KPDS ve YDS'de en çok kullanılan kelimeler ve anlamları 2

  • Konbuyu başlatan Rose
  • Başlangıç tarihi
R

Rose

Guest
Fabric: kumaş, doku
Fact: gerçek, olgu
Faint: Indistinct donuk, baygın
Far: uzak; çok
Fatigue: yorgun, bitkin; yormak
Fearsome: dehşetli, korkunç
Feasible: yapılabilir, mümkün
Feeble: zayıf, kuvvetsiz
Fever: ateş, hararet; humma
Firing: Ateşleme; pişirme; işten atma
Fiscal: mali
Flawless: kusursuz, defosuz
Flee from: kaçmak, firar etmek
Flip: fiske atmak; keçileri kaçırmak; hayran olmak; küstah
Float: yüzmek, su üstünde kalmak, bir şeyi oluruna bırakmak
Floor: zemin
Fluctuate: inip çıkmak
Flushed: kızarmak, utanmak
Foggy: sisli
Fool: aldatmak, şaka yapmak, kandırmak
Foolishness: aptallık, budalalık
Forecast: tahmin etmek
Forestall: erken davranıp önlemek
Fortunate: şanlı, talihli
Frank: açık sözlü, içten, samimi
Frightened: korkmuş
Fume: pis kokulu gaz, yaymak
Futile: boşuna, beyhude
Gain: kazanmak, elde etmek
Generation: kuşak
Genuinely: hakikaten, gerçekten
Giggle: kıkırdamak
Gist: ana fikir
Gleeful: neşe dolu
Globe: küre
Global: küresel
Goods: mallar, eşya
Govern: yönetmek, idare etmek
Governmental: yönetimle ilgili
Halt: mola, durma
Hamper: hareketini güçleştirmek, engellemek Hand-held: elde tutlan
Harmful: zararlı
Harsh: sert, kaba, haşin
Harvest: hasat, ürün
Hasten: acele etmek, ettirmek
Hazardous: tehlikeli, zararlı
Heat: ısı, ısıtmak
Heavely: büyük oranda, şiddetli olarak
Hectic: heyecanlı, telaşlı
Hence: bu nedenle, bundan dolayı
Herd: sürü; ayak takımı
Hesitate: tereddüt etmek, çekimsemek
Hide: sakla-n-mak
Highway: anayol
Hijacking: hava korsanlığı
Hike: uzun yürümek; fiyatını artırmak
Homeless: evsiz
Honest: samimi, dürüst
Housing: barınacak yer
Hug: kucaklamak, sarılmak
Huge: kocaman, büyük
Humorous: komik, güldürücü
Hurl: fırlatmakIgnore: aldırmamak, bilmezden gelmek
Impartial: yansız
Imprecise: kesin olmayan, dikkatsiz, özensiz
Impression: izlenim, etki
Impromptu: hazırlıksız, doğaçlama
Improve: ilerletme, geliştirme
In charged: sorumlu, görevli
Inadvertent: kasıtsız, elde olmayan
Incidence: oluş sıklığı, meydana gelme oranı
Incline: eğilme, aşağı eğilme
Include: kapsamak, içine almak
Inconsiderate: başkalarını düşünmez, düşüncesiz
Incredible: inanılmaz
Incurable: tedavi edilmez, çaresiz
Indecisive: kararsız, kesin olmayan
Indication: anlatma, belirti, gösterge
Indifferent: kayıtsız, umarsız
Indispensable: vazgeçilmez, zorunlu
Indistinct: belirsiz, bulanık
Induce: kandırmak, ikna etmek
Industrious: çalışkan, gayretli
Inflammable: kolay tutuşan, parlayıcı
Influence: etki
Initial: ilk, başlangıç
Insignificant: değersiz, önemsiz, belirsiz,
Insist ısrar etmek
Insolent Rude küstah, terbiyesiz
Inspire telkin etmek, ilham etmek
Instructive: öğretici, eğitici
Insult: hakaret etme, hor görme
Intensity: güçlülük, yoğunluk
Intention: niyet
Interfere müdahale etme, çatışma, engelleme
Interfere with yoluna çıkmak, engellemek, karışmak
Intermittent kesik kesik, aralıklı
Intrepid Yılmaz, korkusuz, cesur
Intricate Complicated karışık, girift
Investigator dedektif, araştırıcı
Investment yatırım, sağlanan gelir
Irrelevant konu dışı, ilgisiz
Irresponsible sorumsuz
Issue konu; yayım-baskı
Item adet, tane; madde; konu-fıkra
Jam sıkıştırmak, kilitlemek, izdiham
Landscape manzara
Lane dar yol; şerit
Law hukuk, kanun
Leading önde olan, kılavuzluk eden
Leak sızıntı, çatlak
Lecture ders, konferans
Liability sorumluluk, yükümlülük
Limp topallamak, aksamak
Lingered kolay kolay ayrılmak;
Litter çöp
Locate bulunma, bir yerde yerleşmiş olma
Lofty High yüce, yüksek, azametli
Lonely yalnız, kimsesiz, tenha
Look up to Respect hayran olmak, örnek almak
Luck şans, talih, uğur
Majority çoğunluk
Management idare, yönetim
Manufacture imal etmek
Means yol, yöntem, araç
Meddle Interfere karışmak, burnunu sokmak
Medicine tıp, ilaç
Meditative Thoughtful derin derin düşünen
Melt: eri-t-mek, yumuşa-t-mak
Memorize: ezberlemek
Mend: Repair tamir etmek
Merge: birleşmek, içine katmak
Messy: dağınık, düzensiz
Mild: ılımlı, hafif, ılıman
Misty: sisli, bulanık
Misuse: suiistimal; yanlış kullanım
Moderate:ılımlı
Moist: nemli, ıslak
Mold: şekil vermek, kalıp
Monster: canavar
Mud: çamur; iftira
Mud: çamur; iftira
Neglect: ihmal etmek
Negligible: ihmal edilebilir
Nod: onaylamak, başını sallamak
Notify: bildirmek, haber vermek
Notorious: adı çıkmış, kötü şöhretli
Novelist: romancı
Object: itiraz etmek
Objection: itiraz; sakınca
Obligation: mecburiyet, zorunluluk
Obscured: saklı, anlaşılması güç,
Obsess: aklına takılmak, fikri sabit yapmak
Obstinate: inatçı
Obtain: sağlamak, elde etmek
Obvious: açık, anlaşılır, ortada
Occasion: fırsat, vesile, önemli gün, özel olay
Occasional: arasıra olan, düzensiz
Occupation: işgal
Occupy: işgal etmek
Occur: olmak, meydana gelmek
Odorless: kokusuz
On strike: grevde
Open-minded: Açık fikirli
Opinion: fikir
Orchid: orkide
Outline: ana hat, taslak
Output: ürün, verim, çıktı
Outrageous: nefret uyandırıcı, öfkelendirici
Overactive: çok aktif, hareketli
Overburdened: sıkıntılı
Overdue: vadesi geçmiş, gecikmiş
Overemphatic: fazla vurgulu, çok fazla çarpıcı
Overseas: deniz aşırı
Oversimplify aşırı basitleştirme
Overturn: devirmek, tepe üstü getirmek
Owing to: sayesinde; yüzünden dolayı
Pace: adım, hız
Pain: acı, sızı, ağrı
Pale: solgun
Participate: iştirak etmek
Partner: ortak
Passageway: pasaj, geçit
Pay attention to: dikkatini vermek
Peculiarity: özellik; ,,,-e özgü olma; tuhaflık
Percent: yüzde
Personality: şahsiyet
Pessimistic: kötümser
Phony: sahte, düzmece
Pick up: toplama, devşirme
Plentiful: bol; bereketli
Plunge: dalma, fırlama
Poetic: şiirsel
Point of view: bakış açısı
Policy: politika; davranış biçimi; poliçe
Polish: cilalamak, boyamak
Poll: oylama, anket
Pollute: kirletmek
Postpone: ertelemek
Praised: övmek
Precaution: tedbir, önlem
Precisely: tam olarak; kesinlikle
Prediction: tahmin
Premium: sigorta primi; ödül, prim
Presume: varsaymak
Pretense: rolüne girme, bahane
Pretext: bahane
Prevent: engellemek, korumak
Preview: ilk gösterim
Previous önceki, sabık
Pride gurur, iftihar
Prior to öncelikli, daha önemli
Private özel; şahsa ait
Prodigious Huge, şaşılacak, müthiş, kocaman
Profilic çok eser veren
Profound: tam, eksiksiz, derin; bilgili; etkileyici
Promote terfi ettirmek
Promotion terfi
Propose önerme, niyet etme, evlilik teklifi
Prospects başarı şansı
Prove kanıtlamak; çıkmak
Punctual dakik
Punctuality Being on time
Purify temizlemek, arındırmak, saflaştırmak
Pursue peşine düşmek, izini sürmek
Put off elbisesini çıkartmak
 
Üst