|
badem
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #1 : 06 Haziran 2008, 15:38:41 » |
|
İŞİTME Görme Engellinin işitme ve konuşma (sesin niteliği, işitilebilirliği, yüksekliği) açısından bir özür yarattığına ilişkin herhangi bir araştırma sonucu bulunmamaktadır. Yaşamın ilk bir kaç ayında bebekler anne-babalarının sesine gülümser (Freedman, 1964) 6. Ayda saatin gonguna doğru yönelir. 6-8 ay arasında elleri ile tepkiye başlar. Eline konulan objelere tepki verir. Sadece sesli olan uyaranlara eli ile tepki verme ortaya çıkmaz. 7 aylıkken el çırpmaya dikkatin yöneldiği gözlenir. 8. ayda yabancı seslere karşı antipatik (isteksiz) tepki gözlenebilir. 9-11 aylar arasında işitme ve dokunmanın eşgüdüm içinde çalışmaya başladığı gözlenir. Yürütece konan bebeğin sese doğru yöneldiği görülür. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi ses kör bebekler için gelişimlerinde oldukça önemli bir uyaran olmasına rağmen gören bebekler kadar erken sese yönelme, kör bebeklerde yoktur. Murphy (1968)'de belirttiği gibi, kör bebeklerde sese yönelmede 4 aylık bir gerilik söz konusudur. Yani 2 aylık gören bebek başını ses kaynağına çevirirken ancak 7 aylık kör bebeklerde bu gözlenmektedir. Ancak bu her kör bebek için genellenemez. 14 haftalık iken sese yönelen kör bebeklere literatür de rastlanmaktadır.
MOTOR GELİŞİM Yaşamın ilk aylarında doğuştan kör olan bebeklerin gelişimlerinin gören bebeklerden farklı olmadığını belirten kaynaklar bulunmaktadır. Yeni doğan kör bebekler aynı gören bebekler gibi el ve kol hareketi yaparken, destekle oturma, yuvarlanma, kendi kendine oturma, ellerinden tutulduğunda adım atma ve ayakta desteksiz durma becerilerinde görenlere kıyasla daha geri durumdadırlar. İki eli koordineli bir biçimde kullanmada geriliği vardır.
Gören bebekler ayağa kalktıklarında dizler bükük ağırlık topuktadır. Görerek kısa sürede dizlerini toplayıp ağırlığı taban ortasına doğru kaydırırlar. Ancak kör bebekler de bu olmadığı için ağırlık topuklarda uzun süre kalır ve düz tabanlık vakaların daha çok gözlenmesine neden olmaktadır. Bu durumda çocuğun olağan gelişimi için ne yapılabilir.
Dokunma duyusunu geliştirici özel oyunlar yoksa da çocuğun diğer sağlam kalan duyularıyla katıldığı oyun etkinliklerinde bu duyunun güçlendirilmesi olasıdır. Ana, baba görme özürlü çocuklarının hangi etkinliklere ne tür tepkiler yaptıklarını gözleyerek, ilgi alanlarını saptayabilirler. Ayrıca ilk çocukluk döneminde yakalama ve dokunmayı öğretecek özel araçlar, oyuncaklar sağlanmalı, özellikle anne, günde bir kaç kez diğer ev işlerine bakmaksızın sadece çocuğu ile ilgilenmelidir. Bu etkinlik için çocuğun dinlenmiş olması, herhangi bir huysuzluk göstermemesi gerekir. Anne bir oyun seçerek çocuğun dokunma duyusunu geliştirici ve dinlenme becerilerini arttırıcı düzenlemeler yapmak zorundadır. Örneğin : Çocuğun yaşına göre ya ellerinden ya da kollarından tutarak karşılıklı oturup "Fış Fış Kayıkçı" türü şarkılı bir oyun oynayabilir. Böylece çocuk hem etkinlikte bulunmuş olacak, hem de etkinliğe eşlik eden şarkıyı dinleyerek dikkatli dinleme becerisini geliştirebilecektir. Öte taraftan her oyuncak çocuğun eline verilerek anlatılmalıdır. Çocuğun oyuncaklarını fırlatarak, atarak, üzerine basarak, sallayarak çıkarttığı seslerdeki farklılığı ayırt etmeyi öğrenmesi de söz konusudur. Bu etkinliklerde bulunurken dinleme becerisi de artacaktır. Bu dönemlerde, dokunma ve dinleme becerilerini geliştirme açısından ana-babalar çocuklarındaki çevrelerini tanıma merak ve heveslerini uyarıcı etkinlikler düzenlemelidirler. Bu amaca uygun olarak hemen hemen her evde bulunan materyaller yararlı olabilir. Bunlardan bazılarını şöylece belirleyebiliriz. Kadife, yünlü, pazen, pamuklu kumaş parçaları, tahta ya da plastik iplik makaraları, kamış ya da tahta tabaklar, perde halkaları, lastik musluk contaları, deri ya da süet kemerler, her çeşit kutular, çeşitli cinste sicim ve ipler. Bütün bu materyalleri kullanarak dokunma duyusunun daha duyarlı olarak gelişeceği hatırdan çıkartılmamalıdır ve olası yaralanmalardan da korkmamalıdır. Çünkü, çocuğun kazanacağı deneyim ve uyarımlar bu duygulardan çok daha önemlidir.
Çocuğun dokunma duyusunu geliştirici, sağlam kalan duyularını uyarıcı ve dinleme becerilerini arttırıcı oyunlar, görenlerle birlikte oynanabilir. Örneğin : Görme özürlü çocuk, bir küme komşu ya da akraba çocukları ile birlikte bir masaya oturtulur, görenlerin gözleri bağlanır ve hepsine sırası ile çeşitli dokuma özellikleri olan kumaş parçaları verilerek, "elinizin altındaki kumaşın cinsi nedir?" le başlayan oyun, hem görme özürlü çocuğun dokunma duyusunun gelişmesine yardım eder, hem de gören çocukların kör arkadaşlarını daha iyi anlamalarını sağlar.
Büyüklük sırasına göre tahta halkaları bir çubuğa takma, küplerden kule yapma, büyük kutular içine saklanmış olan küçük kutuları bulma, dokunma duyusunu psikomotor yeteneği geliştiren oyunlardır. Aynı zamanda etkinlik sırasında oluşabilecek sesler işitmeyi de geliştirir. Oyun anında "ne duyuyorsun?" yada "bunun yapıldığı madde nedir?" türü sorularla çocuğun dikkati yönlendirilerek dokunma, dinleme ve diğer sağlam kalan duyuların eğitilmesi sağlanmış olur. Yukarıda sıralanan materyallerin tümüne çocuk alışkın olmalıdır. Ana-babanın her bir nesnenin diğerleri ile olan benzerlik ve farklılıklarını, çocuğa dokundurarak tanıtması ve işlevlerini anlatması da önemli bir noktadır. Ayrıca okul öncesi dönemde okula hazırlık olarak Braille ile yazılmış kitap ve benzerine de çocuğu aşina kılmak, okula hazırlamak açısından önemlidir. Çeşitli nesneleri büyüklüklerine, biçimlerine, yapılarına göre ayırma da dokunma duyusunu geliştirici yararlı ve eğlenceli oyunlardır bunlar için evde bulunan çeşitli malzemelerden yararlanıla bilinir. Düğme, fasulye, ceviz, fındık, eski anahtarlar, eski elektrik priz ve fişleri v.b. Boyaların kullanılması, sulu ve pastel boyaların, özellikle görme artığı olan yada az gören çocuklar için oldukça eğlendirici olmaktadır. Az gören çocuklara sağlanacak olan oyuncakların zıt, parlak renkli olanlardan seçilmesi hem çocuğa görme artığını kullanmasını öğreticek hem de kendine olan güveni artıracaktır. Çeşitli doğa sesleri ve gürültünün kaydedildiği bant ve plakların işitme duyusunu artırıcı etkinlikler düzenlenirken dikkate alınması gerekeceği unutulmamalıdır. Bu konuda Ülkemizde radyofonik oyunlar için düzenlenmiş kayıtların olduğunu hatırlatmakta yarar vardır. Örneğin gök gürültüsü, kapı gıcırtısı, şimşek, çeşitli hayvan sesleri trafikteki motorlu taşıt sesleri. Bu tür bant ve plak kayıtlarını kullanarak sesler arası ayrımı öğretecek oyunlar düzenlenebilir. Yağmur sesi dinletip "bu duyduğunuz ne sesidir?" diye sorularak hem gören hem de görme özürlü çocukların çeşitli tahminlerde bulunacağı bir oyun düzenlemek olasıdır. Böylesi bir oyunla her iki grubunda dinleme becerileri gelişeceği gibi doğru yanıtların ödüllendirilmesi ile pekiştirmede sağlanacak, çocuğun işitme duyusunu doğru olarak kullanması öğretilmiş olacaktır.
HAREKET ÖZGÜRLÜĞÜNÜ GELİŞTİRİCİ ETKİNLİK VE OYUNLAR Süt çağı çocukları için devinim ve oyun aynı etkinliklerdir. Çocuk, elini ayağını oynatırken yada bir taraftan öteki tarafa devinimde bulunurken hem hareket etmiş olur, hem de belli bir doygunluk sağlayarak oyun etkinliğini de yerine getirmiş olur. Bu nedenle çocuğun yaşamında devinim olarak oynamanın önemi çok fazladır. (Zeuthen, 1978) bu dönemde kör bebeklerin annelerine görenlerinkinden daha fazla yük ve görev düşmektedir. Görme özürlü çocuklar görsel uyarımlardan yoksun oldukları için hareketsiz kalmaktadırlar. Bu nedenle çocuğun çevresi bedensel gelişimini sağlayacak biçimde düzenlenerek hareket özgürlüğünün çok erken yaşlardan itibaren kazandırılmasına çalışılması gerekmektedir. Görmeyen çocuk, yakalama, başını çevirme ve yattığı yerden doğrulma gibi devinimleri yapmak için sesli uyaranlarla uygun biçimde uyarılmalı ve bu alıştırmalar sık sık yinelenerek devinimlerin süreklilik kazanmasına çalışılmalıdır. Anne çocuğun oturmasına yardım etmeli ancak yardımın dozunu gittikçe azaltarak çocuğun kendiliğinden oturmasını sağlamalıdır.
Çocuğa elleri ile nasıl oynayacağı da öğretilmelidir. Çünkü görmeyen bebekler genellikle ellerini 6-7 aylık oluncaya kullanamaz ve omuz hizasında yumruk yaparak tutma eğilimindedirler. Çocuğun elleri ile göreceği yani çevreyi elleri ile dokunarak öğreneceği gerçeği göz ardı edilmeksizin çocuğun ellerini kullanabileceği bütün etkinliklere katılması sağlanmalıdır. Örneğin : beslenirken biberonu, kaşığı, tabağı tutarak beslenme işine katılması sağlanmalıdır. Bu biçimde bir eğitim çocukta kendi kendine yeme isteğini daha çabuk geliştirir.
Görme özürlü çocuklar görsel uyaran eksikliği nedeniyle yüzüstü yatmaktan, emeklemekten, sürünmekten ve yuvarlanmaktan hoşlanmazlar ve kaçınırlar. Oysa, bu devinimler bedensel gelişim için gereklidir, çocuk bu devinimleri yapmaya oyunlar vasıtasıyla teşvik edilmelidir. Görme özürlü çocukların hareket özgürlüğünü kazanırken güçlükle karşılaştıkları bazı durumlar vardır. Bunlar yönlere ilişkin olan kavramların kullanılmasıdır. Ön, arka, üst, alt, sağ, sol gibi kavramları karıştırma eğilimindedirler. Bu düzenlenecek oyunlarda mutlaka verilmelidir, örneğin : görenlerle birlikte oynanan masa altına ya da benzeri bir yere saklanmış olan nesneleri, çeşitli yön bildiren komutlarla bulma oyunu.
Açık havada oynanan oyunlar çocuğun hareket özgürlüğünü artıran etkinliklerdir. Aynı zamanda çocuğa büyük doygunluk sağlar, özellikle gören akranlar ya da ana-babayla birlikte oynandığında. Örneğin: " Çember" oyunu açık hava gören akranla oynanan bir oyundur. Gören çocuk büyük bir çember içine girerek " At " olur. Kör çocukta çemberi dıştan tutup sürücü olur. Bu oyun çocuğun hareket özgürlüğünü kazanmasına hem de görenlerle kaynaşmasına yardımcı olur. Üç tekerlekli bisiklet, kaydırak, çit tırmanma v.b. açık havada oynanan oyunlar çocuğa bedenini istediği biçimde kullanma becerisini kazandırarak hareket özgürlüğünü geliştiren etkinliklerdir.
Yazarın Biyografisi Prof. Dr. Ayşegül Ataman halen Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Görme Engelli Çocukların Eğitim Anabilimdalı Başkanlığını yürütmektedir.
|