Öğretmen Yetiştirme Sistemi Acilen Düzenlenmelidir !

uzeyir_k

New Member
ÖgretmenForum Üye


Öğretmen atamalarının hali ortada. Eğitim fakültelerindeki plansızlık, mali politikaların atamaların önünü kesmesi gibi nedenlerle her geçen gün atanamayan öğretmen sayısı çığ gibi büyüyor. Bugün 180 bin civarında işsiz öğretmen var. Bunların yaklaşık yarısı "ücretli" olarak çalışıyor. Diğer kısmı "vekil, sözleşmeli" yada çoğu parasız şekilde dershanelerde sömürülüyor. Boşta olanları ya da başka sektörlerde çalışmak zorunda kalanları saymıyoruz zaten. Sadece benim arkadaşlarımdan 15-16 kişi atanamadığı için dershane kapılarında cüz'i ücretlerle, dersane kadrosuna girmek için çalışıyorlar. Bütün bunlar acil çözümü gerekli kılıyor.


Bu sorunun gün geçtikçe büyümesinin önüne geçmek için kamuoyu bilinçlendirilmelidir. Bence, çözüme giden yolda ilk yapılması gereken MEB ve YÖK ‘ü aynı masaya oturtup, uzun vadeli bir "öğretmen yetiştirme planı" hazırlamaya zorlamaktır. Fakat, siyasi gündemin yoğunluğu eğitimci yetiştirmek gibi önemli bir sorunu sürekli öteliyor. Varolan sistem, rant uğruna işsiz öğretmen üretiyor.


Eğitim fakültelerindeki yoğunluk ortada. Her yıl binlerce öğretmen adayı mezun oluyor. Bu mezunlarla atanamayan öğretmen sayısı da yıldan yıla katlanıyor. Bazı bölümlerde 5-6 yıldır atama yok. Özellikle lise branşlarında yığılma fazla. O zaman, bu bölümler hâlâ neden öğretmen yetiştiriyor, anlamak mümkün değil. Buralardan mezun olanlar ne yapacak? Bu plansızlık daha ne kadar sürecek? Hâlâ yeni üniversiteler, eğitim fakülteleri kuruluyor. Yeni kurulan fakültelerin de mezun vermesiyle önümüzdeki 5 yıl içinde 500 bin işsiz/kadrosuz öğretmen olacak.

Ülkemizin malî sorunlarının farkındayız. Fakat, her sorunun çözümü olduğu gibi öğretmen yetiştirme sistemindeki çarpıklık da geç de olsa çözülebilir. Bu konuda yapılması gereken en önemli başlangıç eğitim fakültelerinin arz-talep dengesine göre öğretmen adayı yetiştirmesini sağlamaktır. Polisini, askerini ihtiyaca göre yetiştirmesini becerebilen devlet, elbette eğitimcilerini de ihtiyacına göre yetiştirebilir.
(Aşağıdaki sayısal verileri incelediğinizde durumun aciliyetini daha iyi anlayacaksınız.)

Çözüm olarak ;
* Bu bölümlerdeki kontenjanlar azaltılabilir.
* Birkaç sene bu bölümlere öğrenci alınmayabilir, gerekirse bazı üniversitedeki bölümler kapatılabilir.
* Yeni bölüm veya eğitim fakültesi açılmasına açılmasına izin verilmemelidir.
* Özel üniversitelere öğretmen yetiştirme izni verilmemelidir.(Devlet üniversitelerindeki yığılma yetmiyor sanki)
* Yeni üniversite açmak yerine, bu üniversitelere harcanacak bütçe, varolan üniversitelere verilebilir, (bu şekilde eğitim fakültelerindeki eğitim kalitesi, dolayısıyla öğretmen kalitesi artırılabilir)
* Emekliliği gelen öğretmenlerin (idareciler de dahil) hizmetten ayrılmasının sağlanabilir. Bu konuda teşvik de verilebilir, daha sonra ayrılacak olanlar da hak kaybı ile cezalandırılabilir.
* Geçmiş yıllarda yanlış uygulamalarla öğretmenliğe atanmış "veterinerlik, kamu yönetimi, işletme, iktisat, mühendislik" v.b. bölüm mezunları ihtiyaç dahilinde devlet içindeki memurluklara kaydırılabilir (bu konuda çalışanların affına sığınıyorum).

Sayısal verilerin bize gösterdikleri :

MEB Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı’ nın hazırladığı 2006-2007 istatistiklerine göre çalıştıkları örgün eğitim kurumları ve cinsiyetlerine göre öğretmenlerin dağılımı şöyledir :


2006-2007 Eğitim İstatistiklerine Göre Öğretmen Sayıları
KURUMU…………….ERKEK……………..BAYAN……….......TOPLAM
Okulöncesi……………1.181…………….....23.59…...........424.775
İlköğretim………...209.366…………….193.463……….402.829
Ortaöğretim………..59.038…………....44.351…………103.389
Meslekî Eğitim…….51.149………........33.127……........84.276
TOPLAM…………..320.734…………..294.535………..615.269


* 2006-2007 eğitim istatistiklerine göre Türkiye’de ilk ve ortaöğretimdeki öğrenci sayıları 14 milyon 874 bin 496’dır.

* Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2006-2007 verilerine göre, yurt genelinde ilköğretim okullarında uygulanan birleştirilmiş sınıflarda 26 bin 363 öğretmen görev yaparken, 268 bin 614′ü erkek, 255 bin88′i kız toplam 523 bin 702 öğrenci eğitimlerini sürdürüyor.

* Birleştirilmiş sınıflardaki öğrencilerden 214 bin 210′u iki sınıfbir arada, 169 bin 137’si üç sınıf bir arada, 13 bin 715′i dört sınıf bir arada, 126 bin 640′ı da beş sınıf bir arada öğrenim görüyor.

* Birleştirilmiş sınıf uygulamasının yapıldığı okul sayısı en yüksek illerin başında 939 okulla Şanlıurfa ve 726 okulla da Erzurum geliyor. Şanlıurfa’da birleştirilmiş sınıflarda toplam 51 bin 951, Erzurum’daki birleştirilmiş sınıflarda 22 bin 313 öğrenci okuyor. Builleri 717 okulla Samsun, 680 okulla Diyarbakır, 521 okulla Adıyaman takip ediyor.

* İstanbul’da birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılan 42 ilköğretim okulunda bin 515, Ankara’da 134 ilköğretim okulunda 3 bin 233, İzmir’de de 244 ilköğretim okulunda 7 bin 794 öğrenci öğrenim görüyor.

* Eğitim fakültelerinde yaklaşık 180 bin kişi okuyor. Ve her yıl yaklaşık 35 bin kişi mezun oluyor.


* Eğitim Sen´in geçen yıl yaptığı bir araştırmaya göre, 30 eğitim fakültesinde hiç doçent yok. 19 eğitim fakültesinde ise hiç profesör bulunmuyor.


Eğitim Fakültesi Bulunan Üniversiteler
1 Abant İzzet Baysal Üniversitesi -Eğitim Fakültesi
2 Adnan Menderes Üniversites -Eğitim Fakültesi
3 Afyon Kocatepe Üniversitesi -Uşak Eğitim Fakültesi
4 Afyon Kocatepe Üniversitesi -Eğitim Fakültesi
5 Akdeniz Üniversitesi -Eğitim Fakültesi
6 Anadolu Üniversitesi -Eğitim Fakültesi
7 Atatürk Üniversitesi -Ağrı Eğitim Fakültesi
8 Atatürk Üniversitesi -Bayburt Eğitim Fakültesi
9 Atatürk Üniversitesi -Erzincan Eğitim Fakültesi
10 Atatürk Üniversitesi -Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi
11 Balikesir Üniversitesi -Necatibey Eğitim Fakültesi
12 Boğaziçi Üniversitesi -Eğitim Fakültesi
13 Celal Bayar Üniversitesi -Demirci Eğitim Fakültesi
14 Cumhuriyet Üniversitesi -Eğitim Fakültesi
15 Çanakkale Onsekiz Mart Üniv. -Eğitim Fakültesi
16 Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi
17 Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi
18 Dicle Üniversitesi Siirt Eğitim Fakültesi
19 Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi
20 Dumlupinar Üniversitesi Eğitim Fakültesi
21 Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi
22 Erciyes Üniversitesi Eğitim Fakültesi
23 Firat Üniversitesi Eğitim Fakültesi
24 Firat Üniversitesi Muş Eğitim Fakültesi
25 Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi
26 Gazi Üniversitesi Kastamonu Eğitim Fakültesi
27 Gazi Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi
28 Gaziantep Üniversitesi Adıyaman Eğitim Fakültesi
29 Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültesi
30 Gaziantep Üniversitesi Kilis Muallim Rıfat Eğitim Fakültesi
31 Gaziosmanpaşa Üniversitesi Eğitim Fakültesi
32 Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi
33 İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi
34 İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi
35 Kafkas Üniversitesi Eğitim Fakültesi
36 Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültes
37 Karadeniz Teknik Üniversitesi Giresun Eğitim Fakültesi
38 Karadeniz Teknik Üniversitesi Rize Eğitim Fakültesi
39 Kirikkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi
40 Kocaeli Üniversitesi Eğitim Fakültesi
41 Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi
42 Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi
43 Muğla Üniversitesi Eğitim Fakültesi
44 Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Fakültesi
45 Niğde Üniversitesi Aksaray Eğitim Fakültesi
46 Niğde Üniversitesi Eğitim Fakültesi
47 Ondokuz Mayis Üniversitesi Amasya Eğitim Fakültesi
48 Ondokuz Mayis Üniversitesi Eğitim Fakültesi
49 Ondokuz Mayis Ünversitesi Sinop Eğitim Fakültesi
50 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi
51 Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi
52 Pamukale Üniversitesi Eğitim Fakültesi
53 Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi
54 Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi
55 Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Eğitim Fakültesi
56 Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi
57 Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi
58 Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi
59 Yüzüncü Yil Üniversitesi Eğitim Fakültesi
60 Yüzüncü Yil Üniversitesi Hakkari Eğitim Fakültesi
61 Zonguldak Karaelmas Üniv. Ereğli Eğitim Fakültesi


Vakıf Üniversiteleri
1 Başkent Üniversitesi Eğitim Fakültesi
2 Bilkent Üniversitesi Eğitim Fakültesi
3 Maltepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi
4 Ufuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi
5 Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi


Eğitim Bilimleri Fakültesi Bulunan Üniversiteler
1 Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi


Son Söz :
MEB ve YÖK masaya oturup uzun vadeli bir plan dahilinde öğretmen yetiştirme sistemini acilen düzenlemelidir. Bir milletin eğitimcileri ran tuğruna kurulan düzenlerin kurbanı olamaz. Takdir edersiniz ki eğitim gibi önemli bir alan da çıkarların elinde oyuncak olamaz. Öyle olursa, o ülkenin gençlerinin şiddetten uzak olmasını, terörün azalmasını beklemek de aptalca olacaktır. Her şeyin başı eğitim, bu eğitimi verecek olan da bizleriz.Çözüme en kısa sürede ulaşmak dileğiyle…

Üzeyir KADIOĞLU
uzeyirka@gmail.com

Kaynaklar :
* Dr. Selçuk UYGUN, Kemer Gözcü Gazetesi, 18.10.2007
* Milli Eğitim Dergisi, Güz 2003, Sayı 160
* http://www.yok.gov.tr/
* http://www.meb.gov.tr/
* http://www.egitimsen.org.tr/
 

BANU

New Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Öğretmen Yetiştirme Sistemi Acilen Düzenlenmelidir !

Aynen katılıyorum düşüncelerinize....
 

türkçeci

New Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Öğretmen Yetiştirme Sistemi Acilen Düzenlenmelidir !

Önemli bir mesele.Öncelikle teşekkürler,duyarlılığınız için...Eğitimin bugün en utanç verici yönü bence istihdam şekilleri...Sizin de bahsettiğiniz gibi ücretli sözleşmeli,vekil...Hadi sözleşmeli öğretmenleri geçelim gerçi son düzenlemeyle iyice rezil duruma geldi ama;daha da kötüsü ücretli öğretmenlik.Tam bir kepazelik.Resmen karın tokluğuna çalışan öğretmenler!!Aynı okulda aynı işi yaptıracaksın ama birine diğerinin aldığı maaşın yarısını vereceksin.Adalet mi bu ya?Bu nasıl bir vicdandır?Okullarda ücretli öğretmen sayısı kadrolu öğretmen sayısını geçmiş durumda..Başka bir sorun bu öğretmenler kpssye hazırlanmak zorunda.Sürekli sınav stresiyle yaşayan bir öğretmen okulda ne kadar verimli olabilir?Sınava daha iyi hazırlanabilmek için haklı olarak 2.dönem gelmek istemiyorlar ve gelmiyorlar.Sonuç:Okuldaki öğrencilerin yarısının dersleri boş geçiyor.Böyle bir okulda yaşanabilecek tehlikeleri düşünebiliyor musunuz?OKS ye giren sınıflarımdan biri senenin başından beri hiç matematik dersi görmedi. Bu vebal çok ağır olur!!! Sbs denildi; öğrenciler dershaneye ihtiyaç duymayacak çünkü tamamen okuldaki müfredata yönelik sorular olacak denildi,müfredatı anlatacak öğretmen yok!!!
Bu nasıl insanlıktır, bu nasıl bilimselliktir?Bu zorbalıktır,duyarsızlıktır,sözünde durmamaktır!!!Bu bir medeniyetin insana verdiği değerin ölçüsüdür...Yazık...
 

Ali Hikmet

New Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Öğretmen Yetiştirme Sistemi Acilen Düzenlenmelidir !

Öğretmen Yetiştirmede Üniversite Faktörü
Üniversiteler bilim üreten merkezler olma özelliği yanında toplumun yetişmiş insan gücü ihtiyacını da karşılayan yegane kuruluş olma niteliğini de taşımaktadır. Üniversiteler dünyadaki bilimsel gelişmeleri takip ederek bilim dünyasının gerisinde kalmamaya çalışırken içinde bulundukları toplumun insan gücü ihtiyacını da bilimsel kriterlere göre karşılama görevini yürütüyorlar. Üniversitelerin yetiştirdiği elemanlar toplumsal hizmetleri yürütmek amacıyla oluşturulmuş resmi ve özel kurum ve kuruluşlarda görev alarak veya bireysel olarak oluşturdukları işyerlerinde edindikleri bilgi, beceri ve yetenekleri kullanarak topluma hizmet etmekte, toplumsal ihtiyaçları karşılamaktadır. Bu yönüyle bakıldığında üniversitelerin yetiştirdiği her düzeydeki elemanların yeterlik düzeyleri ile toplumun ihtiyaçlarının yeterince karşılanması arasında sıkı bir bağlantı bulunmaktadır.

Eğitime Dair konuları ele aldığımız için bu köşede özellikle öğretmenlerin yetişme durumları, öğretmen yeterlikleri, öğretmenlerin okullara gelinceye kadar aldıkları eğitimle okulda gösterdikleri başarı üzerinde durmaya çalışacağız. Öğretmenleri üniversiteler yetiştiriyorlar. Üniversiteyi bitirerek öğretmen olma yeterliğine sahip olan birisi ülkemizde çoğunlukla devlet okullarında görev alma şansı buluyor. Özel öğretim ülkemizde henüz yeterince gelişme göstermediği/gösteremediği için öğretmenlik eğitimi almış bir öğretmen adayı devlet kurumları dışında büyük bir iş sahası bulamıyor. Öğretmenlik eğitimi almış birisinin çalışabileceği alanların başında eğitim alanı gelmektedir. Eğitimin toplumsal bir görev olarak devletin üzerine verildiği andan itibaren öğretmen yetiştirme de önemli bir sorun olarak var olagelmiştir. Öğretmen yetiştirme konusunda ülkemizde çok değişik uygulamalar, modeller, sistemler kullanılmıştır. Halen de bir modelde karar kılınabildiğini söylemek zor.

Öğretmen ihtiyacının fazla olmasına karşın yeterli eleman bulmanın zor olduğu dönemlerde eğitim alanında yetişmiş hemen herkes kolaylıkla görev alabiliyordu. Hatta yeterli öğretmen olmadığı için önceleri lise mezunlarından vekil öğretmen görevlendirilmeleri dahi sık sık yapılıyordu. Zamanla üniversite mezunu sayısı artınca lise mezunu yerine eğitim alanından mezun olup olmadığına bakılmaksızın üniversite mezunlarına kadrolu öğretmen olarak görev verilmesi uygulamaları görüldü. Bu dönemlerde ziraat fakültesi, iktisat fakültesi, veterinerlik fakültesi ve kamu yönetimi bölümü mezunların öğretmen olarak atandığı dönemler oldu. Bu tür atamaların yapıldığı dönemde hayvan, bitki yetiştirme eğitimi almış kişilerin insan yetiştirmekle görevlendirilmesi kamuoyunda eleştiri konusu yapılırken dönemin milli eğitim bakanı ve diğer yetkilileri başka çarelerinin olmadığını, lise mezununu vekil olarak vermektense üniversite mezununun atanmasının daha mantıklı olduğunu savundular. İnsan gücü planlamasının olmadığı her yerde her zaman görülen gariplikler bir dönem ülkemizde sık sık görülmekteydi. Günümüzde halen bu tür kişiler öğretmenlik mesleğinin içinde varlıklarını sürdürüyorlar. Ancak burada şunu da söylemeden geçemeyeceğim ki eğitim alanının dışından gelmiş kişilerin arasından gerçekten çok başarılı öğretmenler de yetişmiş durumda. Öğretmenlik mesleği meslek öncesi edinilecek bilgi ve beceriler yanında kişisel gayretin de çok önemli olduğu mesleklerden birisi. Meslek içinde öğretmenleri motive eden, gelişmelerini sürekli kontrol eden, performansını takip ederek sürekli değerlendirmeye tabi tutan etkin bir sistem olmadığı için bir bakıma mesleğini iyi icra eden veya etmeyen personel ayrımını yapabilmek neredeyse mümkün olmamaktadır. Bu nedenle eğitim mezunu olup da gereken çabayı göstermeyen bir çok yetersiz öğretmenin varlığını görünce, alan dışından gelen ancak yoğun kişisel çabası sayesinde bilgi, beceri eksiğini kısa zamanda kapatan öğretmenlerin varlığını da inkar edemeyiz. Ancak bu durum meslek içinde etkin bir değerlendirme sisteminin olmamasından kaynaklanmaktadır.

Artık günümüzde eğitim mezunlarının sayısı ihtiyaç fazlası hale gelmiş durumda. Bu nedenle öğretmen olmak isteyenlerin sayısı fazla olduğu için mevcutlar arasından seçme sınavları yapılmak zorunda kalınıyor. Belirlenen taban puanı geçemeyenler öğretmen olma hakkını da elde edemiyorlar. Bu uygulama öğretmenlik eğitimi alarak üniversiteden mezun olanlar açısından olumsuz gibi görünse de öğretmen kalitesinin yükselmesi açısından olumludur. Zira üniversiteyi bitirerek bir mesleği icra etme hakkını elde eden herkesin gerçekten o mesleğin gerektirdiği yeterliklere sahip olduğu ön kabulü doğru bir değerlendirme değildir. Üniversitede yapılan eğitimle doğrudan ilgili olan bu değerlendirmenin haklı veya haksız olduğu konusunda genel bir kanaate varmak için daha fazla veriye ihtiyaç olmakla birlikte öğretmenler açısından bu değerlendirmeyi rahatça yapabilme imkanına sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Son dönemlerde KPSS sınavlarında taban puanların yükselmesi en azından mesleğe giriş aşamasında eleman kalitesinin yükselmesine yol açmıştır yargısı doğru bir yargıdır kanaatindeyim.

Ülkemizde onlarca eğitim fakültesi yani öğretmen yetiştiren kurum bulunmaktadır. Her eğitim fakültesi öğretmen yetiştiren bir kurum olarak eğitim faaliyetinin en önemli aktörlerinden birisi olan öğretmeni yetiştirmeye çalışıyor. Bu fakültelerin tümünün tam anlamıyla istenen niteliklere sahip öğretmen yetiştirebildiğini söylemek oldukça zor. Aslında bu konuda yapılmış bir araştırma yok. Ancak üniversiteden mezun olarak okullarda görev alan öğretmenlerin öğretmenlik mesleğini icra ederken karşılaştıkları sorunlara ilişkin yapılan gözlemler bu konuda bir veri olarak kullanılabilir. Aslında bu konuda hem milli eğitim bakanlığının, hem de üniversitelerin etkin araştırma çalışmaları yapmaları gerekiyor. Bu tür araştırmaların kurumsal bir gelenek haline gelmesi eğitimin kalitesini arttırmada önemli bir eksiği kapatacaktır. Bilimsel çalışmalar bu şekilde toplumsal sorunlara da uygulanmış olacak ve sorunlar ancak o zaman daha sağlam bir şekilde çözülmüş olacaktır. O zamana kadar her şeyi el yordamıyla yapmaya devam edeceğiz gibi görünüyor.

Üniversiteler sınavla aldığı öğrencileri bilimsel süreçlere göre hazırlanmış olan programlardan geçirerek yapacakları mesleğe yönelik temel kavram, uygulama ve gelişmeler konusunda yetiştirip mezun ediyor. Üniversitelerde görev yapan öğretim elemanları öğrencilerin yetiştirilmesinde önemli bir görev icra ediyorlar. Öğretim elemanlarının kalitesi yetiştirdikleri öğrencilerin kalitesine de doğrudan yansımaktadır. Ardından bu mezunlar yetiştikleri alanda faaliyette bulunan kurumlarda iş bulup çalışmaya başlıyorlar. Aslında mezunların başarısı öğretim elemanlarının da başarısını gösteren bir gösterge olarak kullanılabilir. Kullanılması gerekir.

Öğretmenler atandıkları okulda göreve başladıkları andan itibaren eğitim, öğretim faaliyetlerini yürütmeye başlıyorlar. Görev yapılan okulun durumuna göre öğretmenlerin eğitim öğretim işlerinde aldıkları sorumluluğun boyutu da değişiyor. Öğretmen sayısı fazla olan okullarda göreve yeni başlayan bir öğretmenin alacağı sorumluluk daha az. Dolayısıyla karşılaşacağı sorunlar da daha az olacaktır. Ancak öğretmenlerin çoğu yeni başlamışsa veya okulda yardımcı olacak bir başka öğretmen yoksa o zaman okulun tüm işlerini yürütme görevi, okulda yapılması gereken eğitim, öğretim ve yönetim faaliyetlerinin tamamı yeni başlayan öğretmene düşmektedir. Okul çevresiyle bir bütündür. Dolayısıyla okul-çevre ilişkilerinin geliştirilmesi, okulla ilişkide bulunan kişilerin yönlendirilmesi öğretmen üzerine düşmektedir. Böyle bir durumda öğretmenin iyi bir iletişimci olması, insan ilişkileri konusunda gereken bilgi, beceriyle donanmış olması gerekir. Öğretmenlerin görev yaptıkları okullar toplumsal bir çevre içinde yer alır. Toplumsal çevrenin içinde ise bir çok farklı davranış durumuyla karşılaşmak mümkündür. Öğretmenlerin hangi alanlarda etkin beceri sahibi olmalarının tespiti de yine ayrı bir araştırma konusudur. Bu konularda da hem üniversite, hem de okulların işletilmesinden, geliştirilmesinden, kurulmasından sorumlu olan milli eğitim bakanlığının çalışma yapması gerekmektedir.

Üniversiteler mezun ettikleri öğrencileri meslek içinde de takip ederek karşılaştıkları sorunları tanımalıdır. Üniversiteler öğrencisine meslekle ilgili bilgi, beceri ve diğer kavramları öğretirken alanda yaşanan sorunları dikkate almalıdır. Alanda yaşanan sorunlara yönelik geliştirilecek çözüm yolları öğrencilere meslek öncesinde öğretilirse üniversiteden mesleğe giren öğrenci karşılaştığı sorunları kolaylıkla çözebilir. Bu uygulamalar yaşanan sorunların azalmasına yardım eder. Ancak görüldüğü kadarıyla eğitim alanında yaşanan sorunlara yönelik olarak öğretmen adaylarının meslek öncesinde yeterince iyi yetiştirilemediğini, en azından alanda yaşanan sorunlara karşı öğretmen adaylarının hazırlıklı olarak okullara gelmedikleri çok rahat söylenebilir. Öğretmen okula geldiğinde karşılaştığı sorunlara karşı ne yapacağını bilemez halde kalmakta, bu durum öğretmeni başarısız kılmakta, meslek öncesinde edinilmesi gereken yöntem ve teknik bilgisi ve becerisi meslek içinde deneme yanılma yoluyla yapa yapa öğrenilmektedir. Bu ise birkaç yıl boyunca okula gelen öğrencilerin kaybedilmesine yol açmaktadır. Okullara yeni gelen yeni öğretmenler sorunlu öğrenci davranışlarıyla başa çıkma, okuma yazma bilmeyen öğrencilere okuma yazma öğretme, birleştirilmiş sınıflı okullarda görev yapma, farklı seviye grubundaki öğrencilerle birlikte çalışma, programları irdeleme, çevre şartlarını ve öğrenci seviyesini dikkate alarak çalışmaları belli bir program dahilinde planlayarak yürütme, okul yönetimi gibi alanlarda büyük sorunlar yaşamakta ve bu konularda üniversitede yeterli eğitimi almamaktan yakınmaktadırlar.

Öğretmen adayı öğrencilerin hangi alanlarda zorluklar yaşadıklarının tespiti için mezunların takibi sisteminin kurulması, geliştirilmesi, güçlendirilmesi gerekirken ne yazık ki üniversitelerde bu konuda işletilen bir sistemin varlığından söz edebilmek mümkün görünmemektedir. Bu durum bilimsel çalışmaların ana merkezi durumunda olan üniversiteler için olumsuz bir görüntüdür. Aslında meslek içinde öğretmen niteliklerine yönelik etkin bir çalışma yapılabildiğini de söylemek mümkün görünmemektedir. Ancak bu konu üniversiteden ziyade Milli Eğitim Bakanlığının ilgi alanına giren bir durumdur. Bu yazımızda daha çok üniversitelerin çalışma alanına giren bir konuyu giriş niteliğinde ele almaya çalıştık. Bu çalışmalar kısa sürede bitecek türde olmayıp uzun vadeli, sistemli, planlı ve programlı aynı zamanda da iyi niyetli çabaları gerektirmektedir.

Ali Hikmet DEMİR

http://egitimci35.blogcu.com/
 

zeyina

Active Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Öğretmen Yetiştirme Sistemi Acilen Düzenlenmelidir !

böyle toplu olunca hakikaten çokmuş eğitim fakülteleri. yetiştirip ortalığa salmak marifet değil ki kazanması ayrı dert, okuması ayrı dert, bitince atanması apayrı...bunca insanın emeğine de yazık ama...okuyoruz bakalım ne olacak gerçi bizim dönemimizde okulun kontenjanı yarıya inmişti sonraki dönem biraz daha azaldı umarım bu kontrollü bi şekilde ayarlanır
 

cafzafer2

New Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Öğretmen Yetiştirme Sistemi Acilen Düzenlenmelidir !

Hem de çok acil eğitim fakültesi öğrencileri sürekli yatıyor kendimden biliyorum ;D
 

zeyina

Active Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Öğretmen Yetiştirme Sistemi Acilen Düzenlenmelidir !

yatıyor mu?? Allah Allah biz de hiç öyle değil durum valla
 

cafzafer2

New Member
ÖgretmenForum Üye
Ynt: Öğretmen Yetiştirme Sistemi Acilen Düzenlenmelidir !

zeyina' Alıntı:
yatıyor mu?? Allah Allah biz de hiç öyle değil durum valla
türkiye geneli hepsi yatıyor

az çok çalışan ünv. var ama o kdar da olsun.
 
Üst