Al bayrağım, ay yıldızım!.. / İSKENDER PALA

türkçeci

New Member
ÖgretmenForum Üye
Al bayrağım, ay yıldızım!..


"Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal"
Al bayrağım, ay yıldızım!.. Sana pek çok şiirler yazabilir, sayısız güzellemeler okuyabilirim elbette. Ve diyebilirim ki güldükçe sen güldüğümüzsün!
Mavi nurlardan bir sevgilinin yüzüne döner gökler seninle ve seninle semada rüyalar sevgili üzerine görülür her daim. Senin gölgende yeşerir umutlar, acıların ölmesinden sonra ve hiç yaşlanmayan yüzünden umutlar devşirir ülkemin yedisindekiler; iksir damıtır yetmişindekiler. Özgürlük beşik kertmendir senin al bayrağım, hürriyet nişanlın... Ve duymuşuz; ağaç ata biner oynarmışsınız Ötüken'de, Selenge boylarında, bozkırlarda, yaylalarda, dağlarda... Uygur ile, Oğuz ile, Kayı ile, Selçuk ile, Osman ile... Issız gecelerde ayların ve yıldızların emzirdiği çocuklar senin kucağında büyümüşler hep, senin ocağına yürümüşler. Gölgende aydınlıklar genişledikçe ve ışığın alınlara vurdukça vatan öyle vatan olmuş.

*

Al bayrağım, ay yıldızım!.. Sana güzel masallar anlatabilir ve sayısız türküler yakabilirim elbette. Ve diyebilirim ki çırpındıkça sen çırpındığımızsın!

Kaypak zamanların ve dönek talihlerin içinde, birikmiş şehitlerimin kanlarından damla damla aldığın renkle kanımı desenledin sonsuzluğa. Yanlış kapılara vurulmuş kilitler ve yanlış adreslere vardırılmış mektuplar senin gelgende/sayende açıldı bir bir... Bilmem hangi çekmecede unutmuştuk seni yaralarınla ve gazilerin gecikmiş iç burkulmalarına sarmalamıştık bilmem hangi cephede!.. Yorgun bir gönderden körpe bir kentin şafaklarına seni uğurlarken Kosova'da binlerce şehidin kanındaydın ayınla ve yıldızınla... Niğbolu'da Yıldırım oldu adın, ve İstanbul surlarında Ulubatlı. Çaldıran'da Hasan Can'ın yiğitlerince, Mohaç'ta Hüsnü Bey'in süvarileriyle dolaştın er meydanlarını. Haçova'dan çıkıp Malkoçoğlu'nun akıncıları koynunda kiliseler dolaştın; Preveze'de Barbaros'a yelken; Bağdat önlerinde Genç Osman'a hem şöhret, hem şan oldun!..

*

Al bayrağım, ay yıldızım!..

Sana müstesna rüyalar yorumlayabilir ve adına sayısız hayaller kurabilirim elbette. Ve diyebilirim ki dalgalandıkça sen dalgalandığımızsın!

Dumansız olmazsa bir dağ; ve de yolcusuz yollar, hilalin akıllara doğar senin, yıldızın yüreklere. Sensizlikte güneş kırıkları batar ayaklarına sevenlerinin ve dert nadasına acı ekip ayrılık biçerler yokluğunda üftadelerin. Bozkır saçlı civanların başında, mavi cepkenli yiğitlerin döşünde ve ağıt ağıt anaların gözü yaşında sen olursun hep. Ardından, gelinliğimde duvağım, çeyizimde ırzım ve namusum, gurbet ele düştükçe hasretim, başımda örtüm, ruhumda kelime-i tevhidim derim sana. Hilal ki Allah demektir; vahdete açılır kapısı; yıldız ki "Adı Övülmüş ve Güzel"i

*

Al bayrağım, ay yıldızım!..

Sana ayrık acılardan haberler verebilir ve bitmeyen ağıtlar yakabilirim elbette. Ve diyebilirim ki çattıkça kaşını sen kaş çattığımızsın!

Dostlukları şafak şafak renginle boyayıp romanıma kahraman yapasım gelir seni!.. Seni şairlerin dilinden dinlemek için şiire caize veresim gelir. Tabut tabut şehidimin örtüsüyken sen, tenha ufukların ve gurbet gurbet duyguların sırdaşı, uzak yolcuların ve ulu ulu rüzgarların yoldaşıyken adını yağmurlar yazmış yüreğimize... Sensizlikte ne yapılır hiç bilmedik biz, bildirmedi çok şükür Mevla'm!.. Hangi sahte eldir ki sana uzanır; "tebbet" okuyalım ona, "tebbet yedâ!"...

Sana sarılarak ölmenin rüyalarını her çağda yeniden gören Mehmed'im yeni bir rüyaya daha yatmadan... Kimliği paslanmış gecenin kör karanlığından gözlerine gaflet bürünenlerdir ancak seni özlemeyenler; ta ki vatana ihanet olsun adı. Ne vakit sana bir kem göz bakar, asker kaçağı cümleler batar o an içime, melal renkli yaşlar süzülür hasrete buğulu gözlerimden...

Al bayrağım, ay yıldızım!.. Ağlamak da bir anlatıdır, ağlamaktan anlamayanlara...

İSKENDER PALA
 
Üst