Sevgiliden...

dilek.58

New Member
ÖgretmenForum Üye
başkaydı

bambaşkaydı

salmaya görsündü rüzgara saçlarını

onların bile içinde zifir geceler dalgalanır

ve ince bir fidan

nasıl heyecanlı bir yeşilse

o da öyle filizlenirdi

kimin gözüne ilişse

ama işte

bir gece

bir gitmek vakti

hani iki kelime ve bir “hoşça kal” belki

“ sana seni bıraktım üzme onu olur mu ?” gibi

yani bir anda

işte böyle bir zamanda

uğurlayıp

yolcu etmiş kalbini

bir tren garında

ve gitmiş “canım” dediği

mesafelerden bile uzak

_uzaklara

bakmış sessiz

ardından öylece

ve elleri iki yanda kırılmış gibi küskünce

seyreylemiş

öyküsünün bitişini

ki daha önce

hiç kimse

o tren garında

onun kadar uzun

ve onun kadar

ıslak

uğurlamamış

hiç

gidenini

sonra yolcusu

gözden

kaybolmuş

ve uzaklaşmış gecede tren

eğmiş başını önüne

ve tek kelime etmeden

sermiş

siyah saçlarını

tren raylarının

üzerine

hani

tıpkı

sevdiğinin

yüzüne

dökermişçesine

sermiş

ve yummuş ıslak gözlerini sımsıkı

damla beklemez, sızar

ki sızmış

lakin



o beklemiş



beklemiş



ve ilkin

rayların çığlığı



ardından gök gürlemesi



büyümüş



büyümüş



ve sonra


yok onra



her şey bu kadar işte



susmuş o akşam onun şarkısı

uyuyor şimdi

gömülü

bir tren garının gölgesinde

ve dinliyor hala

en çokta gittiği yerden dönen

trenlerin

seslerini

ve her birinin çığlığında

ağlıyor

biliyorum

ki o ağladıkça

üşüyor demirden raylar

üzerlerinde birkaç saç teli

rüzgarla

uçuşuyor usulca

ve

martılar

yitik bir denizin anısına

çığlıksız

suskun

ve sessiz

süslüyorlar

o tren garının üzerini

kanatları gül kurusu

gagalarıysa

artık

kirpiksiz



“ dindi yağmur ama gök kuşağı yok artık …
 
Üst