Hizmet

  • Konbuyu başlatan badem
  • Başlangıç tarihi
B

badem

Guest
Mevzû: HİZMET / DAVUD TAİ (k.s.) hakkında
Kuşeyrî'nin Risalesi, (Abdülkerim Kuşeyrî, Trc. Süleyman Uludağ) s: 82-83

Mârûf-u Kerhî şöyle anlatıyor:
"Dâvud-u Tâî'nin sohbetine devam eden zâtlardan biri bana:
-Sakın ameli terk etme! Zira amel, seni Cenâb-ı Hakk'ın rızasına yaklaştırır, dedi.
-Ben, amel ile neyi kast ediyorsun? diye sordum. Bana şu cevabı verdi:
-Her halükârda Rabbine itaat halinde olmak ve müslümanlara hizmet ve nasihatte bulunmaktır, dedi."

Mevzû: HİZMET / EBU ABDULLAH RUGANDî (k.s.) hakkında
Veliler Ansiklopedisi, (İmam Şaranî, Terc. Abdülkadir Akçicek, Erkam Yay.), cilt: II , s: 441

Ebu Abdullah Rugandî bi rmüridine şu tavsiyede bulundu:
-Sakın sana verilen herhangi bir hizmette ayırım yapma! Hiçbir hizmeti küçük görme! Hizmette ayrım yapmak senin vazifen değil... Hangi hizmette, Allah'ın rızasının bulunduğu bizim için mechul! Murâdına kavuşup, Allah'ın rızasına ulaşıncaya kadar hizmete devam et. Nail olduğun nimetler, senin şükür ve hizmetini arttırsın.
Çevremizde, evliyaya hizmet edenlerin hepsine himmet ve feyzin sağnak sağnak boşaldığını gördük. Bu hal, onlara daha dünyadayken şeref ve izzet kazandırdı."

Hadis-i şerifte buyurulur: ..... Dünya seç, ona hizmetçi ol....


Mevzû: İNSANLARA HİZMET / İBRAHİM B. ETHEM (k.s.) hakkında
Tezkiretü'l-Evliya, (Feridüddin Attar, Trc. Süleyman Uludağ) s: 155

Üç kişi virane bir mescidde ibadet ediyordu. Bir müddet sonra uyudular. İbrahim Edhem, mescidin kapısında kollarını açarak sabaha kadar bekledi. Bu şahıslar kalkıp, İbrahim b. Ethem'i kapıda kollarını açıp sabahladığını görünce hayret edip, bunu niçin yaptığını sordular. O da:
-Dışarıda çok şiddetli bir soğuk vardı. İçeridekiler bu soğuktan rahatsız olmasınlar diye kendimi kapıdan gelecek soğuğa karşı bir set yaptım, dedi.

Mevzû: HİZMET / AHMED ER-RUFAİ (k.s.) hakkında
Veliler Ansiklopedisi, (İmam Şaranî, Terc. Abdülkadir Akçicek, Erkam Yay.), cilt: II , s: 513

Ahmed er-Rufâî hazretleri her gördüğü şahsa selam verirdi. Bir köy veya kasabada birisinin hasta olduğunu duysa ilk fırsatta ziyaretine giderdi. Bu yolculuk esnasında karşılaştığı âmâların ellerinden tutar gidecekleri yere kadar götürüverirdi.
Bir ihtiyarla karşılaşacak olsa, elindeki yüke yardım eder ve etrafındaki dostlarına şu nasihatlerde bulunurdu:
-"Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyururlardı: "Kim bir ihtiyara ikram ederse, Allah Teâlâ, o şahıs ihtiyarladığında ikram edecek kimseyi onun emrine verir."
**
Şehir dışına yapmış oldukları seyahatlerden dönüşte, ormana gider, odun keser ve eşeğine yüklenerek şehre getirir; bu odunları dullara, çaresiz, fakir ve muhtaçlara dağıtırdı.
Mecnun ve kötürümlerin hizmetlerine koşar, elbiselerini temizler, birlikte oturur, onlarla sohbet eder, yemeklerini kendi elleriyle getirir ve yedirirdi. Sonra da onlardan dua etmelerini isterdi. Müritlerine de:
-Bu gibi âcizleri ziyaret müstehab değil, vacip!.. derdi.
**
Yolda çocuklar oyun oynarken yanlarından geçti. Bir kaç çocuk, Ahmed Rufâî hazretlerinin heybetinden korkup kaçtı. Arkalarından koştu ve:
-Hakkınızı helal edin, sizi korkuttum. Gelin oyununuza devam edin, diye onlardan özür dilemişti.
 
Üst