe (R.anhâ)'dan nakledilen; "Allah Teâlâ erginlik çağına ulaşan kadının namazını başörtüsüz kabul etmez" (İbn Mace, Tahâre, 132; Tirmizî, Salât, 160) hadisi saçları da kapsamına alır.

Hz. Âişe (r. anhâ) ilk başörtüsü uygulamasını şöyle anlatır: "Allah ilk muhâcir kadınlara rahmet etsin onlar; "Baş örtülerini yakalarının üstüne taksınlar..." (en-Nûr, 24/31) ayeti inince etekliklerini kesip bunlardan başörtüsü yaptılar". Yine Safiyye binti Şeybe şöyle anlatır: "Biz Âişe ile birlikte idik. Kureyş kadınlarından ve onların üstünlüklerinden söz ettik.
Hz. Âîşe dedi ki: Şüphesiz Kureyş kadınlarının birtakım üstünlükleri vardır. Ancak ben, Allah'a yemin olsun ki, Allah'ın kitabını daha çok tasdik eden ve bu kitaba daha kuvvetle inanan Ensar kadınlarından daha faziletlisini görmedim. Nitekim Nûr sûresinde "Kadınlar başörtülerini yakalarının üstüne taksınlar...” ayeti inince, onların erkekleri bu ayetleri okuyarak eve döndüler.
Bu erkekler eşlerine, kız, kız kardeş ve hısımlarına bunları okudular. Bu kadınlardan her biri etek kumaşlarından, Allah'ın kitabını tasdik ve ona iman ederek başörtüsü hazırladılar. Ertesi sabah, Hz. Peygamberin arkasında başörtüleriyle sabah namazına durdular. Sanki onların başları üstünde kargalar vardı" (Buharî, Tefsîru Sûre, 29/12; İbn Kesîr, Muhtasar, M. Alî, es-Sâbûnî, 7. Baskı, Beyrut 1402/1981, II, 600).

Tesettürün ruhuna zıt cahiliye adedlerine yakın olan örtünmeye tepki gösterenlerden biri olan Hz Aişe evine getirilen ince başörtülü bir gelini ihtar ederek “Nur süresine inanan bir kadın bu ince başörtüsünü örtmez”demiş . Yine Hz Aişenin ziyaretine gelen temim oğulları kabilesinin kadınlarının üzerlerindeki ince elbiselerini görünce “Eğir sizler inanmış müminler iseniz , bunlar inanamış hanımların giysileri değildir,eğer mümin değilseniz durum değişir.yine Aişe validemizin yanına kardeşi esmanın kızı hafsa gelir hafsanın üzerinde ince bir örtü ile geldiğini bu örtü ile de alnını sarmış halde görünce Hz Aişe kızarak sen Allahın nur süresindeki vahyini okumadın mı der bir başörtüsü isteyerek hafsanın başını örter.

***********************************
Kadınların tesettürü kesin olarak açıklanmıştır. Tesettürle ilgili âyet-i kerimeleri Peygamber efendimiz açıklamış, âlimler de bizlere bildirmiştir. Bu husustaki tartışmalar kasıtlıdır.

Kur'an-ı kerimde genel olarak her şey, kısa olarak bildirilmiştir. Bunları Peygamber efendimiz açıklamış, o günden beri uygulanmıştır.

Kur'an-ı kerimde mealen, (Sakın ana-babana öf deme) buyuruluyor. (İsra 23)
Bir kimse, ana-babasına öf demese, fakat sopa ile dövse, sonra da (Ben öf demediğim için, Kur'anın emrine uydum) dese, bu kimse Kur'ana uymuş mu oluyor? Âyet-i kerimenin manası, (Ana-babanızı üzmeyin hatta onlara öf bile demeyin) demektir. (Beydavi)

Bunun için Kur'an-ı kerimdeki bir âyetin hükmünü öğrenmek için Kur'an tercümesine bakmak çok yanlış olur. Herkes Kur'an-ı kerimden hüküm çıkarabilseydi, hadis-i şerifler lüzumsuz olurdu.

Hırsızlık suçtur. Bir hakim, kanunları esas almadan, sırf Anayasaya göre bir hırsıza ceza veremez. Çünkü hırsızlığın cezası açıkça Anayasada bildirilmemiştir. Birçok hükümler kanunlarla açıklanmıştır.

Bunun gibi, dinimizin bir hükmünü öğrenmek için herkes Kur'an-ı kerime bakıp anlayamaz. Kur'an-ı kerim, hadis-i şeriflerle açıklanmıştır. Hadis-i şerifleri de anlamak büyük ilim işidir. Bunları da İslam âlimleri açıklamıştır. Onun için hiç kimseye Kur'an tercümesi okumasını tavsiye etmiyoruz. Bir okuyucu "Kur'an tercümesi, okuyarak dinsiz oldum" diye acı bir itirafta bulunmuştu.

Tıp kitabı okuyarak, ilaç yapmak ve hastaya teşhis koymak yanlıştır. Kur'an tercümesinden hüküm çıkarmak bundan daha büyük yanlıştır. Çünkü yanlış ilaç kullanan ölebilir. Fakat yanlış hüküm çıkaran imanını kaybedip, sonsuz azaba düşebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kur'anı kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa bile, muhakkak hata etmiştir.) [Nesai]
(Kur'anı kendi görüşüne göre tefsir eden kâfir olur.) [Mekt.Rabbani]

Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Mümin kadınlara söyle: [Yabancı erkeklere bakmaktan] sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, [el, yüz gibi] görünen kısmı hariç, ziynetlerini [Saç ve gerdan gibi ziynet takılan yerleri] göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar [saç, kulak ve gerdanlarını] örtsünler!) [Nur 31]

Bu âyet-i kerimeden kadınların başörtüsünü sadece yakasına örteceği, baş ve vücudunun diğer yerlerini örtmenin gerekmediği anlaşılabilir. Gözünü neden sakınacak, ırzını nasıl koruyacak, ziynetten maksat nedir? Kına, sürme boya mıdır, altın, gümüş gibi ziynetler midir? Bu hususlar açık değildir, hadis-i şerifle bildirilmiştir. Bir âyet-i kerime meali de şöyle:
(Ey Nebi, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına [dışarı çıkarken] cilbablarını [dış kıyafetlerini] giymelerini söyle! Bu, onların tanınıp, eza görmemelerine daha uygundur.) [Ahzab 59]

Bu tercümeye bakıp "Kadın, tanınıp eza edilmemesi için dış elbise giyer. Tanınıp eza edilmezse, çıplak gezebilir" diyenler çıkmıştır. Bu âyetleri Resul aleyhisselamın nasıl açıkladığına bakmalıdır.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kadının [yüz ve iki elinden başka] bütün bedeni avrettir.) [Mecmaul-enhür, El-mugni]

Bu hadis-i şerifte kadının tesettürü açıkça bildiriliyor. Kur'an-ı kerimin 17 yerinde Resulullaha (De ki, bana tâbi olun) buyuruluyor. Allahü teâlânın Resulüne tâbi olup Onun bildirdiği şekilde tesettüre riayet etmelidir!

Hz. Esma, ince elbise ile gelince, Resulullah efendimiz baldızına bakmadı. Mübarek yüzünü çevirip (Ya Esma, bir kız, namaz kılacak yaşa gelince, yüz ve elleri hariç, vücudunu erkeklere gösteremez) buyurdu. (Ebu Davud)

Hz. Âişe validemiz buyurdu ki:
(İlk muhacir kadınlara Allah rahmet etsin! Tesettür âyeti inince, hemen futalarını yırtıp başlarını örttüler) buyurdu. (Buhari, Nesai)

Kadın avrettir, tesettürü farzdır. Âyet-i kerimeyi kendi görüşüne göre tefsir edip bu farzı inkâr etmek küfürdür.

Bir kadın açık gezse kâfir olmaz. Fakat kapanmanın lüzumsuz olduğunu söylerse kâfir olur. Günah ile küfür farklıdır.
*****************************
Kur’ana inanmadıkları halde, (Yalnız Kur’an) diyen yalancılarla, On dokuzculuk bâtıl dinine sarılanlar, tesettürü inkâr ediyorlar. Halbuki Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Mümin kadınlara söyle, gözlerini sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, görünen kısmı hariç, ziynetlerini göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar örtsünler!) [Nur 31]

Bu âyette bazı hususlar açık değil. Mesela kadın, gözünü neden sakınacak, ırzını nasıl koruyacak, ziynetten maksat ne? Kına, sürme mi, altın, gümüş mü, küpe, kolye, bilezik mi? Bu hususlar tam açık değildir, bunlar hadis-i şerifle açıklanarak bildirilmiştir. Allahü teâlâ, (Resule itaat Allah’a itaattir) ve (Sana indirdiğim Kur’anı, anlamaları için insanlara açıkla) buyuruyor. (Nahl 44)

Resulullah efendimizin açıklamaları ile âyetin manası şöyle oluyor:
(Mümin kadınlara söyle, gözlerini [yabancı erkeklere bakmaktan] sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, [el, yüz gibi] görünen kısmı hariç, [Kolye, küpe, bilezik, kına, sürme gibi] ziynetlerini [ve ziynet taktıkları baş, kulak, kol ve ayaklarını] göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar [saç, kulak ve gerdanlarını] örtsünler!) [Nur 31] (Celaleyn, Medarik)

Mecmaul-enhür’deki, (Kadının [yüz ve iki eli hariç] bütün bedeni avrettir) hadis-i şerifi de tesettürü açıklıyor. Hz. Esma, ince elbise ile gelince, Resulullah efendimiz baldızına bakmadı. Mübarek yüzünü çevirip (Ya Esma, bir kız, namaz kılacak yaşa gelince, yüz ve iki eli hariç, vücudunu erkeklere gösteremez) buyurdu. (Ebu Davud)

Hz. Âişe validemiz de bildiriyor ki:
(İlk muhacir kadınlara Allah rahmet etsin! Tesettür âyeti gelince, emri geciktirmemek için hemen peştamallarını yırtıp başlarını örttüler) buyurdu. (Buhari, Nesai)

(Ey Nebi, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına [dışarı çıkarken] dış elbiselerini giymelerini söyle! Bu, onların tanınıp, eza görmemeleri için en uygun kıyafettir.) [Ahzab 59]

Dikkat edilirse, kuyumcuda teşhiri, satılması serbest olan ziynetlerin bile kadında olunca, gösterilmesi yasaklanıyor. Müminlerin anneleri için bile, (Siz diğer kadınlar gibi değilsiniz, [yabancılarla] yumuşak konuşmayın, kalbinde fesat bulunanlar, kötü ümide kapılır. Evlerinizde oturun, eski cahiliye kadınları gibi açılıp saçılmayın) buyuruluyor. (Ahzab 32-33)

Bu delillerden sonra, “İslamiyet’te tesettür yok” diyenlerin art niyetli olduklarında şüphe kalmaz.
*******************************
Yakayı örtmek ne demek
Yalnız Kur’an diyenlerle 19’culuk bâtıl dininde olanlar, Nur suresinin, (Mümin kadınlara söyle: [Yabancı erkeklere bakmaktan] sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, [el, yüz gibi] görünen kısmı hariç, ziynetlerini [Saç ve gerdan gibi ziynet takılan yerleri] göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar [saç, kulak ve gerdanlarını] örtsünler!) mealindeki 31. âyetinin yalnız ziynet takmayı yasakladığını, bir de sadece yaka kısmını örtmeyi emrettiğini söylüyorlar. Diğer maddede yeteri kadar açıklamıştık ama bir hususa daha değinmek istiyoruz. Nasreddin Hocanın kabri için, dört tarafı açık, ancak kapısında koca bir kilit var derler. O zaman kilidin ne kıymeti var. Deve kuşunun, başını kuma sokarak saklandığını sanmasına benzemez mi? Bu zındıklara göre de, kadın her tarafını açacak, sadece yakasını kapatacak, böylece tesettür emrine uyacak, bu kadar gülünç, saçma iddia olur mu?

İsra suresinin (Ana-babana öf deme) mealindeki 23. âyetini okuyan, ana-babasına öf demese, fakat gözlerini çıkarsa, kulaklarını kesse, sopa ile dövse, sonra da (Ben öf demedim, Kur’anın emrine uydum) dese, Kur’ana uymuş mu olur? Kur’an-ı kerimde en hafif husus söyleniyor, daha ağırları elbette yasaktır. (Sana indirdiğim Kur’anı insanlara açıkla) emrine uyarak Resulullah efendimiz âyetleri açıklamıştır. Bu âyetin manası, (Ana-babanı üzme, hatta öf bile deme) demektir. (Beydavi)

İsra suresinin, (Zinaya yaklaşmayın) mealindeki 32. âyeti de aynı anlamdadır. Kötü bir kimse, kötü bir kadınla aynı yatakta yatsa, zina hariç her şey yapsa, sonra da, (Kur’an zinaya yaklaşmayın) diyor, ben zina etmedim dese, günah işlememiş mi olur? Bu âyetin manası da açıklanmıştır. Zinaya yaklaşmayın demek, (Zinaya götürecek sebep, hareket ve işlerden sakının, yabancı kadınları düşünmeyin, onlarla konuşmayın, onlara bakmayın, onlarla tokalaşmayın, onları kucaklamayın, öpmeyin) demektir.

Yabancı kadına bakmak zinaya götüren yollardan birisidir. Bunun için hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Yabancı kadını görüp, başını ondan çevirene Allahü teâlâ ibadetin tadını duyurur.) [Hakim]
(Harama bakmayan gözler, Cehennem ateşi görmez.) [İsfehani]

(Kadına şehvetle bakanın, gözlerine erimiş kurşun dökülüp Cehenneme atılır.) [M. Enhür]
(Avret yerini açana, başkasının avret yerine bakana Allah lanet etsin!) [Beyheki]
(Kadının yüz ve iki eli hariç bütün bedeni avrettir.) [Ebu Davud]

Resulullah efendimizin bu açıklamasından sonra, (Başörtülerini yakalarına örtsünler) âyeti, vücudun tamamını örtsünler, boyun, yaka ve gerdan kısmını da kapatsınlar demektir. Bazı kadınlar eşarp taktıkları halde bu kısımları açık kalıyor. Hiçbir yer açık kalmasın demektir. Hz. Âişe validemiz de bildiriyor ki: (Tesettür âyeti gelince, muhacir kadınlar hemen peştamallarını yırtıp başlarını örttüler.) [Buhari]

Herkes Kur’an-ı kerimden hüküm çıkarabilseydi, (Kur’anı insanlara açıkla) buyurulmaz ve hadis-i şerifler lüzumsuz olurdu. Kur’an-ı kerimin 17 yerinde Resulullaha (De ki, bana tâbi olun) buyuruluyor. Allahü teâlânın Resulüne tâbi olup Onun bildirdiği şekilde tesettüre riayet etmelidir! Bir kadın açık gezse kâfir olmaz. Fakat kapanmanın lüzumsuz olduğunu söylerse kâfir olur. Günah ile küfür farklıdır.

Herkesin bir tıp kitabı okuyarak, ilaç yapmaya, ameliyat etmeye kalkması cinayettir. Yalnız Kur’an diyerek Kur’andan hüküm çıkarmaya çalışmak da bundan daha büyük cinayettir. Yanlış ilaç kullanan sakat kalabilir, ölebilir. Fakat yanlış hüküm çıkaran imanını kaybedip, sonsuz azaba düşebilir. Hadis-i şerifleri bir tarafa atıp, Kur’ana herkes el uzatınca dinin yıkılacağını, insan sayısınca din çıkacağını zındıklar çok iyi bildiği için Yalnız Kur’an diyerek dini yıkmaya çalışıyorlar. Bu oyuna dikkat etmeliyiz.
***************************
“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle, evlerinden çıktıklarında dış örtülerini üzerlerine alsınlar.”(1)

“Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, namuslarını da korusunlar, zinetlerini açmasınlar, bunlardan görünen kısmı müstesnadır. Başörtülerini de yakalarının üzerini kapatacak şekilde iyice örtsünler.”(2)

Ayetlerde mü’min kadınların nasıl örtünecekleri, hangi yerlerini açabilecekleri açıkça belirtilmiyor. Fakat şu mealdeki hadis-i şerif ayetleri tefsir ediyor. Peygamberimiz (a.s.m.) baldızı Hz. Esma’ya hitaben, “Ey Esma! Bir kadın adet görmeye başlayınca el ve yüzünden başka yerini yabancılara göstermesi caiz değildir.”(3)
1) Ahzah Suresi, 59,
2) Nur Suresi, 31,
3) Ebu Davut, Libas 33,
***************************************
cinayetle ile ilgili yazı (alıntı)
Türkiye’de çözülmemiş “hatta üstü örtülmüş” ve “ün yapmış” ne kadar faili meçhul cinayet varsa Ergenekon iddianamesinden sonra bakıyorsunuz ki hepsinin arkasında aynı güç var. “Faili aranmayan” ve ülkeyi sarsan bu cinayetlerin sırlarını çözmek için yapılan son hamle Ergenekon davası da olmayacak.
Uğur Mumcu cinayeti ile “düşman iki kitle”…
Necip Hablemitoğlu suikastinde “derin ve keskinleştirilen düşmanlıklar”…
Ahmet Taner Kışlalı yapılan hain saldırı da “Laik-antilaik” cephelerin tam olarak oluşturulması ve diğer cinayetler…
Danıştay saldırırsında ‘’darbe sürecini hızlandırmak’’… Hangisinin altında derin bağlantılar yok diyebilirsiniz.
Suikastler, ardında hep bir bilinmez ve karmaşa bırakmaya yönelik insanları hedef alarak yapıldı.
24 Ocak 1993 yılında işlenen Uğur Mumcu cinayetini hatırlamayan ve o günden bugüne konuşulanları bilmeyen kaç kişi kaldı bu ülkede.
Önce cinayet sonra sokaklarda eylemler, cenaze töreninde “laik-antilaik” çatışmasının alt yapı hazırlama çalışmaları.
Sistem, kendini ayakta tutmak için sürekli korkusunu üretmiş ve bunu fobinin ötesine geçirerek düşman belletmiş herkesi birbirine.
Tüyler ürperten Uğur Mumcu cinayetinin işlendiği dönemin gergin tablosundan sıyrılmanın ne kadar zor olduğu düşünüldüğünde Ergenekon çetesinin çok başarılı işlere(!) imza attığını görürüz.
Hatta akıllarımızı biraz zorlarsak, Mumcu’nun o dönemde PKK ile çok gizli belgelere ulaştığı ve bunların yayınlanma korkusunun yaşandığı iddialarının olduğu dönemde sırrı çözülen “Ergenekon-PKK ilişkisi” miydi ve cinayet bundan dolayı mı işlendi sorusu gelir hemen akıllara.
21 Ekim 1999’da işlenen Ahmet Taner Kışlalı cinayeti de bu anlamda zihinlerimizde yeniden canlanmalı diyorum çünkü kaosların oluşturulmak istendiği bu cinayetlerin işlenme tarzı da birbirine benzemesi ise dikkatlerden kaçmadı.
18 Aralık 2002 yılında yine Atatürkçü bir bilim adamı bir cinayete kurban gitti. Necip Hablemitoğlu…
Kafalar iyice karıştırılarak, düşmana olan kin iyice büyütüldü.
Bir düşman oluşturulmak isteniyordu.
Kimdi düşman?
Türkiye’deki muhafazakarlar… Onların alternatif düşmanı da Atatürkçüler olmalıydı.
Adı grubu ne olursa olsun Türkiye’de İslamcı düşünen herkes artık belirli kitleler tarafından düşman belleniyordu, daha doğrusu böyle olması isteniyordu.
Atatürkçülerde diğer tarafa hedef gösteriliyordu...
Bahriye Üçok, Muammer Aksoy cinayetlerinin de derinlerde bir bağlantısının olmadığını kim iddia edebilir ki? Bu cinayetlerin “laik” cepheyi “antilaik” cephelerle karşı karşıya getirmek istediğini görmemek büyük saflık olur.
Adım adım içeride halkı birbirine karşı savaşa hazırlamışlar ve aydınlarımızı yok edenlere destek verdirmişler millete farkına varmadan.
Ergenekon’un ölüm listesinde kimlerin olduğunu öğrendiğinde ise insanın kanı donuyor.
Kimler yok ki listede?
Hukukçular, gazeteciler, siyasetçiler ve diplomatlar…
Deniz Baykal… Atatürkçü ve laik, siyaset adamı…
Erdoğan Teziç, Kemal Gürüz. Atatürkçü düşüncesi ile tanınan iki eski YÖK Başkanı.
Vural Savaş, Sabih Kanadoğlu… Türkiye’de muhafazakar ve İslamcı çevrelerle araları hiç barışık olmayan iki eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı…
Bekir Coşkun, Tuncay Özkan… Bunlarda Kemalist düşüncelerinin güçlü olduğunu iddia eden iki gazeteci.
Bütün bu listedeki isimlerin ortak noktası Atatürkçü düşünceleri ile ortaya çıkmış olmaları.
Yapılacak saldırı da İslamcı birine yaptırıldığı zaman örgüt herşeyi yapmaya devam edecekti. Danıştay saldırırsı ise bunu en somut örneğini oluşturmuyor mu?
Türkiye’de bu isimlerin suikastlere kurban gitmesi Mumcu, Hablemitoğlu, Kışlalı suikastları sonrasında gelen tepkilerin bir benzerinin daha da büyüyerek yaşayacağımızı düşündüğümüzde toplumun ne durumda olacağının hayalini bile kurmak insana sıkıntı veriyor.
Gelişmelerin seyri bir zincir şeklinde sunulmuş topluma…
Toplum karşı karşıya getirilerek sonrasında silahlı çatışmalar planlanmış ama asıl hedeflere ulaşmak için büyük suikastlar işlenmiş. Ve bu suikastların sonrasında ise “gergin toplum” oluşmuş ve hep birbirine kin besleyenler üzerinden örgüt kendi yarınını garanti altında tutmuş.
Ölen ve öldüren arasındaki tek örtüşen nokta ise ölenin “samimi Atatürkçü” öldürenin ise Atatürkçülük üzerinden nemalanan bir örgütçü olması. ikisi arasındaki ayrımı ''samimi ve faydacı'' olarak yapmak zorundayız.
Örgüt işi o kadar ileriye götürmüş ki, kendi içinde bulunduğu iddia edilen ADD Düşünce Derneği Başkanı ve Eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur’u bile ölüm listesine almış.
Hedefe ulaşmak için katliamları göze almak çok önemli hale gelmiş Ergenekon örgütü için.
Türkiye’de işlenen faili meçhullerin aydınlığa kavuşacağı Ergenekon davasından sonra ortaya çıkan gerçek ise şu, Atatürkçü düşünce samimi ya da fason olanı ile birlikte sürekli yükselen değer durumunda tutulmuş zirvede.
Türkiye’de gizli emellerini hayata geçirmek isteyen de Kemalist düşünce yapısının arkasına sığınarak kirli işlerini yaparken, Uğur Mumcu, Hablemitoğlu gibi samimi olanlar da öldürülenler arasında olmuş ne yazık ki.
Aralarındaki tek fark ise biri öldüren olurken diğeri ölen olmuş. Karıştırılmak istenen ise Türkiye…
Ayhan Kıskaç
 

Remember

New Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Türban özgürlük mü?

Konu İNANÇ ise örnek vermek zorunludur. Nasıl ki türban ile mini etek aynı cümlede buluşabiliyor o zaman aşırı uçlar olsa da müslümanlık ile satanistlik neden buluşmasın (ateistlik ya da başka bir din örneği de olabilir di!). Oradaki asıl konumuz; İNANÇLARA özgürlük AMA nereye kadar özgürlük! İyi inanç kötü, inanç diye ayıramam ki! Ama tepkinizden kendi inancınız dışındaki inançlara özgürlük taraftarı olmadığınız anlaşılıyor...maalesef... Ayrıca; alıntı yaptığınız forumdaki Kur'an ve Anayasa benzetmesi sizce daha mı masum??? ki okumaya hala devam ediyorsunuz... (sanırım--alıntı yaptığınız için öyle düşündüm)

Tesettür konusunda gönderdiklerinizi okudum! üstelik ben mi yanılıyorum diyerek. Ama hadisler dışında başka bir kaynak bulamadım gönderdiklerinizde, onlarda Kur'an tek başına anlaşılmaz mutlaka anlayan birilerinin yorumlaması gerekir diyor. Kur'anı referans alanları "zındık", "yalancı", "kasıtlı olarak böyle yapıyorlar" vb. aşağılamalarının ötesinde RUHBAN sınıfının mutlaka olması gerektiği gibi bir görüş öne sürüyorlar...

Benden yorum yok! Ama bir sitede eleştirisi var...

Buyrun:
**************
Kur'an'ın anlaşılır ve açık bir kitap olduğunu söyleyen Allaha rağmen, "biz bu kitabı anlayamayız" düşüncesine sahip olanlar, bilinçsizce Allah'a iftira etmektedirler. Allah, kendisine bu tür iftirada bulunanları zalim olarak nitelendirmektedir:


"Biz bu Kur'an'ı Allah'a karşı gelmekten sakınanları müjdelemen ve inatçı milleti uyarman için senin dilinde indirerek kolaylaştırdık" (Meryem suresi)


"Andolsun ki Kur'an'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık* Öğüt alan yokmudur?' (Kamer suresi)


"Biz onu anlayasınız diye, Arapça bir Kur'an olarak indirdik" (Yusuf suresi),


''Bilmeyenler: "Allah'ın bizimle konuşması yahut bize bir ayet indirmesi gerekmez miydi!" dediler. Kendinden öncekiler de onların dediğim demişti. Kalpleri benzeşti. Kesin olarak inanan kimseler için ayetleri iyice açıkladık" (Bakara suresi).


"Andolsun ki Biz bu Kur'an'da türlü türlü örneği gösterip açıkladık. İnsan amma da çok tartışıyor" (Kehf suresi).


"İşte böylece Kuran'ı apaçık ayetler, olarak indirdik. Allah, şüphesiz, dilediğini doğru yola eriştirir'' (Hac suresi).


"Andolsun ki, size apaçık ayetler, sizden önce geçenlerden örnek ve sakınanlara öğüt indirdik" (Nur suresi).


"Andolsun ki, sana apaçık ayetler indirdik. Onları sadece yoldan çıkmışlar inkar eder" (Bakara suresi)


"Elif lam, ra. Bu bir kitap'tır ki, hikmet sahibi, herşeyden haberi olan Allah tarafından ayetleri kesin kılınmış sonra da uzun uzadıya açıklanmıştır" (Hud suresi


Kur'an'da bu ayetlere benzer daha birçok ayet bulunmaktadır'. Bu ayetlerde de görüldüğü gibi Kur'an kendisinin anlaşılır olduğunu söyleyerek "Biz onu anlayamayız diyenleri yalanlamiş olmuyormu ? öyle ya! Kur'an mı doğru söylüyor , yoksa "onu anlayamayız" diyenler mi?


Kur'an'ın ortaya koyduğu bu gerçeğe rağmen, "anlayamayız" anlayışını sürdürenler ancak akletmeyenlerdir. Akletmeden inanma ise "körü körüne" bir inanmadır.ki böyle bir inancın Hiç bır değeri yoktur. Geçerli ve gerçek inanma, bilerek inanmadır. Zira Rabbimiz, kendisine körü körüne _değil, bilerek inanmamızı istemektedir. Düsünmeli değilmiyiz Allah anlayamayacağımız bir kitabı ne diye bize göndersin? anlamadığımız bir" kitabı gönderip te bizi sorumlu tutar mı hiç Bu Allah'ın adaletine yaraşır mı?


Eğer öyle olsaydı ozaman anladığımız bir kitap olmadığı îçın senin doğru yolunu öğrenemedik" demeye hakkımız olmaz mı? Allah Kullarına zorluk dilemediğine göre ne diye anlayamayacakları bir kitabı göndersin? Kur'an'ın ortaya koyduğu gerçek odur ki Allah biz kullarına, kitabını anlayacak düzeyde akıl vermiş, kitabını da aklımız düzeyinde anlaşılır olarak indirmiştir. Kur 'ani ancak akli olmayanlar anlamaz. Aklı olmayanlar ise zaten sorumlu değildir "
**************
Kaynak: http://www.iqna.ir/tr/news_detail.php?ProdID=202349

Keşke sizde alıntı yaptığınız siteleri verseydiniz de devamını da okuyabilseydik...

Faili meçhuller kısmını konu dışına çıkmamak için es geçiyor ve bu konudaki düşüncelerim hala ilk postumdaki gibidir diyorum...

Tartışmaya devam edip etmemek kendi kararınız, ancak karşı fikirleri okumadan kestirip atmanız bende önyargılı olduğunuz imajı yarattı üzgünüm (yanılıyor olsam da, olmasam da)...

Siz - Biz ayrımını kimler başlattı, hangi amaçla başlattı kısmını da BOP projesi kapsamında düşünürseniz parçalar bence yerine oturuyor.
 
Üst