Prens Sabahattin

'Sosyoloji' forumunda badem tarafından 20 Haz 2008 tarihinde açılan konu

  1. badem

    badem Guest

    Prens Sabahattin (1877 - 1948)








    Sosyolog ve siyaset adamı Prens Sabahattin 1877'de İstanbul'da doğdu. Padişah Abdülmecit'in kızı ve II. Abdülhamit'in kardeşi Seniha Sultan ile Damat Mahmut Celaleddin Paşa'nın oğludur. Özel öğrenim gördü.
    II. Abdülhamit'in yönetimini eleştirdiği için gözden düşen ve baskı altında tutulan Mahmut Celalettin Paşa, 1899 yılında Fransa'ya kaçarken çocukları Sabahattin'i ve Lütfullah'ı da birlikte götürmüştü. Sabahattin, Paris'te siyaset adamları ve toplumbilimciler çevresiyle ilişkiler kurdu. Abdülhamid'in saltanattan uzaklaştırılması, Meşrutiyet'in ilanı amacıyla yurt dışında mücadele sürdüren Türk aydınlarını bir araya getiren 1902'deki Birinci ve 1907'deki İkinci Jön Türk kongrelerini topladı. Teşebbüsi Şahsi ve Ademi Merkeziyet Cemiyeti'ni kurdu. 1906 yılında Terakki dergisini yayımlayarak, yönetimde ademi merkeziyet ve iktisatta telebbüsi şahsi ilkelerini savundu.

    Topladığı kongrelerle meydana gelen hareketten yararlanarak Osmanlı Ahrar Fırkası'nı kurdu. İttihat ve Terakki yönetiminin sonra ermesinden ve Birinci Dünya Savaşı yenilgisinden sonra yurda dönerek çalışmalarını sürdürdü. Hanedanla olan akrabalığı yüzünden Cumhuriyet Türkiyesinden gitmek zorunda kaldı. Sonraları Fransa'da, daha sonra İsviçre'de güç koşullar içinde yaşadı. 30 Haziran1948'de İsviçre'nin Nechautel kentinde öldü. Kemikleri Türkiye'ye getirilerek Eyüp mezarlığında babasının kabri yanına gömüldü.

    Prens Sabahattin, Ziya Gökalp'in Durkheim'dan etkilenerek öne sürdüğü toplumcu görüşe karşı, Le Play'in bireyci anlayışını savundu. Edmond Demoulins'in Anglo-Saksonların Üstünlüğü Neden İleri Geliyor adlı yapıtı, görüşlerinin temelini oluşturdu. Demoulins toplumları, zümrelerin hakim olduğu ve kişilerin önem kazandığı toplumlar olarak ikiye ayırıyordu. Bireylerin önem kazandığı toplumlarda, toplumsal zümreleşmenin, bireyin çevresinde oluştuğunu söylüyor, Anglosakson ülkeleri örnek vererek bu tür toplumların geliştiğini öne sürüyordu. Prens Sabahattin, çeşitli tarihlerde yayımlanan yapıtlarında, Osmanlı Devleti'nin çöküşünü, bu görüşler doğrultusunda, zümrelerin egemen olduğu bir toplum olmasıyla açıkladı, merkezi otoriteye karşı ve bireysel girişimciliğe destek veren bir yaklaşımı savundu.

    Prens Sabahattin'e göre İmparatorluğun kurtuluşu ve ağır sorunların çözümü için tek yol bağımsız bireyin hiçbir dayanağa ihtiyaç duymadan çalışmasıdır. Çünkü, çalışmak, bir kişilik prensibidir; ama bu prensibin hayata geçmesi için bireyin ailesi, devleti, cemaati ile olan göbek bağını kesmesi gerekir. Eşitlikçi ve özgürlükçü bir siyasi ortamda bunun anlamı, tebaadan vatandaş statüsüne geçmektir.
    Eserleri
    Türkiye Nasıl Kurtarılabilir?
    İttihat ve Terakki Cemiyetine Açık Mektuplar
    Mesleğimiz Hakkında Üçüncü ve Son Bir İzah
     

Bu Sayfayı Paylaş