Amaç Kuramı

  • Konbuyu başlatan badem
  • Başlangıç tarihi
B

badem

Guest
Motivasyon teorilerinden olan Amaç Kuramı, bireye verilen amaçların, onun davranışları , dolayısıyla da performansı (iş başarımı) üzerinde önemli bir etkisi olduğu varsayımına dayanmaktadır. Bir ilkokulda, yaşları altı olan 20 anasınıfı öğrencisi üzerinde yapılan araştırmada , amaç özelliklerinden olan , amaç belirginliği ve geri bildirimin, deneklerin resim çizme performansı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırma sonunda, ilk aşamada verilen normal amaçlara göre, ikinci aşamada verilen belirgin amaçlarda performansın % 97 , ve üçüncü aşamada, geri bildirim verilmesiyle de, performansın % 120 arttığı tespit edilmiştir.



TEORİK ANALİZ

Amaç kuramı, bilişsel bir kuram olup, bireyin elde etmek istediği amacı belirgin olarak bilme, anlama ihtiyacına dayanır. Bu kuram, insan davranışlarının bir amaca, hedefe dayandığında, bu amaçların, bireyin enerjisini belirli bir işe yöneltmesini sağlayacağı varsayımına dayanır (YEARTA, MAITLIS, 1995).

Amaç kuramı, amacın net olarak belirlenmesi (amaç belirginliği), organizasyonlarda yaygın olarak kullanılan bir motivasyon tekniğidir. Bireyin çabasını yaptığı işe yönlendiren bir metot olarak, organizasyondaki ödül sistemi ile zaman yönetimi, stres yönetimi gibi, eğitim ve gelişim programlarında da kullanılır (YEARTA, MAITLIS, 1995).
Amaç Kuramının başlıca iki önermesi vardır. Birincisi, bir insanın kendisi için koyduğu amaçlar büyük ölçüde onun davranışını yönlendirir. Birey hem ansal, hem fizik enerjisini kendi saptadığı amaca yöneltir. İkincisi ise, dışarıdan, örgüt tarafından verilen özendiriciler, iş görenlerin amaçlarıyla niyetlerini etkileyerek performans üstünde etkili olur (ONARAN, 1981).

Amaçlar, başlıca iki özellik veya unsur içerir; içerik (content) ve yoğunluk (intensity). Amaç içeriği amacın özelliklerini (amacın zorluğu ve özelliği), amaç yoğunluğu ise amaca erişmede veya onu başarmadaki süreci içerir (YEARTA, MAITLIS, 1995).

Alan ve laboratuar ortamında yapılan araştırma ve deneylerde, amaç belirlemenin aşağıdaki özelliklerden oluştuğu tespit edilmiştir.
Amaç belirginliği; özel amaçlar genellere göre performansı daha çok arttıracaktır.
Amaç zorluğu; erişilebilir oldukları değerlendirildiklerinde, zor amaçların kolay olanlara göre performansı daha çok arttıracaktır (BUSBY, WILLIAMS, 1997). Hem güç hem de belirgin bir amaca ulaşmak için çalışan deneklerin daha iyi iş çıkardıkları görülmüştür (ONARAN, 1981).
Amaç kabulü; Amaçlara karşı olumlu tutum besleme, amaçları benimseme anlamında düşünülebilecek amaç kabulü , iş başarımını arttıracaktır (ONARAN, 1981).
Geri bildirim; geri bildirim alan bireylerin performansı artacaktır (BUSBY, WILLIAMS, 1997).
Amaçların saptanmasına katılma; kurama göre, iş görenler amaçların saptanmasına katıldıklarında iş başarımı daha yüksek olacaktır (ONARAN, 1981).

Amaç belirginliği; Bir örgütte her görevlinin işiyle ilgili amaçları her zaman açık seçik belli değildir. Bazen amaçların ne olduğu el yordamıyla çıkarılır, bazen de nitelikleri iyice açıklanmış, belirgin amaçlar konabilir. Yapılan bir çok deneyde , amaçların ne kadar belirgin olursa performansın (iş başarımının) da o oranda artacağı sonucuna varılmıştır. Bütün bu deneylerde belirgin, güç amaçların ''elinizden geleni yapın'' amacına göre hem iş başarımını artırdığı, hem de can sıkıntısını azalttığı, başka bir deyişle bu amaçların daha ilginç bulunduğu görülmüştür (ONARAN, 1981).

Çalışma ortamı ve koşulları değiştikçe, insanlarda buna paralel olarak düşüncelerini değiştirmek zorunda kalmaktadır. Mutlaka hiçbir çalışan bu düşüncelerini oluştururken bağımsız değildir, fakat kendisini bu süreçte daha değerli kılabilir. İşinizi yaparken her gün bir çok tercih yaparsınız, bu tercihlerinizi daha güvenli, doğru ve kapsamlı yapmak da, basit ama etkili bir konsepti dikkate alırsanız, tahmin ettiğinizden daha çok elinizdedir. Bu konsept ise, iş sahibi sizmiş gibi davranmaktır. 5 kişi ile de 5000 kişiyle de beraber çalışsanız, katkınızın anlaşıldığı, sayılabildiğinizi bilmek önemli bir motivasyon unsurudur. Bu da sahiplenme dediğimiz özellikle yakından ilgilidir. Sahiplenmenin en önemli faktörü ise amaç belirginliğidir. Size göre önemli olan amaçları seçmeniz iş başarımını önemli ölçüde arttıracaktır. Böyle bir süreçte, organizasyonda amaç belirlenmesinin, birey performansı üzerindeki etkisi daha iyi anlaşılabilir. Çalışanlar kendilerine belirgin bir amaç verildiğinde, bu belirginliğe paralel olarak bir sahiplenme duygusu hissedeceklerdir. Amaçların anlaşılması, hissedilmesi anlamına gelir ki, bu his belirginliği, farkındalık ve sahip olma duygusunu ve dolayısıyla da performansı arttıracaktır (WHITTEN, 1995).

Amaç belirlenmesi, sadece bireyin değil, grubun (takımın) da performansını olumlu yönde etkileyecektir. Mühendislik dizaynı gibi bazı işlerde, amaç belirginliğindeki zorluk ortaya konsa da, bu tip işlerde de amaçların belirginleştirilmeye çalışılması performans üzerinde olumlu etkiler yaratacaktır (BUSBY, WILLIAMS, 1997). Ayrıca, sadece uzun vadede değil, kısa vadeli, günlük belirlenen amaçların belirgin olması da performansı arttırıcı rol oynar (WILK, REDMON, 1998).

Amaç üzerine yapılan araştırmaların birçoğu amaç zorluğu ve performans arasındaki ilişkiyi ölçmeye yoğunlaşmıştır. Bu araştırmalarda, zor amaçların kolay olanlara göre performansı daha çok arttırdığı ortaya konmuştur (YEARTA, MAITLIS, 1995). Amaç zorluğunun iş başarımı üzerine etkilerine örnek olarak, Sothern Üniversitesinde lisans düzeyindeki 188 erkek denek üzerinde yapılan bir araştırmada, deneklere üç seviyede zorlukta amaç verilmiş ve amaç zorluk seviyesinin iş başarımı üzerine etkileri araştırılmıştır. Araştırma sonunda kolay amaçlarda % 10, orta seviyedeki amaçlarda % 20 ve zor amaçlarda ise % 50 oranında performansın arttığı ölçülmüştür (BERGEN, BARLOW, 1996).

Amacın bir özelliği olarak kabul edilen geri bildirim, pozitif ve negatif geri bildirim olarak iki şekilde kullanılabilir. Negatif geri bildirimde, o amaca spesifik olarak ulaşma, alt ve üstünde bir değer alındığında tekrar tam istenen seviyeye getirmek istenir. Pozitif geri bildiride ise, ulaşılan seviye devamlı yükseltilmeye çalışılır. Kimi araştırmacılar, geri bildirimin bu iki türü yerine , onu bir bütün olarak, dış bir zorlama, pekiştirici veya ödül olarak kullanmıştır (WING, 1990). Negatif geri bildirim alan bireylerin, pozitif geri bildirim alanlara göre performansının daha çok arttığı bulunmuştur (MESCH, FARH, 1994).

2. ARAŞTIRMA

a. Araştırmanın Aşamaları

Araştırmada performans (iş başarımı) ölçüm kriteri olarak, Goodenough-Harris adam çizme testi kriterlerindeki, 67 puan kriteri kullanılmıştır. Bu testin uygulanabilir yaş grubu 5-12 yaştır (UÇMAN,1971). Araştırmada denek olarak yaşları 6 olan 20 ana sınıfı öğrencisi kullanılmış olup, Goodenough-Harris Adam Çizme Testinin kriterleri kullanımının uygun olduğu değerlendirilmiştir.

Seçilen denekler yaşları itibariyle, çocuk resminin gelişim aşamasında, ‘şema öncesi döneme’ denk gelmektedir. Şema öncesi evresinde çocuk, canlandırmak istediği obje ya da kavramla ilişki kurma kaygısını yaşamaya başlar. Bu ona büyük bir doyum sağlar. Bu dönemde dairesel ve uzunlamasına çizilen çizgilerin biçimlenmeye başladığı görülür. 5-6 yaşlarında çocuk kendi duygu ve düşüncelerini ortaya koyacak girişimlerde bulunur. En sevdiği konu, insan figürüdür (YAVUZER, 1992, s.41-42).

Araştırmada, Amaç Kuramında belirtilen amaç özelliklerinden, amaç belirginliği ve geri bildirimin performans (iş başarımı) üzerine etkisi ölçülmüştür. Fakat, deneklerin yaşları ve buna bağlı olarak algılamaları dikkate alındığında, amaç belirginliğinin, amaç zorluğu gibi değerlendirilebileceğini belirtmekte yarar görüyorum.

Araştırma üç aşamadan oluşmaktadır. Üç denemede de, deneklerden bir adam (sadece üçüncü aşamada, hem adam hem de kadın çizdirilmiştir) çizmeleri istenmiştir. Her üç aşamada da verilen süre aynı olup, bu süre deneklerin istedikleri süreyi kullanmaları şeklinde uygulanmıştır.

İlk aşamada, deneklerden bir adam çizmeleri istenmiştir. Bu aşamada söylenen amaç, sadece bir adam çizmeleri şeklindedir. Amaç belirginliğini veya amacı zorlaştırıcı herhangi başka bir açıklama yapılmamıştır. Bu aşamada (her aşamada olduğu gibi) deneklere kağıdın büyüklüğünü dikkate alarak resim yapmaları istenmiştir.

İkinci aşamada (bu deneme ilk aşamadan bir gün sonradır) deneklerden gene bir adam resmi yapmaları istenmiştir. Burada verilen amacın belirginliğini (dolayısıyla da zorluğunu) arttırmak maksadıyla, yani amacı daha belirgin verebilmek için, adamın gerçek bir adama benzemesi ve tam olarak, eksik bir parçası kalmadan çizilmesi istenmiştir.

Üçüncü ve son aşamada ise (bu deneme ikinciden altı gün sonradır), deneklerden bir adam ve kadın çizmeleri istenmiştir. Bu aşamada, amaç kuramında belirtilen amaç özelliklerinden geri bildirim kullanılmıştır. Geri bildirim olarak, özellikle deneklerin yaptıkları resimle ilgili soruları cevaplandırılmıştır.

Öğrencilerin birbirine bakması ve birbirlerinin çiziminden yararlanması mümkün olduğunca engellenmeye çalışılmıştır, çünkü, birbirlerine bakarak, taklit etme yoluyla performansları artabilecek, bu da çalışma sonuçlarının güvenirliliğini düşürecektir. Çünkü, deneklerin birbirlerine bakması, kıyaslama anlamına gelecektir ve bu konuda yapılan araştırmalar, kıyaslamanın performansı yükselttiğini göstermiştir (MANN, SAMSON, 1998).

b. Bulgular

Araştırmanın ilk aşamasında, yani normal olarak verilen amaçta, denekler performans ölçütü olarak toplam 327 puan almışlardır (Bakınız Tablo-1). Her aşamadaki sonuçların birbirleriyle karşılaştırılabilmesi maksadıyla, bu aşamadaki 327’lik puan taban kabul edilerek, buna göre yüzde cinsinden bir kıyaslama yapılacaktır.

İkinci aşamada, amacı belirgin verilmesinden sonraki performans puanı 646 olmuştur (Bakınız Tablo-2). Bu sonuca göre, belirgin amaç verilmesinin performansı % 97 arttırdığı tespit edilmiştir.

Son aşama olarak, amacın bir özelliği olarak kullanılan geri bildirim uygulaması neticesinde ise, toplam performans puanı 722 (Bakınız Tablo-3) olmuş ve performansın ilk aşamaya göre % 120 arttığı tespit edilmiştir.

3. SONUÇ

Bir çok araştırmacı amaç belirginliği ile performans arasındaki doğru orantılı ilişkiyi kabul ederken, bazılarında bu ilişkinin çoğunlukla amacın net belirlenirken (veya zor olarak belirlenirken), deneklerin sürece katılmalarıyla açıklamaktadır (YEARTA, MAITLIS, 1995). Örnek çalışmamızda, böyle bir etkinin olsa dahi çalışmayı olumsuz yönde etkileyeceği değerlendirilmemektedir. Çünkü, denek olarak kullanılan çocuklar hep kadın-adam çizmeyi sıkıcı bulmuşlar, özellikle iki ve üç safhalardaki uygulamalarda, böyle bir amaç belirlemesine (adam-kadın çizimi) katılmamışlardır. Böyle bir yaklaşımın, araştırma sonucunu nasıl etkilediği ölçülmedi ise de, motivasyonu düşürdüğü için, iş başarımını olumsuz yönde etkilediği ve buna rağmen bu aşamalarda performansın gene de artması ise, araştırma sonuçlarının güvenirliliğini arttırıcak bir etki yarattığı değerlendirilmiştir.

Özellikle geri-bildirim alan bireylerin kendine güven ve saygıları artmıştır. Kendine saygı ile amaç seviyesi(zorluğu) ve performans arasında doğru orantılı bir ilişki vardır (BERGEN, BARLOW, 1996). Çocuklarda geri-bildirim onların yaptıkları resimde önemli bir değişken olan kendine saygı ve güvenlerini arttırmış ve resim yapmadaki performansları dolayısıyla da iş başarımları artmıştır.

Zor amaçların verilmesi, motor performansını arttırıcı bir rol oynar (JONES, 1997). Yapılan çalışmada deneklerin performansında motor yetenekleri önemli bir etken olup, zor amaçlar verildiğinde bu yeteneklerin arttığı görülmüştür.

Araştırma sonucunda, en büyük performansın üçüncü aşamada yani geri bildirim uygulamasında olduğu görülmektedir. Bu sonuç üzerinde, deneklerin yaşlarından kaynaklanan yüksek bir süper ego düzeyinin etkili olduğu değerlendirilmektedir.

İbrahim Sani MERT
__________________
 
Üst