Mitoloji Nedir?Dünya Mitolojisine Genel Bakış..

  • Konbuyu başlatan badem
  • Başlangıç tarihi
B

badem

Guest
Mythos: Soylenen ve duyulan sozdur, masal, oyku, soylence ve efsane anlamina gelir...

Soylenceler; gereksinim ve arzulari, umut ve korkulariyla insan dogasini, 'insanlik durumu'nu yansitirlar. Yaratilis soylenceleri, koken sahibi olma duygusuna yanit verir. Bereket soylenceleri, onceden sezinlenemeyen bir dunyada gereksinim duyulan ekonomik istikrar duygusunu tatmin eder. Karamanlik soylenceleri insanlara davranis modelleri saglar. Soylenceler, her zaman onemini koruyan sorulara verilen kulturel yanitlari yansitir: Ben kimim? Yasamimi nasi gecirmeliyim? Boylece soylenceler, insanlari birlestiren ortak konulara iliskin farkli yasam bicimlerini yansitirlar.

dunya soylencelerini incelyen kisi; bilgisini artitir, anlayisini ve baskalarini degerlendirme olanaklarini yansitir. Her kulturun ayirrt edici yonlerini yansitir. Insanlarin cografi daginikliklarina karsin, zaman icinde, ne kadar benzer olduklarini gorur.

Soylenceler, bir toplumun manevi degerlerini yansitan ciddi oykulerdir. Bu oykuler bir toplumun dunya gorusunu ve onemli inanclarini temsil ettikleri icin, o toplumun kulturu tarafindan deger verilen ve korunan insani deneyimlerin birer simgesidir.Soylenceler, kokenleri, dogal olaylari ve olumu konu edinebilir; ilahlarin ozellik ve islevlerin ozelliklerini betimleyebilir yada kahramanlik oykuleri anlatarak, kahramanca ve erdemli davranislara birer model olusturabilirler. Folklorik temalar kadar efsanevi oykuler de icerebilirler. Insanlari buyuk bir evrenin butunleyici parcasi olarak tanimlar ve yasamain icindeki gizemli ve gorkemli her sey icin bir ''husu'' duygusu verirler. Soylenceler, her kulturun gelismisliginin oteki kulturun tavir ve aksiyonlarina bagli oldugu bir donemde, kendi kendimizi ve baskalariyla olan iliskilerimizi anlamanin en onemli yollarindan biridir. Soylenceler, bireyler ve onlarin evrendeki yeriyle ilgilidir.
 
B

badem

Guest
Ynt: Mitoloji Nedir?Dünya Mitolojisine Genel Bakış..

Dunya mitolojisinde gorulecegi uzere ortak konular vardir. Mesela ilk ana-baba genelde gokyuzu ve yeryuzu tanrilaridir. Yaratici tanri, ilk insani genellikle agac, kaya, bitki ve camur gibi yeryuzu elemanlarindan yaratir. Tanrilar, insanlara ait en az bir dunyayi bir tufanla yok ederler. dogada var olan dogum, olgunluk ve olum sonrasi yeniden dogum vardir. Mitiloji kahramanlari asina olunmayan bir sekilde dogar, olaganustu guclere sahiptir. Kendi ozel silahlariyla canavarlari olduren, cetin ve uzun yolculuklara cikan, belkide gorevleri geregi yeraltina inen ve gene alislamadik bir sekilde olen tanri cocuklaridir. Soylencelerin en ortak ozelligi birden cok tanrinin varligina inanilmasidir. Ve de bu tanrilarin insan gibi dusunmesi, davranmasi, konusmasi ve yiyip icmesi de ortak ozellik cercevesindedir. Tanrilari insandan ayirina iki temel ozellik vardir. Birincisi kesinlikle olumsuz olmalaridir. Ikincisi de olaganustu guclere sahip olmalari ve de dogayi yonetmeleridir.
Misir, Hint ve Kuzey amerika tanrilari gibi bazi tanrilar,insanlarin iyiligini takdir eden, odullendiren ve onlara sevecenlikle yar dim eden tanrilardir. Buna karsin Kuzey Avrupa, Sumer ve Babil tanrilari insanlarin kaderine karsi kayitsiz tanrilardir.
 
B

badem

Guest
Ynt: Mitoloji Nedir?Dünya Mitolojisine Genel Bakış..

Soylencelerin Amaci Nedir?
Soylenceler, toplumda eglendirici, ogretici ciddi hikayeler olarak karsimiza cikmistir. Konularinin genisligi, onlarin yuzyillar bezan de binlerce yil yasamasini saglamistir. Bireyin kendi ve dunya kulturlerini tanimasina ve kendi kulturu icinde kendini ifade etmesine yardimci olur.
Kimi kulturler sadece kendi toplumlarinin kokenleriyle ilgilenir ve sadece kendi kuruluslarin vs. anlatirlar.
Soylencelerde tanri tarafindan yaratildigina inanilan insan mukemmel degildir. Soylencelerin tamaminda insanlarin yiyeceklerinden, tarim aletlerinden soz edilir. Kimi soylencelerde mesela, Hititlerin Telepinu ve Afrika'nin Dahomey soylencelrinde ofkelendirilmis ve de bu ofkesinin yatistirilmasi gereken tanrilar vardir.
Yunanlilarin Demeter ve Persophone soylencesi bir psikolojik karmasa saheseridir. Kimi soylencelerde, tarimsal yeteneklerin insanlara tanrilarca veildigine rastladigimiz sahneler vardir. Viracoka, Inka oncesi Insanlara uygar bir yasama bicimini ogretir.
Soylencelerideki kahraman unsurlar, icinde bulunduklari kulturun ogretici uyeleridir esasen. Ornek insan modelidir. insanlara kendilerine benzeme sansi vermislerdir. Kahramanlar, tum dunyada ayni ozellikleri tasimazlar. Akhilleus, Odysseus, Gilgamis ve Sigurd, bireylerin cok farkli yollardan un kazanabilecegi kulturlerden gelirler. Bu da onlara kendi kisiliklerini ifade etme olanagi saglar.
Buna karsin, Rama, Hindu kulturunun siyasal, ekonomik ve toplumsal alanlarda insandan bekledigi uygun ve durust davranis sekli olan ''dramayi'' her zaman aklinda tutmali ve izlemelidir.
Olaganustu yeteneklerine ragmen hicbir kahraman kusursuz degildir. Kaldi ki onlarin kahramanlik yanlari kadar insani yanlari da ogretici bir unsurdur. Bu baglamda, insanoglu kahramanlarda gordugu psikolojik ihtiyac ve celiskilerden yola cikarak kendini o kahramanla ozdeslestirebilcektir.
 
B

badem

Guest
Ynt: Mitoloji Nedir?Dünya Mitolojisine Genel Bakış..

Kahramanlarin Toplumsal Icerikleri
Buyuk kahramanlarin cogu ölümlü olmayi kabul etmez. Mesela Gilgamis, olumden cok korktugu icin, olumsuzlugun sirrini aramaya koyulur. Ne var ki ciktigi uzun ve tehliklei yolculukta sadece, elde ettigi basarilarla yetinmeyi ogrenir. Akhilleus, onurlu bir olum ile siradan ve uzun bir yasam arasinda secim yapmak zorunda kalir.
Hektor ve Beowulf korkaklik lekesiyle yasayamayacaklarindan kahramanca olumu secmislerdir.
Diger kahramanlardan farkli olarak, Herakles, gorevlerini tamamladiginda, olumsuzluge kavusacagini bilir. Ancak, onun asil sorunu alcak bir kraldan emir almak istememesi dolayisiyla gorevlerini yerine getirmek istememesidir. Odysseus, hayatin suresinden cok niteligine deger verdiginden olumsuzluk firsatini geri teper. Kendi olumlu karisini ve kralliginin sorunlarini cok guzel bir tanricayla evlenip rutin bir yasam gecirmeye tarcih eder.
Kahramanlik soylenceleri, insanlarin kisisel isteklerini ve de topluma karsi olan sorumluluklari arasindaki iliskiyi inceler.
Secim, cogunlukla can alici ama basittir. Toplumu kurtarmak icin, olumu goze almali mi? Olumu goze alan kahraman, san ve seref sahibi olur. Ancak guvenligi secen bunlarin ikisini de kaybeder.
Bir onder kendi arzularini toplumun ihtiyaclarinin onunde tutarsa, hem birey hem de toplum aci ceker.
Kahramanlarin alismaladik dogum hikayesi olumsuz bir anne ve babadan doglamalari, insanlarin gene de onlari model olarak gormesini engel teskil etmemelidir. Mesela Herakles'in basarilarini Zeus'a baglayabiliriz. Belkide bizim toplumda basarili olarak gordugumuz insanlarin yetenek ve azmini gormeden once sansli olmasina baglamamiz da boyledir. Bu yaklasmin kimseye bir yarari da yoktur. Kahramanlar hala bir model olabilir bize. Basarmaktan korkutugumuz islere girismek ve cok zor tercihler yaparak unumuzu en onemlisi de kendimize olan saygimizi riske sokmak zorundayiz. Insan, kahramanlarda goruldugu gibi iyi anilmak, ve de yaptigi seylerle hatirlanmak ister
 
B

badem

Guest
Ynt: Mitoloji Nedir?Dünya Mitolojisine Genel Bakış..

Roma'nin Kurulusu
Romulus Ve Remus:

Roma Imparatoru Augustus Caesar zamaninda atalarin onemi buyuk oldugundan ve de Roma'nin buyuk bir kent sayilabilmesi icin Roma'nin bir kurulus oykusune ihtiyaci vardi. Bu anlamda bircok yazar, tarihci, kurulus oykusu belgelendirmeye calismistir. Mesela Romali tarihci Livius, yasamini Roma tarihini yazmaya adamistir. (Aneas'in Italya'ya yolculugunu, Romulus ile Remus'un Roma'yi kurusunu anlatmistir.)
Aeneas, Ascanius ve Aenas'in torunu Silvius oldukten sonra Alba Longa Krallig, Numitor ve Amilus kardesler zamina kadar babadan ogula gecti. Kardesler miraslarini bolusturmeye karar verdiler ve paylarini kurayla sectiler. Biri Alba Longa krali olurken digeri Troya'nin hazinesine sahip olacakti. Numitor, kralligi kazanir ama tahti Amulius ele gecirir, kardesini kralligin disina surer.
Amuluis daha sonra Numitor'un ogullarini oldurdu ve kizini evlenip cocuk dogurmasin diye rahibe yapti. Ne var ki kiz gene de hamile kaldi. Romulus ve Remus'u dogurdu. Cocuklarin babasi soylenceye gore Marsti (Ares) Ancak bu onlari kurtaramayacakti. Amuluis, yegenini hapsetti, bebeklerin de Tiber irmaginda bogulmalarini emretti.
o sirada Tiber irmagi tasmis oldugundan hizmetkarlar, ikizleri taskin sulara birakmalari yeterli olur dusuncesiyle hareket edip onlari taskin sulara birakmislardir. Sel sulari cekilince, ikizleri tasiyan sepet kuru topraga oturur. Tepelerden su icmeye gelen bir kurt onlari bulur ve onlari emizrerek onlara annelik eder. Ayrica bir kusun onlari kirintilarla besledigi soylenir.
Bir gun onlari bir coban bulur ve evine goturur. Karisiyla birlikte onlari evlat edinirler. Buyuyen cocuklar babalari gibi cobanlik yapmaya baslarlar.Bir gün kral Amulius'un askerleri ile çobanlar arasında bir tartışma çıkar. Askerler Remus'u yakalayarak gerçek dedeleri olan Numitor'a götürürler. Numitor ikizlerin torunları olduğunu anlar ve onlarla işbirliği yaparak Amulius'u devirir. Numitor kral olur.
 
B

badem

Guest
Ynt: Mitoloji Nedir?Dünya Mitolojisine Genel Bakış..

Romulus ve Remus bundan sonra bogulmaya terk edildikleri yerde bir kent kurmaya karar verdiler. Ama ayni yasta olduklarindan kente kimin hukmedecegine karar veremediler. Yaniti bulmak icin kirlarin tanrilarina basvurmaya karar verirler. Kutsal yaniti almak icin, Romulus ve izleyicileri Palantinus tepesine; Remus ve izleyicileri de Aventinus tepesine ciktilar. Ilk isareti Remus gorur. (Alti akbaba) Romulus da 12 tane gorur. Biri ilk isaret bana geldi, digeri benim isaretim seninkinin iki kati diye taht kavgasi yapar. Bu kavga buyur, sonunda Romulus Remus'u oldurur. Romulus kentin krali olur ve kente kendi adindan dolayi Roma adini verir. Romulus, kentinin kapilarini kolelere, fakirlere ve yeni bir yasam arayan surgunlere acti. Boylece nufusu artirdi. Ne var ki kadin nufusu azdi. Cevre topluluklar onlara kiz vermeye yanasmiyordu. Cunku Roma'nin buyumesini istemiyorlardi. Bunun uzerine Romulus, Neptun'e (Poseidon) adanmis kutsal bir gunde buyuk bir senlik duzenler. Komsu topluluklar zaten yeni sehri gormek istediklerinden bu firsati kacirmazlar. Romali erkekler onceden belirlenen bir isaretle ziyaretci genc kizlari (Sabin kizlari dahil) aniden yakalayip, ailelerini sehirden disari onlariz gonderdiler. Gecn kizlara vaatler vererek onlarin begenisini kazandilar. Ancak genc kizlarin akrabalari intikam almak istediler. Gecn kizlar, yeni ailelerini benimsediklerinden kocalariyla ailelerini baristirirlar.
Romulus, askeri yetenek ve gucuyle kentini kirk yil baris icinde yonetti. Iyi yasalar yapti. Halka kendini sevdirdi.
Bir gun bir denetime cikan Romulus cikan firtinada kaybolur. Bunun uzerine; once onu cekemeyenlerce olduruldugu sanildi. Fakat daha sonra Mars'in oglu oldugu icin onun tanri olduguna karar verildi. Olumsuz olduguna karar verildi.
 
B

badem

Guest
Ynt: Mitoloji Nedir?Dünya Mitolojisine Genel Bakış..

İnsanlar evrende kendi yerlerini,yaşadıkları toplumun yapısını,kendileri ile algıladıkları dünya arasındaki ilişkileri ve doğal olayların anlamını sürekli sorgulamışlardır.Bu konular için yaptıkları bazı açıklamalar masal veya gelenekler içinde değerlendirilmiştir.Bunların hepsi Mit’leri oluşturur.Yaşamakta olduğumuz bu dönemde bilimsel olarak kanıtlanmış gerçeklerin yanısıra kanıtı olmayan inanç ve düşünceler de vardır.Bu ikisi arasında kesin bir ayrım yapma bugünkü dünyamızda başvurulan bir yöntemdir.Bugün için bir düş ürünü olarak nitelediğimiz mit’ler bir zamanlar insanların yaşamlarını yönlendiren olgulardı.
*
Mit’lere dünyanın her yerinde rastlanmıştır.Çok çeşitli olmalarına rağmen aralarında bir takım ortak noktalar bulunur.Böyle benzerliklerin oluşu çok normaldir.Zira insanlar her yerde aynı sorunlarla karşılaşmışlar ve aynı soruları sormuşlardı.Geçmiş dönemlerde bilimin henüz emekleme süreci bile başlamamışken,herkesin kendisinin ne olduğunu sorgulaması,doğanın niye acımasız davrandığını merak etmesi ve olayların nedenleri ile sonuçları arasındaki ilişkileri öğrenmek istemeleri her yerde aynıydı.
*
Bugünden geriye doğru baktığımızda mitlerle o dönemlere ait dinler arasında ortak yanlar görürüz.Her ikisi de nedenleri ve gerekçeleri içerir,yani her ikisi de evrenle ilgili olayların hem nasıl olduğunu hem de niçin böyle olduğunu açıklarlar.Ancak mitler dinlere oranla insanlara yaşantılarının doğru yönünü göstermeye daha az yer verirler.Mitler kendi yapıları içinde ahlak dersi bulundururlar ama amaçları bunu insanlara kabul ettirmek değildir.Mitler,evrendeki varlıkların sayısız olan özellikleriyle olduğu gibi insanların doğal yaşantılarıyla ilgili öykülerdir.Doğaüstü olaylar ise bu öykülerin vazgeçilmez bölümleridir.
*
Mitolojilerin geçerli olduğu dönemlerde yaşayan birisine göre doğrudan doğruya algıladığı dünya,biricik dünya değildir.Ona göre bir doğum olayı fiziksel bir süreçtir.Bunu bilir.Ama bu doğum olayını aynı zamanda doğaüstü bir olay olarak ta kabul edecektir.Örneğin bu doğum olayını yeniden doğuş veya yeniden dünyaya dönüş olarak düşünecektir..Böyle mitolojik dünya görüşlerinin yıkılması elbette bilimin ilerlemesi ile mümkün olmuştur.Ancak bilgilerin elde edilmesi,bu bilgilerin mantıksal düşünüş sürecini başlatması ve bütün bunların topluma yayılması uzun zaman alır.Bu süreç içinde mitlerin varlığını devam ettirmesi normaldir.Bilimi işin içine katmadan her olayda karşılaştırmalar yapmak,bu olaylar arasında benzerlikler bulmak mümkündür.Mitler de aynı yöntemi uyguluyordu.Doğadaki anlaşılmaz olayları, herkesin bildiği ve anlaşılması daha kolay olan olaylarla karşılaştırıyor ve arasında paralellik kuruyordu.
*
Herhangi bir yerde yanan ateş ısı ve enerji verir.Güneş te ısı ve enerji verir.Şu halde ateş ve Güneş’in ortak özellikleri vardır.Diğer taraftan altın hem parlaktır hem de rengi Güneş’e benzer.Altın aynı zamanda tıpkı Güneş gibi paslanmaz ve eskimez.O da Güneş gibi ölümsüzlüğü simgeler.Böylece ortak olan fiziksel özelliklerden,simgesel eşitlikler elde edilir.Artık bir şey ötekinin niteliklerini almıştır.
Yumurta, yaşamı ortaya çıkarır.Dünya yaşam olduğuna göre bir yumurtadan yaratılmıştır.Bu görüş oldukça yaygındı.Birçok mitolojide yumurta,dünyanın simgesi olarak kullanılır.Eski Mısır’a ait yaratılış mitlerinden biri,Memfis’li Ptah’ın dünyayı bir çömlekçi tekerleği üzerinde yumurta biçiminde yaratmasıdır.
*
Eski dönemlerdeki insanlar doğa olayları karşısında oldukça korkulu günler yaşıyorlardı.Günlük yaşamı etkileyen bu tip olaylar onlar için olağanüstü nitelik kazanırdı.Bu nedenle garip yaratıklar insanın çevresindeki güçlerin ona verdiği korku yüzünden mitlerde önemli rol oynadılar.Ağzından ateş üfleyen canavar Khimaira,içinde yaşadığı volkanların gücüdür.Mitlerde adı geçen yaratıklar ve meydana gelen olaylar,gerçek olaylara benzetilmiştir..Örneğin Herakles’in bataklık canavarı Hydra ile mücadelesi,eski bir kralın bataklıkları kurutuşunu yansıtıyor olabilir.Belki de yarı at yarı insan olan Kentuarlar bir bölgenin çok ünlü binicilerini simgeliyordu.
Çok rastlanan bir örnek te kendi kuyruğunu yiyen yılan mitolojisidir.Kendi kuyruğunu yiyen yılan,evrende her şeyin çevrimsel yapısını gösteren bir çemberdir.Eski dönemlerden kalan bir belgeye göre,Japonya’da kuyruğunu yiyen yılan yeraltında kımıldadıkça deprem olmaktadır.
*
Yeryüzündeki dağlar,eski dönemlerin insanı için ulaşılmaz yerlerdir.Aynı zamanda heybetli ve korkutucu görünüşleri vardır.Elbette Yunan tanrılarının yeri Olympos dağı olacaktır.Gök gürlemesi ve yıldırım tanrıların öfkesidir,Zeus kızmış olmalıdır.Yunanlılar mitlerinde insan biçiminde tanrılar yaratmışlardı.İnsanlar, kendilerine özgü olan güzellik,öfke ve sevgi gibi özelliklerini ölçüyü aşırı hale getirerek kendi biçimlerindeki tanrılara yansıttılar.Hermes tanrıların habercisi,Apollon müziğin koruyucusu,Demeter bereketin tanrısıydı.Tanrılar biçim ve özellik olarak insana benzerler ama ne de olsa tanrıdırlar,onun için insandan fazla olan yanları olmalıdır.Örneğin ölümsüzdürler,korkunç güçleri vardır.Ama zaman zaman insana ait olan özelliklerini göstermekten kendilerini alamazlar.Kıskanırlar,aşık olurlar,bazen de Zeus’un yaptığı gibi ölümlü kadınlarla sevişirler.
*
Mitler,insanın ve içinde yaşadığı dünyanın niçin böyle olduğunu açıklarlar.Ancak işlevleri bu kadarla kalmaz.İnsanlar yaşamları boyunca birçok olaylar karşısında umutsuz halde kalırlar,diğer insanlarla giriştikleri mücadelelerde galip gelirler veya mağlup olurlar,doğum ve ölüm zaten herkesin bildiği olgulardır.Buna uygun olarak hemen hemen her ruhsal durum ve her soruyu yanıtlayacak bir mit vardır.Mitler dış dünyaya ait gerçeklerle insanların düşlerine ait umut,istek ve korkuları arasında bir köPage Rankü kurmuşlardı.
__________________
 
B

badem

Guest
Ynt: Mitoloji Nedir?Dünya Mitolojisine Genel Bakış..

Mitler,içinden çıktıkları uygarlık merkezleri esas alınarak birtakım bölgelere ayrılırlar.Bir ayırım da ana konuları bakımından yapılan sınıflandırmadır.Burada dikkat çeken bir özellik görülür.Yanıtlar değişse bile bazı ana konular bütün bölgelerde aynıdır.Yaratılış mitleri böyledir.
*
Yaratılış mitleri evrenin ortaya çıkışını ele alır.Bu hali ile başlangıçta yaratılmamış bir şey bulunduğu varsayılmıştır.Bu yaratılmamış şey,bugün de adlandırdığımız gibi boşluk veya kaos olarak karşımıza çıkar.Eski Mısır döneminde yaratılışı içeren mit,kaosu Nun olarak niteler.Büyük ve karanlık olan Nun,yaratılış öncesi okyanusun içinde,yaratılıştan önceki bütün canlı ve nesnelerin tohumlarını barındırır.
Yunan ve Mısır mitlerinde tanrının biyolojik yönü ağırlık kazanmıştır.Bu nedenle tanrılar düşmanlık ve ölümle karşı karşıya idiler.Tanrıların birbirlerinin yerine geçmesi hemen hemen bütün mitolojilerin ortak özelliğidir.Bu özellik,bir bölgenin başka insanlar tarafından istila edilmesini yansıtır.Başka bir ifade ile,istila sonucu bir bölgeye yerleşen yeni sahiplerin tanrıları,bölgedeki eski sahiplerin tanrılarının yerini alır.
*
Mısır tanrısı Atum,verdiği izlenimle erkek olarak algılanır.Ancak konu edildiğinde hem erkek hem de dişi olarak çağrılırdı.Atum kendisini yalnız hissedince bir eş ihtiyacını duyar.Masturbasyon yaparak ilk yaratıkları oluşturur.Bunlardan biri havayı simgeleyen erkek Shu,diğeri ise nemi simgeleyen dişi Tefnut’tur.Bir diğer yorum ise Atum’un Shu ile Tefnut’u tükürerek yarattığı şeklindedir.Atum,her ikisine de bir çeşit ruh diyebileceğimiz Ka’yı,yani yaşam özünü vermiştir.Aslında daha önce ortaya çıkmış olan Mısır mitlerinde Atum,boşluğun karanlık sularında yaşayan mitolojik bir yılandı.Bu yılanın dış kıvrımları dünyanın sınırlarını oluşturuyordu.Daha sonraki yorumlarda ise yaratıcı rolünü firavun faresi alır.Ama gözümüze çarpan en önemli nokta,bütün bu oluşumların yeryüzü ve gökyüzü birbirinden ayrılmadan ve ışık yaratılmadan önce karanlıklar içinde yeralmasıdır.
*
Mısır yaratılış miti,mitoloji ile ilgili iki tane ilkeyi ortaya çıkarır.Bunlardan biri mitolojinin çeşitli katmanlardan oluştuğunu gösterir.Nitekim eski ve yeni yorumlar birbirlerine karışmış haldedirler.Diğeri ise değişik bölgelerin mitlerinde ortak ögeler bulunmasıdır.
İskandinav mitlerinde ilk canlının adı Dev Ymir’dir.Bu Ymir erimekte olan buzlardan doğmuştur.Beslenmesi Audumulla adlı bir inek tarafından emzirilmesi ile gerçekleşmiştir.Ymir’in ölümünden sonra beden kısmı yeryüzünün kara parçalarını,kanı denizleri,kafası gökyüzünü,kemikleri dağları ve saçları da ağaçları oluşturmuştur.Burada mitlerin bulunduğu bölgelerin coğrafi şartlarından etkilendiği açıkça görülmektedir.Ymir,İskandinavya’da her yerde bol olarak bulunan buzlardan doğmuştur.
*
Hint mitolojisindeki yaşam ağacı Asvattha’dan İskandinav dünya ağacı Yggdrasil’e kadar ağaçlar,mitolojide önemli rol oynarlar. Yggdrasil’de bütün dünya bir ağaç olarak gösterilir.Dallar gökyüzüne kadar çıkar.Kökler yer altı dünyasına iner.
İzanagi ve İzanami kardeş olan Japon tanrılarıdır.Gökyüzünün yüzen köPage Rankülerinde otururlarken kutsal bir mızrakla Okyanus’u karıştırıp Onokoro adasını yaratırlar.Yeryüzüne inince İzanagi soldan, İzanami sağdan başlayıp adayı dolaşırlar. İzanami değişik cinsiyetleri olmalarının yararlarını belirtir. İzanagi de aynı kikirdedir ama kadının daha önce fikrini söylemesine kızmıştır.Gene de iki çocukları olur.Doğon çocuklardan biri sülük,diğeri köpük adası olduğu için reddedilirler.Tanrılar,bunun sorumlusunun İzanami olduğuna karar verirler.Böylece geri dönüp Japon adalarını yaratırlar.
*
Bir yaratıcı ve deniz tanrısı olan Tangaroa,birçok Polinezya mitinde vardır.Bu mitlere göre Tangaroa,suların üzerinde yaşarken attığı bir taşla karaları yaratmıştı.Bir kuş cinsi olan haber kuşu toprağa asma ekmişti.Ancak bu asma çürüdü ve bozuldu.Bu bozulan maddede oluşan kurtçuk yığınından kadın ve erkek ortaya çıktı.
Bir Avustralya mitine göre doğu rüzgarı sabah yıldızlarını gökyüzünden sürükleyince gün ışığı yaratılmıştır.Geceleri gökyüzünü incelemek, Avustralya yerlilerine zamanın sonsuz bir çevrim olduğu düşüncesini vermiştir.
__________________
 
B

badem

Guest
Ynt: Mitoloji Nedir?Dünya Mitolojisine Genel Bakış..

Eski dönemlerin insanları evrenin ve yeryüzünün başlangıcı ile beraber kendilerini ve kültürlerini de açıklamak durumundaydılar.Ateş yakmayı,madenleri işlemelerini,çeşitli ilaçlar bulmayı ve kültürlerini nasıl öğrenmişlerdi?O dönemlerde bilim,tarih bilinci,sosyoloji söz konusu olamayacağı için insanlar,kendi yaşamlarında büyük önem taşıyan bu buluşları alışılmamış yeteneklere sahip kahramanlara yüklemişlerdi.Bu kahramanlar genellikle tanrıların meşru olmayan çocuklarıdır.
Kahramanların başarıları ve buluşları,insanlara hem maddi hem de manevi yararlar sağlar.Zira kahramanların çeşitli mücadelelerde gösterdikleri başarılar ve zorluklar karşısında çözüm getiren başarıları insanlara örnek olmuştu.Yaşamak ve savaşmak için azimleri kamçılanıyordu.Yenilgi durumunda çekilecek acıları,galibiyet durumunda duyulacak hazzı gösteriyordu.
*
Daha doğumu sırasında kahramanın amacı ve varoluş nedeni bellidir.Saldırganlardan ülkeyi kurtaracak veya uygarlığı kuracaktır.Bunun için dünyaya gelmiştir.Bir kahraman kötülüğü temsil eden canavarı öldürür ve genç kızı (yani mağdurları) kurtarır.Yunan kahramanı Perseus,Gorgon’lardan Medusa’yı öldürmüş ve Andromeda’yı canavarın elinden almıştı.Hercules ise Yunanlıları birçok tehlikeden kurtaran diğer kahramandır.Lerna bataklığında yaşayan dokuz başlı yılan Hydra,ülkenin başına bela kesilmişti.Başlarından biri kesildiğinde yerine iki baş daha çıkıyordu.Hercules baş kesmenin işe yaramadığını anlayınca onları kızgın sopalarla yakmıştı.
*
Okyanusya’lı bir kahraman olan Maui,kementle Güneş’i yakalamış ve Prometheus gibi tanrılardan ateşi çalmıştı.Babil mitlerinin kahramanı olan Gılgamış,canavarlarla dövüşen bir başka kurtarıcıydı.Vahşi yaratıklardan insanın evrilmesini simgeleyen Enkidu ile arkadaş olmuştu.Gılgamış kendisini aşağılayınca İştar onların üzerine vahşi bir boğa göndermişti.
__________________
 
B

badem

Guest
Ynt: Mitoloji Nedir?Dünya Mitolojisine Genel Bakış..

Mitolojinin erkeklerin bakış açısına göre yazıldığı ve söylendiği açık bir gerçektir.Hemen hemen bütün mitlerde kadınlar ikinci sınıf insan olarak ele alınır.Onlar yaratılışa sonradan katılmış kişilerdir.Öyle ki zaman zaman daha da ileri gidilip aşağılık ve kötü tip olarak nitelenirler.Herhangi bir mitte bir bireyin ruhsal gelişmesi anlatılıyorsa bu olayda kadının önemli bir yer tuttuğu çok az görülür.Eros ve Psykhe’nin öyküsü nadir rastlanan örneklerdir.
Mitlerde kadınların rolü birbirine karşıt olacak şekildedir.Bir taraftan kaçınılmaz şekilde yaşamın kaynağıdırlar.Diğer tarafta ise tehlikeli,baştan çıkarıcı,acımasız ve yıkıcıdırlar.Aslında mitler insan tutkularını ve davranışlarını yansıttıklarına göre kadınların bu çelişik tavrı nasıl açıklanır?
*
Mitlerin kadınları birbirine karşıt nitelikleri ile ele almalarının bir nedeni,onların cinsel açıdan farklı olmasından kaynaklanır.İnsan,yani erkek farklı olana katlanamaz.Öteki kişi,yani kadın aynı zamanda istenmektedir.Bu durumda hem lanetlenir ve ondan korkulur hem de sevilir ve baş tacı edilir.Bu konuda yapılabilecek bir diğer açıklama,bebeğin annesi ile olan ilişkisi ile yapılabilir.Anne ve bebeği arasındaki temel ilişki sıcak ve koruyucu özelliktedir.Ama aynı zamanda öfkeli ve cezalandırıcıdır.Bu durumda kadınlara karşı ikircikli bir tavır ortaya konur.Kadınlar ve onları temsil eden tanrıçalar,erkeklerin yaşamında beklenmeyen tehlikelerin doğurduğu korkuları simgelerler.
*
Ana tanrıçalar hemen hemen dünyanın her yerinde hem yaşam veren hem de yaşam alan varlıklardır.Onlar toprağın canlı örnekleridir.Bitki ve hayvanların koruyucusudur.Aşkı,evliliği ve analığı simgelerler.Tanrıçalar bu özelliklerin ya tümünü ya da bir kaçını temsil ederler.Nitekim Hindistan’da Kali,Sümer’de İnanna,Babil’de İştar,Filistin’de Astarte,Yunan’da Aphrodite,Demeter ve Artemis,Roma’da Kybele ve Venüs,Mısır’da İsis böyledir.
Mitlerde kahramanların kadınlarla ilişkileri,erkeklerin kadınlara karşı tutumunu göstermektedir.Kahramanların tutumu erkeğin doğasındaki çelişik dürtülerle nasıl başa çıkacağı konusunda öğretici niteliktedir.
*
Girit adasında kral Minos’un labirentinde canavar boğa Minotauros vardır ve her yıl ona canlı gençler adak olarak sunulur.Theseus o yıl boğaya adak olarak yedi genç kızı ve yedi delikanlıyı Girit’ götürmekle görevlendirilen kişidir.Labirent o kadar karışıktır ki içinden çıkılması olanaksızdır.Ancak kralın kızı Theseus’a aşık olur.Ona labirentte kaybolmaması için bir yumak iplik verir. Theseus boğayı öldürür ve ip sayesinde kurtulur.Aynı zamanda kralın kızını da kaçırır.Ama sonra onu küçük bir adada terkedecektir.Mitten anladığımıza göre Theseus daha ruhsal olgunluğa erişmemiş olduğu için kazandığı başarıları henüz hazmedememiştir.Kralın kızı ise bir tarafı ile bir kadındır.Ama kahramanın sahip olmak istediği bir sevgili olduğu gibi aynı zamanda bir ödüldür.Bu öykü insanlara uyarı niteliğindedir.Olgun bir erkek olmanın zorluğunu anlatır.Olgunluğa ermemiş bir erkek için kadın,ister insan biçiminde olsun,ister canavar biçiminde olsun,tehlikelidir ve gerektiğinde yok edilmelidir.
*
Ancak kadınlara eşit haklar tanımayı öneren mitler de vardır.Gılgamış,Enkidu ile arkadaş olmuştu. Enkidu,bir kutsal ****** tarafından baştan çıkarılırken yakalanan vahşi bir yaratıktır.İki arkadaş birçok canavarı öldürür.Ancak tanrılar da Enkidu’yu öldürür.Günümüzdeki ruhbilimciler bu öyküde,karşı cinse duyulan korku duygularını bulurlar.Canavarların öldürülmesi,kadınlara duyulan korkuyu simgeler.Ama bu korkunun yok edilmesi kadınlardan nefret etmekle veya onlara armağanlar verilerek olmaz.Onlara erkeklere eş statü tanıyarak ve onların da insanlığını onaylayarak mümkündür.
*
Bugün için yaşayan mitler,en üstün ilahi gücü erkek olarak gösterir.Ancak M.Ö.20.000 yılına ait olduğu saptanmış bir Venüs heykelciği,toprağın kadın olarak düşünüldüğünü gösterir.Bu heykelcik çok kaba olmasına rağmen bir kadının göğüs ve kalçalarını oldukça iri şekilde yansıtır.Bu ise yaşamı da veren gücün simgesidir.Efes’li Diana,çocukları emzirme gücünü taşıyan çok sayıda göğüse sahiptir.Herhangi bir niteliği vurgulamak için belirli bir organı çoğaltmak,mitlerin ortak özelliğidir.
Medusa,eski deniz tanrıları Phorkys ve Keto’nun üç kızından ölümlü olanıdır.Başı saç yerine yılanlarla kaplıdır.Perseus,Hades’in başlığını giyerek görünmez olmuş ve Athena’nın yardımı ile onun başını orakla kesmiştir.
Demeter,bereketli toprak tanrıçasıydı.Bulunmuş olan bir kabartmada onun özelliklerini simgeleyen tahıl ve yılanlar açıkça görülür.Demeter,hasatla ilgili her şeyi denetlerdi.Kendisi aynı zamanda evlilik tanrıçasıdır.
__________________
 
B

badem

Guest
Ynt: Mitoloji Nedir?Dünya Mitolojisine Genel Bakış..

Mitoloji ve mevsimler

--------------------------------------------------------------------------------

İlkbahar ve yaz mevsiminde tarlalarda görülen verimlilik ve canlılık sonbahar gelince biter.Ekinler ölmüş ve güneşin gücü azalmıştır.Sonbahar mevsimi mitolojilerde kahramanın veya tanrının ölümünü simgeler.Aynı zamanda ana tanrıçanın yokedici gücü de etkisini gösterir.
İsa’dan yüzyıllar önce Anadolu’da insanlar Mitraizme inanıyorlardı.Kendisi de bir boğa olan güneş tanrısı Mitra,bir boğayı kurban etmiştir.Bu durumda Mitra,hem ölen hem de öldürendir.Bu nedenle Mitraizmde kurban kesme büyük önem taşır.Zira kurban,mevsimlerde olduğu gibi bir değişimi simgelemektedir.Bereketi arttırır,insan ruhunu arıtır.Kurban edilen boğa acı çeker,tanrı bile ondan gözlerini kaçırmak zorunda kalır.Ama yeni kurban edilmiş hayvanın çeşitli parçalarından yenilenmiş bir evren doğar.
*
Dünya üzerindeki yaşam ve ölüm çevrimi,İskandinav tanrılarına bir ayrıcalık tanımaz.Onlar da egemenliklerinin sonunda canavarlar tarafından öldürülür.Tanrıların sonu,kuzey kışlarının başlangıcını simgeler.Ama oğulları,tanrıların öcünü alırlar.Tanrı Odin kurt Fenris tarafından parçalanmıştır.Odin’in oğlu kurt Fenris’i öldürür.Böylece yeryüzü ağacı Yggdrasil’den yeni bir kuşak türer.
Aktaion bir geyik avladığı sırada nedimeleriyle birlikte yıkanan Artemis’i görür.Artemis çok öfkelenir. Aktaion’u bir geyiğe dönüştürür.Sonra onu köpeklerine parçalatır.Bu öykü görünüşte bir kadına duyulan şehvetin cezalandırılması gibidir.Ancak geyik kutsal bir hayvandır.Aslında Aktaion’n parçalanışı,gelecek hasadı bereketli kılmak için bir kurban verilmesini simgeler.
*
Zeus,Persephone’nin hem babası hem de dayısıdır. Persephone’yi yer altı dünyasının kralı olan kardeşi Hades’le evlendirmeye söz vermiştir.Ancak Persephone’in annesi Demeter’in bundan haberi yoktur. Persephone bir gün kırlarda çiçek toplarken ansızın toprak yarılır ve Hades Persephone’yi kaçırır.Kızının kaçırıldığını öğrenen bereket tanrıçası Demeter,Zeus’a kızar ve Olympos’u terk eder.Böylece yeryüzü hiçbir bitkinin yetişmediği kıraç bir yer olur,toprağın bereketi kalmaz.Kıtlık başlar.Bunun üzerine Zeus, Persephone’yi geri getirmesi için Hermes’i yollar.Hades buna razı olur.Ama Persephone’ye büyülü bir nar yedirmiş ve onu kendine bağlamıştır.Zeus bu duruma bir çözüm üretir. Persephone çiçek ve meyve mevsimini annesinin yanında geçirecek,yılın geri kalan bölümünde kocası Hades ile birlikte yeraltında olacaktır.
*
Bereket ve ölümü mevsimlerle birlikte niteleyen bu mitte yeraltında yaşayan Persephone toprağa gömülmüş tohumu simgelemektedir. Persephone’nin annesine kavuşması ise insan ve hayvanları besleyen tohumun büyümesidir.Bu olayın devamını sağlamak ve Demeter’i hoşnut etmek için her yıl şenlikler düzenlenirdi.
Mitler mevsimlerin birbirini izlemesini açıklar.Bunun yanısıra güneşin doğuş ve batışını açıklayan mitler de vardır.Hatta bir avın evrelerini niteleyen örnekler bile görülür.Hint-Avrupa mitlerinde güneşin yörüngesi bir at ve araba olarak ele alınır.Hindu güneş tanrısı Surya gökyüzünü ateşten bir araba ile dolaşır.Kuzey ülkelerine ait bir mit,Güneş ve Ay’ın hareketini,onların kızgın kurtlar tarafından kovalandığı biçiminde yorumlar.
*
Hindistan’da ay,tanrıların içinden ölümsüzlük iksiri Amrita’yı içtikleri çanaktır.Ay tutulmaları canavar Rahu yüzündendir.Tanrılar süt okyanuslarını yayıkla döverek ilk iksiri elde ettikleri sırada Rahu bu iksirden ilk yudumu çalmıştır.Vişnu hemen onun başını kesmiş,ama bu baş hırsla Ay’ı izlemiştir.Rahu Ay’ı tutmayı başardığında Ay tutulur.Ama midesi olmadığı için Ay yeniden ortaya çıkar ve yeni bir kovalamaca başlar.
__________________
 
B

badem

Guest
Ynt: Mitoloji Nedir?Dünya Mitolojisine Genel Bakış..

Tufanlar

--------------------------------------------------------------------------------

Büyük su baskını olarak nitelediğimiz tufanlar çeşitli bölgelerin mitlerinde görülür.Bunlar gerçekten olmuş olaylar olabilirler.Aynı zamanda bazı yerel su baskınlarının evrensel olaylar olarak yorumlanması da olabilirler.Bu mitlerin ana teması aynıdır.Su baskını,bunu önceden haber almış ve bir tekneyle kaçabilmiş bir kişi ya da bir aile dışında,yeryüzündeki bütün canlıları yok eder.Daha sonra tanrıların gazabı yatışır,sular çekilir ve yaşam yeniden başlar.
*
Nuh ile ilgili tufanı anlatan bir Etiyopya metnindeki resimde,Nuh’un gemisi çok katlı otopark gibidir.Her katta,tufandan sonra sular çekilince dünyayı yeniden dolduracak canlılar vardır.Bu tufan mitinin verdiği mesaj,insanı çok gururlu olmaması için uyarmaktır.
İbrani mitindeki Nuh’un tersine Hindu mitindeki Manu,sağ kalan tek canlıdır.Bir balık kendisine tufanı önceden haber vermiştir.Herşey bittikten sonra Manu kendisini yalnız hisseder ve bir kadın ister.Tanrılar, bu kadını Manu’nun kendilerine sunduğu ekşi süt ve tereyağından yaparlar.
*
Mezopotamya destanı Gılgamış’ta tufandan sonra hayatta kalan Utnapiştim ve karısıdır.Ama onların tanrılarla ilişkileri kişisel değildir.Nitekim su ve bilgelik tanrısı Ea,ağzından kaçırdığı bir lafla tufanın olacağını Utnapiştim’e bildirmişti.Ea böylece tanrılar kurulunun sırlarını da bir ölümlüye açıklamış oluyordu.
 
B

badem

Guest
Ynt: Mitoloji Nedir?Dünya Mitolojisine Genel Bakış..

Mitoloji ve ölüm

--------------------------------------------------------------------------------

Bu dünyada yaşayan her insan için hayatın en büyük sırrı ölümdür.Mitler de doğal olarak bu konuyu ele almışlardı.Yılanların kabuk değiştirmesi veya Ay’ın görünüm farklılıkları gibi,insanlar da başlangıçtan beri kendilerini yeniliyorlardı.Bu konuyu böyle yorumlayan mitlere göre insanların yaşamı süreklidir.Ölüm sonradan ortaya çıkmıştır.Hatta mitlerde ölüm,genel olarak yanlışlıkla verilen bir cezadır.Öyle ki yerine ulaşmayan bir tebligat gibidir.Örneğin Afrika’da tanrı,ilk insana ölümsüz olacağını bildirmesi için bir bukalemunu elçi olarak gönderir.Ama bukalemun yollarda oyalanır.Ölüm elçisi olan kertenkele onu geçerek insana ulaşır.
Kuzey Amerika’da yaşayan Algonkinler,tavşanın insana bir kutu içinde ölümsüzlük verdiğine ve kapağı açmamasını söylediğine inanırlar.Ancak meraklı karısı kutuyu açmış ve böylece ölümsüzlük uçup gitmiştir.
*
İnsanların çoğu için ölümün kesin bir son olması zor kabul edilen bir olgudur.Mitin işlevi,yaşamın sona ulaşmasının kaçınılmazlığını vurgulamak,ama aynı zamanda bilincimizle algılayamayacağımız bir geleceği göstermektir.Bu durumda mitler,en çok bu bilinmezliğin getirdiği boşluk duygusunu kapatmak için kullanılır.
İnsanlardaki genel eğilim, kaçınılmaz olan olayları engellemeye çalışmaktır.Bu nedenle büyülere,ölümsüzlük,gençlik ve yeniden diriliş iksirlerine ait birçok mit yaratmışlardır.Gılgamış destanında kahraman,ayaklarına taş bağlayarak kozmik denize atlar.Dipte ölümsüzlüğün dikenli tohumlarını bulur.Onları koparır,ayağında bağlı olan taşların ipini keser ve yüzeye çıkar.Ancak bir pınarda yıkanırken bir yılan tohumları yer.Düzenli aralıklarla deri değiştiren yılan yeniden gençleşmenin simgesi olurken,insan ölümlü kalır.
*
Bazı yarı-tanrısal canlılar ya ölümü ya da ölüm habercilerini aldatmak isterler.Polinezya’lı Maui,ölüm tanrıçasını öldürmeyi planlamıştır.Arkadaş olduğu kuşlarla birlikte tanrıçanın uyuduğu yere tırmanır.Onun bacakları arasından bedenine girmeyi amaçlamaktadır.Hemen uygulamaya geçer.Ancak bacaklarının dışarıda olduğu anda bir kuş gülmeye başlar.Bunun üzerine tanrıça uyanır,Maui’nin bacaklarını koparır.Maui şimdi tanrıçanın karnının içindedir ve orası kendisinin mezarı olur.
*
Sevgilinin yer altı dünyasından kurtarılması,çeşitli mitlerin konusudur.Japon mitolojisine göre kocası İzanagi ile birlikte okyanuslardan dünyayı yaratan İzanami,ateşi doğururken ölmüştür.Kocası bu acıya dayanamaz ve onun ardından karanlıklar ülkesine gider.Karısını bir şatoda bulur.Onu geri dönmeye ikna eder.Ancak kadın geri dönmeyi geciktirmektedir.Zira şatoda yemek yemiştir. İzanagi sabırsızlanmaktadır,bir ışık yakar ve karısının çürümekte olduğunu görür. İzanami bu aşağılayıcı durumda görülmekten öfkeye kapılır ve kocasını öldürmek ister.Ancak İzanagi kaçmayı başarır.
*
Çalgıcı Orpheus’un karısı Eurydike’yi bir yılan ısırır.Kadın ölür. Orpheus karısının ardından Hades’e,yani ölüm ülkesine iner. Orpheus’un çalgısı çok büyüleyici özelliktedir.Persephone Eurydike’nin yeryüzüne dönmesine izin verir,ama bir şart koşar. Orpheus yeryüzüne dönene kadar arkasına dönüp karısına bakmayacaktır.Ama daha yolda iken dayanamayıp arkasına bakar.Karısı tekrar Hades’e geri alınır.
Bu öykülerin anlatmak istediği ana fikir,insanın kaçınılmaz olan ayrılığa boyun eğmek zorunda olduğunu vurgulamaktır.Bu ayrılıkların en kesin olanı da ölümdür.
__________________
 
B

badem

Guest
Ynt: Mitoloji Nedir?Dünya Mitolojisine Genel Bakış..

Ölüm ötesi

--------------------------------------------------------------------------------

Birçok gelenekte ölümden sonra gidilecek ‘öte dünya’ genellikle yeryüzünün batısında bir yerdedir.Bilinen dünyadan bir denizle ayrılmıştır.Öte dünyanın başka yerlerde olduğunu bildiren mitler de vardır.Malawi ve Mısır mitine göre yeraltındadır.
Bazı öte dünyalar hiçbir ayırım yapmadan bütün ölüleri kabul eder.Bazıları da sadece girmeyi hak kazananları içeri alır.Örneğin yolculuk için gereken parayı bulup sandalcıya vererek Styks ırmağını geçebilen bütün ruhlar Hades’e kabul edilir.
Mısır mitlerinde ölülerin yürekleri Anubis tarafından tartılır.
*
İnsanın değeri her zaman ahlaka ait niteliklerle ölçülmez.Bazen yeryüzündeki eşitsizlikler,öte dünyada da yinelenir.Örneğin Leeward adalarında sadece soylular güzel kokulu Rohutu’ya giderken,halk kötü kokulu Rohutu’ya gider.Güneş’teki güzel evler sadece İnka ve Peru’lu soylulara açıktır.İskandinavya’da ruhların sonsuz mutluluk içinde yaşadığı saray olan Valhalla,savaşta ölen kahramanlara ayrılmıştır.
*
Mısırlılar ölümden sonra yaşamın yeraltında devam ettiğine inanırlardı.Herbir insanın içinde,onun tanrısal özünü temsil eden ikinci bir varlık olan ‘ka’ bulunurdu.Günümüze ulaşan resimlerde,’ka’ bir insan başı ve şahin bedeniyle gösterilmiştir.Bu ruh ta soyuttur,ama cesetle birlikte yeraltına uçmasını somut kavramlarla açıklamak için bu şekilde resmedilmişti.
Mısırlıların ölüler kitabına göre öte dünya,kutsal ölülerin her zamanki yaşamlarını daha büyük mutluluk içinde sürdürdükleri bir yerdi.En büyük yönetici Osiris,ölülerin de yargıcıdır.
Çin mitolojisinde cehennem,devletin bu dünyadaki etkinliğini belirleyen biçimiyle iyi düzenlenmiş bir bürokrasi gibi yönetilir.Örneğin yedinci cehennemin kralı ve mahkemelerin yüce yargıcı Yama,her suçun karşılığı olan cezayı belirten yasayı dağıtır.Sözgelimi yalancı ve cimri olanlar erimiş altın yutmak zorundaydılar.
*
Mitolojinin bir diğer konusu da dünyanın sonu ve kaosa geri dönüştür.Dünyada düzeni tanrılar kurmuşlardır,ve bu düzeni isterlerse bozarlar.Eğlenceler ve törenler ile kurbanlar hep tanrıları hoşnut etmek içindir.Ancak hemen hemen her mitoloji savaşların,açlığın,tufanların,depremlerin yol açacağı son ve kesin bir yıkım gününü de öngörür.Aztek,Hindu ve Budist gelenekleri gibi birbirleri ile hiç ilgisi olmayan gelenekler,ahlak değerlerinin gittikçe azalacağı çağların geleceğini ileri sürmüşlerdi.
Bir Aztek miti şimdiki dünyanın çevresinde dört tane yıkık dünya bulunduğunu ileri sürer.Buna göre insanlar çok dikkafalı olduklarından önceki çağlarda yeryüzünden silinmişlerdi.Eğer insanlar çok gururlu olurlarsa şimdiki dünya da bir depremle yıkılacaktır.
__________________
 
Üst