Dilimizin Nobranları
Öğretmen Forum.Net
04 Aralık 2008, 05:09:42 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: haberler,ders,sunumları,mevzuat,atamalar,günlük,yıllık,plan,etkinlikler,sınavlar,egzersizler,ders notları
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu : Dilimizin Nobranları Cevap Sayısı : 5 cevap var
Okunma Sayısı : 358 defa 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dilimizin Nobranları  (Okunma Sayısı 358 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
<Did€M>
Altın Üye
*****

Puan: 60
Offline Offline

Branşınız: Türkçe Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 1282


blog var (0)

« : 27 Mayıs 2008, 23:01:46 »




DİLİMİZİN NOBRANLARI...

Mobil telefon servis sağlayıcısının reklamında, hanım kız sevgilisi delikanlıya “nobran” diyor ve ortam dağılıyor. Çünkü genç adam “nobran”ın ne demek olduğunu bilmiyor. Sarılıyor cep telefonuna, orayı burayı arıyor, sonunda nobranın ne olduğunu öğreniyor. Kıza, “Nobran, bir insanın yapması gerektiği şeyi yapması gerektiği anda değil de, yapmaması gerektiği anlarda yaptığı bir şeydir” diyerek “cahillik” ten kurtuluyor. Bu sözcük aynı zamanda ağzına geldiği gibi konuşmayı, ölçü-denge kollamamayı ifade ediyor. Kaba davranmak, abuk sabuk konuşmak da nobranlık sayılıyor
Bir gazete “Büyük Türk Nobranları” diye bir başlık atmış ve nobranlarımızı saymış. Buna göre, Hülya Avşar “Tipik Nobran”, Tayip Erdoğan “Ful Nobran”, Yaşar Nuri Öztürk “Teolojik Nobran”, Engin Ardıç “Mikroskopik Nobran, Fatih Aksoy “Travmatik Nobran”, Semra Hanım “Medyatik Nobran” olarak nitelendiriliyorlar.
Ben burada dil nobranlarımıza değinmek istiyorum. Bu dil nobranları, daha doğrusu dilimizi nobranca kullananlar yüzünden en anlaşması gereken çocuklarla anneler, nineler bile anlaşamamaktadırlar. Günümüz çocukları “Hoşça kal, güle güle” gibi güzel sözcüklerimizi beğenmiyorlar, bay baylaşıyorlar artık! Yaşasın diye değil de “oley” diye seviniyorlar. “Tamam” yerine okey diyorlar. TV dizileri bu nobranlaşmaya önayak oluyorlar. Dizilerdeki çocukların bay bay, oley dediğini duyan, gören çocuklar da bir süre sonra öyle demeye başlıyorlar. Kendilerini uyaran, yanlışlarını düzelten olmuyor...
Anneyle çocuk arasındaki iletişimsizliğe birkaç örnek vereyim.
Annem bir arkadaşının yeni evini görmeye gitmişti. Dönüşte, “Evin salon salamancası var” dedi. Anlayamadım önce. Araştırınca “salamanca”nın salomanje yani yemek salonu olduğunu öğrendim. Torunumuz okuldan üzgün döndü. Nedenini sorunca, “Öğretmen yazılıda kazık sordu. Bilemedim” dedi. Annem şaşırdı, “Kazığın nesini sordu?” diye dudak büktü. Bir başka gün torun “Testim nerde?” diye bağırdı. Annem bunu testi sandı, “Merak etme. Çarşıdan sana yeni bir testi alıveririm” diye konuştu...
Tarım dersinde “Münavebe ile ekim” sözü geçiyordu. Öğretmen denemek için bir öğrenciye, “münavebe ne demek biliyor musun?” diye sordu. Öğrenci şöyle bir düşünüp, “Adı hiç yabancı gelmedi hocam. Görsem tanırım” dedi...
Nobranca söylenen sözlerden bir kısmı kalıplaşmış sözlerdir, “münavebe” örneğinde olduğu gibi. İki kişi tanıştırıldığı zaman, “müşerref oldum” demek de böyledir. Bakın ne olmuş: Yeni zenginin karısı kibar bir hanımla tanıştırılmış. “Meryem Hanım” denilince kadın hemen, “müşerref oldum efendim” demiş. Bizimki sosyetede adların değişmesi moda herhalde diye düşünüp, “Ben de köyde Fatmaydım, burada Fatoş oldum” deyivermiş!
Yeni zengin bir ziyafete gitmiş. Yemiş içmişler. Bizimki yemekten sonra su istemiş. “Şimdi olmaz. Keylos gelsin de ondan sonra” demişler. Bizimki bir beklemiş, iki beklemiş, sonunda dayanamayıp gene su istemiş. “Keylosun gelmesine az kaldı. Biraz daha sabredin” demişler ve adamcağıza bir türlü su vermemişler. Bir süre sonra bir uşak elinde su ve şerbet bardakları olduğu halde içeri girmiş. Uşağın adının Keylos olduğunu sanan adamcağız, “Nerelerdeydi be Keylos! Bizi amma da beklettin ha!” diye bağırmış. Oysa Keylos yemekten sonra su içmeden beklenen zamana deniliyormuş!
“İstim sonradan gelsin” fıkrasını çoğunuz biliyorsunuzdur. Ben bilmeyenler için anlatıvereyim. Kral vapurla bir yere gidecekmiş ama gemi makinelerin istim zamanı gelmediği için bir türlü kalkmak bilmiyormuş. Bunun nedenini sorunca, “Efendim. İstim gelmedi. Gelsin hemen kalkarız” demişler. “İstim” in ne olduğunu bilmeyen Kral kızmış, “Koskoca kral bekletilir mi be! İstim sonradan gelsin!” diye bağırmış.
Eski devirlerden birinde valiye üst makamlardan, “iliniz dahilindeki mevaşi adedinin bildirilmesi” diye bir yazı gelmiş. “Mevaşi”nin ne olduğunu bilmeyen vali kendi kendine, “Herhalde yanlış yazmış olacaklar. Maaşlıları soruyorlar galiba” diye düşünmüş. En başa kendini yazdırarak bütün memurların adlarını alta eklettirmiş. Oysa “mevaşi”, “büyük baş hayvan” demek değil miymiş!
Hukukta o kadar kalıplaşmış eski söz vardır ki, müvekkil, müşteki, sabıka, darbetmek gibi. Yargıç sanığa, “Bu adam senden müşteki. Kendisini darbetmişsin” demiş. Sanık, “Harbetmedik efendim. Sadece biraz itişip kakıştık” demiş. “Ama adam senden müşteki” deyince de, “Müşterim falan değildir. Kendisini sadece uzaktan tanırım” diye cevap vermiş.
Yargıç sanığa “sabıkan var mı?” diye soruyor. İşte sanığın cevabı: “Benim Allahtan başka kimsem yoktur!”
Doktorların da kendilerine özgü kalıplaşmış sözleri vardır. Nezle olursun. Doktor, sağlık karnene “gripal enfeksiyon” yazar! Hasta ölür, “eks oldu derler. Hatırlı bir kişiyse gazetelere “elim bir irtihal”, “vefat etti”, “ebediyete intikal etti” diye ilanlar verilir...
Köylünün biri doktora muayene olmuş. Doktor ilaç yazmış. “Bunlar süpozituardır. Makattan kullanacaksın” demiş. Köylü anlamamış ama sormaya çekinmiş. Köyde kime sorduysa bilememiş. Muhtara sormuş. O da bilememiş, doktora telefon edivermiş. “Anüsten alınacakmış” demiş. Köylü gene anlamamış. Bu sefer doktora kendi telefon etmiş. Doktor öfkeyle, “Kıçına sok, kıçına!” diye bağırmış. Köylü ilacın nereden alınacağını anlamadığı gibi, “Tüh be! Doktor beyi kızdırdım. Ne anlayışsız adamım. Yazıklar olsun bana” demiş.
Köylü kendine yazıklar olsun demiş ama kime yazıklar olsun acaba?
İşte yazıklar olsun dedirtecek dil nobranlıkları:
İnkılap yerine inkilap denilir ve yazılır, köpekleşme olur! Mütevazı yerine mütevazi demek alçakgönüllü değil paralel demektir! Sükutu hayal yerine sükutu hayal demek hayal kırıklığı değil hayal sessizliğidir. Rakip yerine a harfini uzatarak râkip dersek hasım değil binen deriz. (Binek hayvanı demek olan merkep buradan geliyor.)
Peş ön demek ama biz arka anlamında kullanıyoruz! Keleş güzel demek ama biz kellikle ilgili bir şey sanıyoruz. Kırıcı dökücü anlamındaki yavuz sözcüğünü iyi huylu demek sanıyoruz. Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’sinde geçen bedhah( kötülük isteyen) sözcüğünü bedbaht( kötü talihli) diye söyleyen çok kişiyi gördüm. Ayrıca aynı anlama gelen ilgi ve alaka, nüans farkı, örneğin mesela, geri iade etmek, birlik ve beraberlik sözcüklerini de hiç düşünmeden söyleyip geçiveriyoruz.
Kimi yabancı sözcükleri modaya göre değiştiriyoruz: İstasyon steyşın oluyor, kulüp klap, final faynıl... Batıdan yeni sözcükler alıyoruz, tepe tepe kullanıyoruz: Stres, orijinal, marjinal, karizma, nostalji, sinerji, reyting, zaping, agresif, hiperaktif, hiper tansiyon, plaza, sentır...Marketi almak yetmiyor, süper market, mega market takılıyor arkasına...
Sporumuzda yabancı sözcükler cirit atıyor. Kulüplerimiz maç yapmaya başlamıyorlar artık, start alıyorlar! Oyuncularımız pres yapıyorlar, spekülatif transferler yapıyorlar. Mantalite yok bizde, kondüsyonumuz düşük! Defansla ofans anlaşamıyor. Skoru bir türlü değiştiremiyoruz Spekülasyonlara rağmen rövanşı alamıyoruz. Okan mental olarak hazır değil, Tümer sendrom yaşıyor. Performansımız kötü...
Dilimizi nobranlaştıranlardan biri de bilgisayar. Gelin bir fıkra anlatayım da anlayın ne demek istediğimi. Çocuk, babasına nasıl meydana geldiğini soruyor ve şu yanıtı alıyor:
“Annenle Cyber Cafe’de karşılaştık. Birbirimizden elektriklendik, gözlerimizle mailleşmeye başladık. Derken çetleştik, netleştik. Ben Memory stick ile USB’den bir bağlantı kurdum. O da birkaç “Dowload” indirdi. Ben de “Upload”la karşılık verdim. Ama heyecandan “Firewall” kullanmayı unuttuk. İş işten geçtiği için ne “Delete”, ne de “Cancel” edebildik. Sonuç olarak dokuz ay sonra ortaya felaket bir “Virüs” çıktı. Olay bu kadar basit işte!”
Ya işte böyle, olay basit. Bu basitlikten ne zaman kurtulacağız bakalım.
Bu dil yozlaşması, bu nobranlaşma sürdükçe işimiz zor, hem de çok zor!

Erhan Tığlı
Logged

"Önemli olan zamana bırakmak değil,zamanla bırakmamaktır..."
Rose
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 27 Mayıs 2008, 23:09:54 »

Güzel ve de ilginç bir yazıydı,teşekkürler...
Logged
nükleerfizikçi
nükleerfizikçi
Gümüş Üye
****

Puan: 50
Offline Offline

Branşınız: fizik
Mesaj Sayısı: 448


KADİM ÜYE !!

blog var (0)

« Yanıtla #2 : 27 Mayıs 2008, 23:11:53 »

yazı mükemmelmiş.....teşekkürler hocam
Logged

yağmur yağar akasyalar ıslanır,
ben yağmura deli buluta deli,
bir büyük oyun bu yaşamak dediğin,
beni ya sevmeli  ya öldürmeli.
Öğretmen Forum.Net
« Yanıtla #2 : 27 Mayıs 2008, 23:11:53 »

 Logged
<Did€M>
Altın Üye
*****

Puan: 60
Offline Offline

Branşınız: Türkçe Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 1282


blog var (0)

« Yanıtla #3 : 27 Mayıs 2008, 23:18:41 »

 Rica ederim.Ben de çok beğendim.Özellikle“mevaşi" çok ilginç gerçekten  Gülümseme
Logged

"Önemli olan zamana bırakmak değil,zamanla bırakmamaktır..."
badem
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 29 Mayıs 2008, 22:19:12 »

ilginç ama gerçek hikayeler..etrafımızda da böyle olaylardan çok oluyor maalesef..yazıyı çok begendim teşekkürler..
Logged
<Did€M>
Altın Üye
*****

Puan: 60
Offline Offline

Branşınız: Türkçe Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 1282


blog var (0)

« Yanıtla #5 : 30 Mayıs 2008, 14:31:40 »

Evet badem...Günlük hayatımızda dikkat etmediğimiz çok fazla yanlışımızı dile getirmiş bu yazı.Beğenmene sevindim.Ben teşekkür ederim...
Logged

"Önemli olan zamana bırakmak değil,zamanla bırakmamaktır..."
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Bilge Öğretmen Eğitim Siteleri Hosting Hizmetleri
Edebiyatimiz Dilciler Forum Ögretmen Tv Bilge Ögretmen Türk Dili ve Edebiyati Mehmet Akif Ersoy Kitap Yurdum Dinlence Türküseveriz.biz Oyundakal Seyredal Resim Galerisi Eksiksiz Estetik

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!


Google ve orumceklerin son ziyareti Dün 19:14:08