1.Sınıf Öğretmenleri İçin...

'1. Sınıf Öğretmenleri' forumunda cybella tarafından 27 Ağu 2008 tarihinde açılan konu

  1. cybella

    cybella New Member

    Şahsen, bu amcanın söylediklerinin tam tersini yapıcam ;)

    Değerli arkadaşlar, okulların açılmasına az bir süre kaldı. Özellikle,
    ilk kez birinci sınıf okutacak arkadaşlarımız, muhtemelen tatlı bir
    telaş içindedirler şimdi. Ama hiç tırsmayın. Tecrübeli ağabeyiniz
    Enver "The Denver" yanınızda. Vakt-i zamanında, birçok kez birinci
    sınıf öğretmenliği yapmanın verdiği cüretle (bazıları bunu densizlik
    olarak da yorumlayabilir tabi), sizlere bazı önerilerde bulunmaya
    karar vermiş bulunuyorum. Gerçi şu sıcak yaz günlerinde, arkadaşların
    ısrarcı pohpohlayışı olmasaydı, hayatta elimi kalem kağıda sürmezdim
    ama neyse. Bu defalık da böyle olsun bakalım. İşte yeni müfredata göre
    ilk kez birinci sınıf okutacak arkadaşlara önerilerim. Sıkı durunuz...
    1-Dersliğinizi yani eğitim ortamınızı fiziksel açıdan kesinlikle
    hazırlamayın. Hatta mümkünse tamir ve tadilatın tüm yarıyıl boyunca
    sürmesini sağlayın. Öğrencilerinizi, soğuk (psikolojik anlamda) ve
    alışılması güç bir derslikte karşılayın. Dersliğinizin kirliliği ve
    düzensizliğinden emin olun. Onu kesinlikle süslemeyin ve yaş grubu
    çocuklarının orada olmaktan mutluluk duyacağı bir hale getirmeye
    çalışmayın. Çünkü, her ne yaparsanız yapın, daha önce ana sınıfı
    öğrencisi olarak aynı okulda bulunmuş öğrencileriniz arasından bile,
    uyum sağlamakta güçlük çekecek, sorun yaratacak birkaç kerata
    çıkacaktır. Kendinizi daha başlangıçta bu endişenin kollarına bırakın.
    Bırakın ki, kaygılarınız kolaylıkla onlara da bulaşsın. Asla
    unutmayın, negatif elektrik, eğitim ortamları için en temel enerji
    kaynağıdır. Uygun etkinliklerle meşgul edilen ve tatmin edici bir oyun
    grubu üyeliği rolü alan öğrenci kısa zamanda, okul korkusu ya da diğer
    uyum sorunlarını aşacaktır. Bu yüzden mümkünse hiç etkinlik yapmayın
    ve oyun gruplarını dağıtın. Nitekim hepimizin bildiği gibi, iyi bir
    öğrencinin gün sonuna kadar, kesin bir itaat ve derin bir sessizlik
    içinde öylece oturması gerekir.
    2-Ne demiştik, etkinliklerinizi planlamayın, biraz bohem olun. Plan
    yapmayın, yaptıysanız da uygulamayın. Evrenin izlemekten en keyif
    aldığımız yanı, o sonsuz boşluğunun yarattığı görüntü değil midir? Siz
    de eğitim etkinliklerinizde olabildiğince büyük boşluklar bırakın.
    Gerçi öğrenci türü, boşluğu sevmez ve bıraktığınız boşlukları Tanrı
    vergisi bir doğaçlamayla oluşturdukları, kendi etkinlikleriyle
    dolduruverir. Ama ne iyidir ki bunlar genellikle sessizce ve müfredata
    uygun biçimde gerçekleşen etkinlikler değildir. Çocuklarımızın
    yaratıcılıklarını engellemeyin. İşinizi gereğinden fazla ciddiye alıp,
    kendinizi yıpratmayın. Böylece onları okuma-yazmayı kendi kendilerine
    sökme şansından mahrum etmemiş olursunuz. Bırakın kırda kendiliğinden
    açan çiçekler gibi patırdayıversinler. Birkaç dönem geç de olsa,
    önünde sonunda okumaya, yazmaya başlayacaklardır. Bazıları, ders
    içinde uygulayacağınız etkinlikleri, başta süre olmak üzere son derece
    dikkatle planlamanız gerektiğini söyleyeceklerdir. Oluşabilecek küçük
    boşlukları ilgi çekici küçük öyküler, fıkralar, oyunlar, şarkılar ya
    da bilmecelerle kapatmanın, bir avantaj sağlayacağından dem
    vuracaklardır. Üstelik bunları daha önceden belirlediğiniz seçkiler
    üzerinden gerçekleştirerek, okuma-yazmaya geçiş sürecinde pekiştirme
    metinleri olarak kullanmanızı salık vereceklerdir. Bu asılsız
    söylentilere aldanmayın. Unutmayın bu dünyada her şey gelip geçicidir.
    Sizden önce de böyleydi, sizden sonra da böyle kalmasına izin verin.
    Dünyayı kurtaran adam ya da kadın olmayın. Olursanız da tatmin edici
    bir gişe hasılatı beklemeyin.
    3-Unutmayın, veli, nimetinizdir. Onları sık sık toplantı bahanesiyle
    okula çağırın. Toplantılarınızı içeriye girmesi kolay ama çıkması güç
    yerlerde düzenleyin. Ve belli bir ödeme yapmayan velinin dışarıya
    çıkmasına kesinlikle izin vermeyin. Gösterdiğiniz ısrarcılığın, veli
    üzerinde bir tür şartlı refleks etkisi yaratması gayretinde olun.
    Velilerin, veli toplantılarının asıl amacının ne olduğu konusunda akıl
    karışıklığı yaşamasına izin vermeyin. Öğrencilerin eğitim ve öğrenim
    durumları gibi gereksiz konuların değerlendirilmesi söz konusu
    olduğunda genel ifadeler kullanın. Öğrenciyi gerçekten tanımadığınız
    ya da durumu hakkında ayrıntılı fikirlere sahip olmadığınız durumlarda
    bu yöntem işe yarayacaktır. Israrcı velilerle karşılaştığınızda,
    baskın çıkın. Kızın, köpürün, suçlayın. Söz konusu tavırlar kaçınılmaz
    başarının temel anahtarlarıdır. İlk toplantılarda toplayabildiğiniz
    kadar para toplayın. Daha sonraki toplantılarda katılımın hızla
    düşeceğini ve sonunda dersliğin duvarlarıyla baş başa kalacağınızı
    unutmayın. Bazı bozguncular, eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütürken
    velilerinizle tam bir işbirliği ve uyum içinde olmanız gerektiğini
    söyleyeceklerdir. Hatta işi abartıp, bir veli toplantısı düzenleyerek,
    yeni müfredat ve uygulanışı konusunda onlara açıklayıcı bilgiler
    vermeniz gerektiğini öne süreceklerdir. Heyhat. Ne gereksiz bir çaba.
    4-Bakanlık sizlere özellikle ilk hafta etkinlikleri için bir yönerge
    gönderecektir. Büyük olasılıkla bazılarınız düzensiz ve düzenli çizgi
    çalışmalarına geçmek için sabırsızlanıyordur. Sabırsızlık en sevdiğim
    kişilik özelliklerimden biridir. Sabırsız olmaktan çekinmeyin.
    Gönlünüzce sabırsızlanın ve bunun gereğini yerine getirin. Yönergeyi
    ve yazmaya hazırlık çalışmalarını boş verin. Doğrudan sesleri vermeye
    geçin. Henüz buna hazır olmayan öğrencileriniz zorlanacaklardır. Bu
    zorlanma yüzünden güven duygularını yitirip, okul ve okuma yazma
    etkinliklerinden soğuyacaklardır. Hatta yetişkinlik dönemlerinde
    bırakın kitap okuma alışkanlığı kazanmış olmayı, her hangi bir
    kütüphanenin önünden geçmekte bile zorlanacaklardır. Olsun. Bu durum,
    toplumun genel iyiliği ve mesleki imajınız adına çok da büyük bir
    bedel değildir. Sınıfınızdaki bir grup hazır öğrenciyi, zümrenizden
    önce okumaya geçirmenin tadından kendinizi mahrum etmeyin. Bırakın
    hasedinden çatır çatır çatlasın. Hele bir de diğer öğrenciler ve
    velileri gaza getirip öncülere yetişme gayreti verebilirseniz, o sınıf
    tadından yenmez olur. Değerli arkadaşlarım. İleri sürdüğüm savların
    tam tersini ısrarla müdafa edecekler çıkacaktır. Hep çıkmıştır. Ama
    yanlış yapıyorlar. Benimle polemiğe girmesinler, çıkamazlar.
    Çıkartmam. Neyse biz işimize bakalım.
    5-Öğretmenlik söz konusu olduğunda sorunlar ve çözüm yolları tükenmez
    desek yeridir. 1. sınıflarda karşılaşacağınız en önemli sorun sınıf
    yönetimi konusunda olacaktır. Çünkü evlerinde kuzu kuzu kurallara uyan
    bebelerimiz, okullu olup sınıfları doldukları vakit, tuvalete gitme
    becerilerini bile yitirirler. Öncelikle yapmamız gereken, tuvalet
    meselesini çözmektir. Önerim, öğrencilerinizin okul binasını kendi
    başlarına tanımalarıdır. Bu onların keşif ruhunu geliştirecektir.
    Bırakın arasınlar. Muhtemelen büyük çoğunluğu ihtiyaçlarını
    giderecekleri yerleri zamanında bulacaklardır. Bulamayanlar da, bir
    sonraki defa muhakkak muvaffak olacaklardır. Siz yine de olası
    aksaklıklara karşı elinizin altında, emici özelliği olan bir bez
    bulundurmayı ihmal etmeyin.
    6-Bir ders süresi 40 dakikadır. Bu dakikaların kıymetini bilin. Her
    bir dakika önemlidir. Etkinlikler yoğun biçimde, talebe türünün başını
    kaldıramayacağı şekilde icra edilmelidir. Bu yaş grubu çocukların,
    oyun temelli öğrenmeye yatkın olduğu ya da dikkat sürelerinin etkinlik
    planlamada esas alınması gerektiğini ifade edenler çıkacaktır. Bunlar
    boş laflardır. Yazma konulu uzun süreli ödevlendirmeler bütün
    sorunlarınızı çözecektir. Yok efendim sıralarımız ortopedik değilmiş
    de, uzun süreli oturmalarda bebelerin popoları ağrıyacakmış, kas-kemik
    gelişimleri açısından uzun süreli yazma çalışmaları bıktırıcı olmanın
    yanı sıra, can yakıcı olabilirmiş. Geçin bunları geçin canım...
    6-Geçenlerde nette dolaşırken, ilk hafta uygulamalarına ilişkin bir
    yazıya rastladım. Yazının gaflet içerisindeki bir arkadaşımız
    tarafından kaleme alındığı daha ilk cümlelerde belli oluyor. İbret
    olsun diye alıntılıyorum. Hemen ardından yorumlarımı da
    bulabilirsiniz:
    "İlk hafta, siz öğrencilerle tanışırken, öğrenciler de hem sizinle hem
    de okulla tanışacaklardır. Çocuklarınıza kendi isimleriyle hitap
    etmeniz, olumlu etki sağlar. Adlarını öğrenmekte güçlük çekerseniz,
    isim kartları kullanabilirsiniz. Tanışmayı oyun temelli bir sınıf
    etkinliği olarak gerçekleştirmenizi tavsiye ederim. Sınıfın maskotu
    olan bir oyuncağın elden ele dolaştırılarak, her bir öğrencinin
    kendisini tanıtmasını sağlayabilirsiniz. Tabi önce bunu nasıl
    yapacaklarını örneklemeniz daha iyi olur. Birçok kişinin bitişik eğik
    yazıyla ilgili şikayeti olduğunu duyuyorum. Bitişik eğik yazı, aslında
    hareket yönleri doğru biçimde kavratılırsa, ne size ne de
    öğrencilerinize zorluk yaşatmayacaktır. Bu yüzden özellikle düzenli
    çizgi çalışmalarına ağırlık vermeniz ve yazılış yönlerinin doğru
    kavranmasına dikkat etmeniz gerekir. Sürekli yazma çalışmaları, henüz
    oyun çağı çocuğu sayılan öğrencilerinizi sıkacaktır. Özellikle ana
    sınıfından gelen öğrencilerinizi. Çünkü bu çocuklar sürekli oyun
    ağırlıklı etkinliklere alışıktırlar. Bu yüzden tekerleme, bilmece,
    sayışmalara en azından ara ara zaman ayırmak, sizin için de onlar için
    de rahatlatıcı olacaktır. İsim kartları, tekerleme-sayışmalar ve ilk
    hafta uygulayabileceğiniz düzenli çizgi çalışmalarına ilişkin bazı
    linkler aşağıdadır. Umarım yararlı olur.

    http://www.edusofttec.com/indir/cizgicalismalari_pdf.zip
    http://www.edusofttec.com/indir/ogrencitanitmakarti1.zip
    http://www.edusofttec.com/indir/tekerleme.zip


    Bak şimdi. Arkadaşım neler söylüyor neler. Öncelikle öğrencilerle
    tanışacakmışız. Arkadaşım öğrenci dediğin şey çocuktur. Hepsi
    birbirinin aynıdır. Öyle sirk gösterisi yapar gibi maskotla, oyuncakla
    falan etkinlikler, merasimler düzenleyerek tanışmaya ne gerek var. Tek
    tek isimlerini öğrenecekmişiz. Çocuğum, yavrum, evladım gibi, güzel
    Türkçemizin güzel sözcükleri niçün yeterli gelmiyor? Ahmet, Ayşe
    deyince boyları mı uzayacak? Bir de paylaşımda bulunuyor arkadaş.
    Tereciye tere satıyor. Neyse daha fazla uzatmak istemiyorum.
    Hakikatler gün gibi açık. Ve ben hakikatleri ifade etmeye devam
    edeceğim. Hadin hepinizi öpüyorum.


    Ağabeyiniz Enver "The Denver"
     
  2. onekine

    onekine New Member

    Ynt: 1.Sınıf Öğretmenleri İçin...

    Güldüm. Yazar anlatmak istediklerinin tam tersini söylemiş zaten... ;D
     
  3. şimal55

    şimal55 New Member

    Ynt: 1.Sınıf Öğretmenleri İçin...

    güzel ve de komik...tersini yaparsak bir şeyler olur...
     
  4. cetinbilek

    cetinbilek New Member

    Ynt: 1.Sınıf Öğretmenleri İçin...

    teşekkürker
     

Bu Sayfayı Paylaş