badem
Site Yöneticisi
Altın Üye
   
Puan: 167
Offline
Branşınız: İngilizce
Mesaj Sayısı: 18487
blog var
( 0)
|
 |
« : 03 Haziran 2008, 16:28:40 » |
|
Mental Retardasyonlu Hastanın Fonksiyonel Durumunun Belirlenmesi
Mental retardasyon sınıflandırılması pek çok testlerle yapılır. Uygulanan testlerin o toplum için uyarlanmış olması gereklidir. Ancak görme-işitme gibi periferik duyu kusuru ve serebral palsi gibi hareket bozuklukları, uygun öğrenim ortamının yokluğu, duygusal uyaran eksikliği, anne-baba-çocuk ilişkisi gibi çevresel yoksunluk ve infantil otizm gibi primer kişilik deformiteleri gibi bazı durumlarda mental retardasyon bulunmadan da bu testler yanlış sonuç verebilirler.
HASTA YETENEKLERİNİN EN YÜKSEK DERECEYE GETİRİLMESİ İÇİN HASTANIN YÖNETİMİ
Mental retardasyon ön tanısı ile getirilen bir çocuğa ilk yapılacak şey mental retardasyon var mı sorusuna yanıttır.
Mental retardasyon, bazı sendromların ilk bulgusu olarak da görülmektedir. Bu sendromların erken tanımlanması ile mental retardasyon da kolaylıkla tanınmış olur.
Ayrıca iyi bir pre-, peri- ve post-natal öykü, erken dönemde muayenede birden fazla ekstremite güçsüzlüğü, hipotoni, hipertoni, anormal ağlama sesi, irritabilite, apati ve nöbetler merkezi sinir sistemi disfonksiyonunun, belki de ileride görülebilecek/oluşabilecek mental retardasyonun haberci bulgularıdır. Yaşamın ilerleyen dönemlerinde ilkel reflekslerin devamı, baş tutma, oturma ve yürüme gibi motor fonksiyonların belli zamanlarda yapılamaması, uyku düzensizlikleri, beslenme problemleri, göz ile temas kurma, gülümseme ve agular çıkarma gibi sosyal ilginin yetersizliği haberci belirtiler olarak alınmalıdır.
Mental retardasyonlu aileler sıklıkla çocuklarının gelişim basamaklarına zamanında yetişememe yakınmaları ile başvururlar. Yaşamın ilk aylarında yetersiz emme refleksi, hipotoni veya hipertoniye bağlı olarak hareketlerin azalması, görsel veya işitsel uyarıya yanıtın azalması veya yokluğu haberci bulguları oluştururken daha sonraki aylarda veya ilk yıllarda baş tutma, oturma ve yürümenin gecikmesi ikinci ve üçüncü yıllarda konuşma ve davranış kusurları muhtemel problemin habercisidir. Bunların içerisinde de intellektüel fonksiyon geriliğinin en iyi göstergesi dil fonksiyonundaki geriliktir.
Ayırıcı Tanı
Mental retardasyon düşünülen bir çocukta ayırıcı tanıda şunlar düşünülmelidir. (1,3,4,5,6) - Gelişimin normal varyasyonu - Motor ve konuşma fonksiyonlarını etkileyen serebral felç - İşitme problemleri - Görmede bozulma - Dejeneratif sinir sistemi hastalıkları - Kaba yüz görünümü - Depresyon - Psikiyatrik hastalıklar - Spesifik öğrenme güçlüğü - Mental retardasyonda dil ve kognitif beceriler benzer şekilde geri kalırken kaba motor beceriler daha az etkilenmiştir. Serebral palsili vakalarda ise motor beceriler kognitif becerilere oranla çok daha fazla etkilenirler. Mental Retardasyonda Tedavi ve Yardım İlkeleri
1. Önleme Birincil önleme İkincil önleme 2. Özel eğitim 3. Ruh Sağlığı yaklaşımları 4. Fiziksel Rehabilitasyon 5. İlaç Tedavisi: Zeka geriliğini düzeltecek bir ilaç yoktur 6. Aile danışmanlığı Akraba evliliklerinin engellenmesi Mental retarde kişilere evlilik izninin verilmemesi Metabolik hastalıkların erken tanınması ve tedavisi Hipotiroidi Fenilketonüri
Birincil önlemede zeka geriliğine yol açan etkenlerin gerilik ortaya çıkmadan önlenmesi olup bunun için en etkin yöntem toplumun bilgilendirilmesidir. Böylece çok ucuz ve kolay tetkiklerle mental geriliğe yol açabilecek hipotiroidi, fenilketonüri, konvulsif hastalıklar, Down sendromu gibi nedenler kontrol edilebilirler. İkincil önlemede ise biraz önce bir kısmını sıraladığımız hastalıkların erken tanısı ve tedavileri mental retardasyonun ortaya çıkmasını en aza indirmektedir.
Mental retardasyonlu çocuğun tedavisinde başarı çocuğun mental kapasitesine göre çeşitli açılardan desteklenmesidir. Bu eğitim, sosyal aktiviteler, davranış problemleri ile birlikte bulunan problemlerin çözümü ve desteklenmesi şeklinde sıralanabilir. Ayrıca genetik danışma ve destekleyici psikoterapi de bunlara eklenmelidir. Böylece çocuğun yaşamının kolaylaştırılması ve kapasitesi oranında eğitim alması sağlanmış olur.
Mental gerilikli çocukta genel pediatrik bakım, diş bakımı, aşılanma programının uygulanması, büyüme ve gelişme parametrelerinin izlenmesi ve araya giren enfeksiyonların tedavisi gerekmektedir. Bunların yanı sıra bu çocuklarda eksiklik hızla saptanarak mümkün olduğunca erken kognitif, dil ve motor gelişimi destekleyecek tedavi programına başlanılmalıdır. Bunlarda davranış problemleri genel topluma göre çok daha sık görülmektedir. Hafif gerilikli çocukta dikkat eksikliği hiperaktivite sendromu sık görülürken, daha ağır gerilikli çocuklarda stereotipik ve kendi kendine zarar verme davranışları sıktır.
Mental gerilikli grupta dikkat eksikliği hiperaktivite sendromu tanı kriterleri normal gelişimli çocuklarınki gibidir. Sendromun tedavisinde davranış terapisi ve stimülanlar kullanılmaktadır. Vakaların hemen hemen yarısında etkili olan metilfenidat bu grupta sayılabilir. Ağır gerilikli çocuklarda ise hiperaktivitenin kontrolünde orta derecede başarı oranı ile fenotiazinler kullanılır. Ayrıca davranış terapisi altta depresyon varsa antidepresanlarla, agresyon varsa karbamezepinle desteklenebilir (4).
Mental gerilikli çocuklarda birlikte bulunabilen problemler hastalık için artmış bir risk oluştururlar. Ağır mental gerilikli çocukta serebral palsinin de olması gastroözöfagial reflü ve aspirasyon pnömonileri için artmış bir risk oluşturmaktadır.
Bunların yanı sıra yaptırılacak düzenli sportif faaliyetlerle ağırlık kontrolü, fizik koordinasyonun geliştirilmesi, kardiovasküler sağlığın sürdürülmesi ve vücut görüntüsünün düzeltilmesi sağlanmış olur. Mental retardasyon tanısı aileler için genellikle çok yıkıcıdır. Bu nedenle hekim mümkün olduğunca mental retardasyon teriminden daha çok gelişimsel gerilik terimini tercih etmelidir.
Mental retardasyonlu çocukların çoğunda spesifik etyolojik tanı konulamaz. Bu çocuklarda genetik konsültasyon kararı güçtür; üstelik prenatal tanı informatif değildir. İdiopatik ağır mental retarde çocuğa sahip bir ailenin diğer çocuklarında da bu olayın tekrar etme şanssızlığı % 3-9 arasında değişmektedir. Neonatal menenjite bağlı mental retardasyonlu ailelerde artmış tekrar riski yokken, fetal alkol sendromuna bağlı bir mental retarde çocuğu olan annenin alkol almaya devam ettiği takdirde bir diğer çocuğunda bu olayın tekrarlama riski % 30-50 arasında değişmektedir. Yine Down sendromlu çocuğa sahip ailelerde bu olay trisomi 21 den kaynaklanıyorsa tekrar riski % 1’den daha azken dengeli translokasyonda % 10’dan daha fazladır.
|