6 Aylık Bir Hatıra...

  • Konbuyu başlatan Rose
  • Başlangıç tarihi
R

Rose

Guest
6 Aylık Bir Hatıra...

Bilgisayarın başındayım..Belki belki 4, belki 5 saattir sonuçların açıklanmasını bekliyorum..Ve beklediğim an..Ama beklemediğim bir sonuç....
Yer doğunun bir şehri...
Atandığımı duyduğumda donup kaldığım, gidip de gitmemek arasında tereddut yaşadığım anlar. Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim...İdeallerim, verdiğim emek, beklentiler..Bir çok kişiyi karşıma alıp sonucta gitmeye karar verdim..
Şehre yaklaştıkça gittikçe moralimin bozulduğunu çok iyi hatırlıyorum..Okulum belli olduğunda ve yaşayacağım yeri gördüğümde ise ilk işim gözyaşları içinde dönüş bileti aramak oldu...Doğduğum, yaşadığım, öğrenim hayatımı tamamladığım şehirden ilk ayrılıştı bu..(tatil ve turizm amaclı geziler hariç). Daha önceden gelmiş arkadaşların ikna çalışmaları sonucunda kalmaya karar verdim..En azından denemeye..."Biz sana demiştik yapamazsın oralarda" cümlelerini duymamak için belki de.
Yatılı bir okuldu ve öğrencilerimin ilk bayan öğretmeniydim...Gözlerindeki merak, heyecan, okuma hevesleri, onlar için birşeyler yapabilir miyim düşünceleri, derslerinin çoğunun boş geçmesi, 1. sınıftan itibaren yatılı okuyor olmaları kalma kararını verdirdi bana..Denemeden bilemezdim ve denemeden dönemezdim...
Neler yaşanmadı ki..
Yılın 8 ayının kar yağdığı bir yer. Mayıs ayına kadar soba yaktığımız bi yer..Okula kar sebebiyle ulaşamayıp evimize geri döndüğümüz çok olmuştur..Kömür zehirlenmesi tehlikesi yüzünden sabahlamamız, dondurucu soğuk sebebiyle su ve kanalizasyonun donması, civar köylerde olan çatışmalar yüzünden silah seslerinin duyulması, deprem oluyor korkusuyla yataktan fırlayışımız, elektirikler kesilmiş olduğu için bütün gsm şebekelerinin iptal olması, şehir merkezine giderken yolda yapılan aramalar rutin şeylerdi..
Bazı öğrencilerin bir gün çoraplı bir gün çorapsız geldiğini görürsünüz..Tek çorabı vardır ve bi gün yıkayıp diğer gün giymektedir. Kurumadığı günler ise çorapsız..Yaşadığı yerin, konuştuğu şivenin kompleksini yaşar çoğu...Kürt Zaza Türk hatta Ermeni olanlar da vardır..Türkçesi yeterli olmadığı için, bildiğini ifade edemediği için yazılı kağıdına Kürtçe yazarlar bazen...
Hayrandır öğrenci size...Gözünüzün içine bakar...Kimi de tepkilidir..Ne derseniz deyin, ne yaparsanız yapın ulaşamazsınız... Hem kalbini hem beynini kilitlemiştir dışarıdan gelen herşeye..
Dokunduğu ilk bilgisayar; öğretmeninin sadece daktilo niyetiyle kullanabildiği külüstür bir laptop bilgisayardır..Büyük bir hayranlık ve merakla inceler,seyreder... Çözdüğü ilk test kitabı sizin memleketinizden getirttiğiniz kitaplardır...Optik okuyuculu formları doldurmayı bile sizden öğrenir. Oysa o kendi çabalarıyla da olsa LGS sınavına hazırlanan öğrencidir...Sizin onlar için uğraştığınızı anladığında, sevginizi hissettiğinde, onlardan biri olduğunuzu, küçümsemediğinizi farkettiklerinde size saygısı sevgisi bi başka olur.
Derste vatanın birliği ve bütünlüğünden bahsederken çıkar bir öğrenci başkalarını savunur karşınızda...Şehit edilen meslektaşlarınızı hatırlar, yutkunur, susarsınız... Susmak istemezsiniz, yüreğiniz haykırır, isyan eder, ne için burdayım sorularını başınız beyniniz patlayana kadar kendi kendinize sorarsınız..Ama susarsınız...Aynı bölgeden öğretmen olan meslektaşlarınızın öğrencilerle başka bir dille konuştuklarına şahit olursunuz yüreğiniz sızlar...Hatta haritanın belli bir bölümünü ayırıp buralar bizim deyişini anlayamaz, kavrayamaz lanet edersiniz.."Bu nasıl ihanettir" dersiniz sadece.
Okulda öğrencilerimizin hazırladığı bir tiyatro programı...Akşam saatleri..Onları desteklemek ve moral vermek için gittik hep beraber..Sonu; Hüsran..Program şiddetli bir depremle sona erer. Öğrencileri dışarı boşaltmak, üşümesinler diye üzerlerine battaniyelerini sarmak, onlara yalnız olmadıklarını hissettirmeye çalışmak, korkularını yenmelerini sağlamak için koşturduk. Aldığımız cevap :"Burda, bu çürük binada kalan biziz öğretmenim, siz tabi korkmazsınız" oldu. Dondurdu bu cümle iliklerime kadar..Dışarıdaki soğuk ne ki..Kalbim üşüdü, damarımdaki kan dondu..
Nihayetinde okul idaresi sağladığı bir araçla sizi evlerinize göndermeye kalkar..Kısa bi rahatlama ve sevinç yaşarsınız.. Ama bu sevinç bir 3. sınıf öğrencisinin "abla ben de geleyim" deyişiyle sona erer...Yutkunur, susar, ağlar, gözyaşlarınızı görmemesi için kaçarsınız yanından.. Bunu söylemek isteyen ama söyleyemeyen o kadar çok öğrenci vardır ki.Siz de bir can taşırsınız, korkularınız, hayalleriniz, endişeleriniz vardır ama kendi korkunuzu kendi endişenizi yaşayamazsınız bile ..Geceyi korkusuz güven içinde geçirmelerini sağlamak için orada onlarla kalmak istersiniz.....Ama minibuse sizden önce koşa koşa binmiş erkek öğretmenleri görür kahrolursunuz...Gece erkek öğretmenlerin okulda öğrencilerle kalmalarıyla son bulur.
Ne olmak istediklerini sorduğunuzda...Verdikleri cevap: öğretmen, doktor veya kaymakamdır...Başka meslek bilmez, görmemiştir çünkü..Polis ve asker olmayı da istemezler zaten..Ama çoğu da aile büyükleri gibi hayvancılıkla uğraşır.
Trafik kurallarını da öğretemezsiniz..Ne üst geçit görmüştür ne de trafik lambası..NAsıl bir şey olduğıunu sorar size meraklı bakışlarla...İşte o zaman anlarsınız ne kadar yüce bi göreviniz olduğunu..
Bitmez ki daha.....
Tayinim çıktığında; evime yurduma geri dönerken tuhaftır, yine ağlıyordum..İyi ki gitmişim, iyi ki görmüşüm ve yaşamışım başka Türkiye'yi...Şimdi anılar ve fotoğraflar kaldı...Bazen de deprem haberlerinde rastladığım görüntüler..
 
L

leavealegacy

Guest
Ynt: 6 Aylık Bir Hatıra...

kimin hatırası bu ya... :D
 
Üst